Büluğa Ermeden Ölen Müslüman Ve Kâfir Çocukların Durumları Ve Hükmü Nedir?
SORU: Bizim 5.5 aylık bir kız bebeğimiz anne karnında vefat etti. Ölü doğum yapıldı. Biz bebeği defnettik. Bu bebek canlı olarak doğmadığı için durumu nedir? Cennet'te, inşaallah, bizimle beraber bizim çocuğumuz olacak mı? Yani, bu çocuğumuzun durumu ne? Şu an hangi alemde, sonra ne olacak? Kur'an ' da geçen "Vildanün muhalledûn" tabirine dahil mi? Bilgilendirirseniz sevinirim.
CEVAP: Alimler ana rahminde olan bir çocuğun seksenle yüz yirmi gün arasında uzuvlarının belireceği daha sonra da ruhun üfleneceğini
ve yaşayan insan hükmünü aldığını belirtmektedirler(1).
Zevaid de Zayıf bir isnadla gelen bir hadis de: Resûlullah(sav) buyurdular ki: “ Allah(cc) düşük çocuğun baba ve annesini cehenneme sokacağı zaman, düşük çocuk Rabbi ile mücadele eder. Sonunda ona: “Ey Rabbine karşı gelen düşük, haydi ebeveynini cennete sok” denilir. Bunun üzerine düşük çocuk, onları göbek bağı ile çekerek cennete sokar”.
Bir hadis de peygamber(sav) şöyle buyuruyor: “Sizden kim, kendinden önce üç çocuğu gönderirse, onlar mutlaka kendisine ateşe karşı bir perde olur”. Bir kadın “Ey Allah(cc)’ın Resulü! Ya iki çocuğu ölmüşse? “İki de olsa” buyurmuşlardır(2).
Buhâri’nin kaydettiği bir hadis de tek çocuğu ölenin dahi cennete gireceği belirtilmektedir. Hadis şöyledir: “Allah(cc) buyuruyor: “Ben, dünya ehlinden sevdiğini aldığım bir kulum, onun sevabını umarak sabreder, rıza gösterirse mükafatı ancak cennettir”
Peygamber(sav)’den gelen rivayetler de iki çocuk ve bir çocuğu ölen için cennet verileceği kaydına rastlanmaktadır(3).
Kur’an’da Kıyamet günü Allah(cc)’ın şefaatlerine izin verdiği kimseler arasında büluğa ermeden ölen çocuklar ve düşük dediğimiz ve bazı uzuvları çıkıp ölü doğan ceninlerde vardır. Bir hadis de “ Düşüklerinize isim koyunuz, çünkü onlar sizin ön(den gönderdiğiniz sevaplarınızdır)cülerinizdir” buyurulmaktadır. (4).
Kabirde sualin kaldırıldığı sekiz zümrenin içinde çocuklarda vardır(5).
Çocuklar anne ve babasına tabidir. Onlardan hangisi Müslüman ise çocukta ona tabi olup Müslüman çocuğu sayılır.
Yukarıdaki hadisleri delil alan alimler Müslümanların küçük yaşta ölen çocuklarının cennetlik oldukları hükmüne varmışlardır. Hatta bu konu da icmâ vardır(6)
Anne ve babası cennetlik olmayan ve müşrik çocukları hakkında alimler ihtilaf etmişlerdir. İmam-ı Âzam bunların cennetlik veya cehennemlik olduklarına hükmetmeyip, susmayı tercih etmiş ve Allah(cc)’ın ilmine havale etmiştir. İmam-ı Nevevî, onların da cennetlik olduğunu söylemektedir. Alimlerin bu konu da delil getirdiği ayet ve hadisler vardır. Sözün uzamaması için bunlara temas etmeyi uygun görmedik.
Bu bağlam da ayette geçen “Vildanün muhalledun"(Vâkıa-17) sözüyle alimler, Hadis de geçen “Peygamberler cennetliktir, şehitler cennetliktir, çocuklar cennetliktir”(7) çocukların, anne ve babası iman etmemiş, cennetlik olmayanların çocuklarıyla yorumlamışlar ve cennette bu çocukların cennetin ebedi hizmetkarları olacağını söylemişlerdir. Bu kanaat akla ve mantığa daha uygundur(8).
Bediüzzaman Hazretleri de "(Cenette) insanların etrafında ölümsüz çocuklar, (pervane gibi) dolaşır." (İnsan, 76/19) mealindeki ayeti açıklarken şu görüşlere yer vermiştir:
"Kur'an'da geçen, 'vildânun muhalledûn' (Vâkıa, 56/17) tabiri gösteriyor ki, müminlerin akıl-baliğ olmadan önce ölen çocukları, cennette ebedî, sevimli, cennete lâyık bir sûrette çocuk olarak kalacaklar. Demek ki, cennette diğer hadsiz lezzetlerin yanında; evlat okşayıp, koklamak gibi, en güzel bir zevki de Allah ebeveynlere ikram eder. Buna göre, cennetin tenâsül yeri olmadığını nazara alarak, orada evlat sevgisi ve okşamasının söz konusu olamayacağını söyleyenlerin bu görüşleri doğru değildir." (bk. Sözler, s. 689; Mektûbat, s. 71).
Bir kısım alimler de cennetteki hizmetçilerin dünya ehli çocukları olduğunu söylemişlerdir.
Fahrettin Râzi, vildan kelimesiyle tarif edilenin mü’minlerin çocukları görüşüne katılmadığını belirterek “Çünkü, Cenab-ı Hak mü’min çocukları babalarına katacağını haber vermiştir. Üstelik mü’min ve Salih kimselerden hiç çocuğu olmayan da vardır. Mü’min çocukların cennette, bir başka mü’mine hizmet etmesi câiz olmaz. Bu durumda da bu hizmet işinin, ya bazı Salihlere has olduğunun söylenmesi yahut etrafında dönüp dalaşacak çocuğu olmayan kimseler için olmaması, yahut ta bir başkasının çocuğunun, babasından başkasına hizmet etmesi gerekir ki her üç halde de bu durum, o çocuğun babası için bir noksanlığı ifade eder. Bu izaha göre ayette geçen vildan ifadesi ile, kafirlerin küçük çocuklarının kastedilmesi gerekir ki bu, doğruya birincisinden daha yakındır. Çünkü bunda, biraz önce bahsettiğimiz mahzurlar söz konusu olmaz. Muhalledûn ifadesi de onlar hep küçük kalır büyümezler, ebedidirler, halleri değişmez izahı yapılabilir (9)
Kafir çocukları cennet ehlinin hizmetçileridir.(10) Şu halde inanmış anne ve babaların çocukları kendileriyle birlikte olup cennete gireceklerdir. Ayette geçen Vildânün Muhalledûn ifadesine girmemektedir.
Kişi öldükten sonra ruh için kabir hayatı -ki buna berzah da deniliyor- başlar. Ameline göre kabri geniş-dar, aydınlık karanlık kısaca, ya refah bir yer veya ızdırap veren bir yer
halini alır, hadis de geçtiği gibi cennet veya cehennemi seyreden pencereler açılır. Bu hal mahşere kadar devam eder. Kabir veya berzah aleminde kimi ruhlar serbest, kimisi tutsaktır.
Hem mü’min çocukların hem de kafir çocukların, öldükten sonra Hz.İbrahim(as) ile beraber olduğunu ifade eden, Buhari’de (sabah namazından sonra rüya tabiri babında) uzun bir hadisin son kısımlarında vardır;
Semure bin Cundup Radiyallahu anhu’dan rivayet edildiğine göre Rasulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem, sahabelerine sıkça su soruyu sorardı: Bu gün sizden bir rüya gören oldu mu? Rüya gören anlatırdı. Bir gün Rasulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem şöyle dedi: “Bu gece bana iki kişi geldi ve benim onlarla gitmemi istediler..
Bana dediler: yürü! Yürü! Yürüdük. İçinde her çeşit çiçeğin bulunduğu sık ve uzun bitkilerle kaplı bir bahçeye geldik. Bahçenin ortasında uzun bir adam vardı. Semaya doğru uzanan boyunun uzunluğundan başını göremeyecektim. Bu zatın çevresinde pek çok çocuk vardı ki, o kadar çok çocuk görmemişimdir. Ben ‘Bu adam ve bu çocuklar kimlerdir?’ diye sordum. Onlar bana ‘Yürü, yürü’ dediler.
O iki kişiye bu gece çok garip şeyler gördüm dedim. Onlar da ne gördün sana izah edeceğiz dediler; büyük ağacın altında gördüğün yaşlı adam ise; İbrahim -aleyhisselâm-'dır. Çevresindeki çocuklar fıtrat üzerine ölen çocuklardır. Bazı sahabeler ey Allah’ın Rasulü! Müşriklerin çocukları da mı? Rasulullah: Müşriklerin çocukları da. Dedi (Buhari Eş Şâmile-7047)
Bu hadis bize gösteriyor ki, büluğa ermeden ölen her çocuk, İbrahim (as)’ın yanına gitmektedir.
______KAYNAKLAR______
1-İbn-i Âbidin,Hâşiye ala Dürrü’l Muhtar 1/302
2-Buhâri-ilim-36, Müslim-Birr- 2633
3-İbn-i Mâce-1606
4-İbn-i Âbidin,Hâşiye ala Dürrü’l Muhtar 2/228
5-A.g.e 2/192
6-Haydar HATİPOĞLU İbn-i Mâce Şerhi 4/4/476
7-Müsned, Ahmed İbn-i Hanbel
8-Resâil ve Mesâil Tercümesi, Mevdûdi
9-Tefsirü’l Kebir Tercümesi, Akçağ Yayınları,21/178
10-Dürrü’l Muhtar, 2/229