Soru
Bir kimse, dört rekatlı bir namaz kılarken, birinci rekatte miyim, yoksa ikinci rekatte miyim, diye şüphelense, bu kimsenin ne yapması gerekir?
Cevap
Görüntülenme:11
Bu durumla karşılaşan bir kimsenin başına bu hal, âdet haline gelmemişse, bu âdet hali;
Çoğu âlimlerin görüşüne göre, büluğ çağına erdikten sonra, asla namazında bu şekilde şüpheye düşmemiş, bu hal ilk defa başına gelmişse, âdet haline gelmemiş sayılır. Bu şüpheden sonra, bir şüphe daha gelse, âdet haline gelmiş sayılır.
Zayıf bir görüşe göre, senede iki defa bu hal, başına gelen bir kimse ise, şüphe, âdet haline gelmiş sayılır. Senede bir defa şüphe olursa, âdet haline gelmemiş sayılır.
İşte namaz kılan kimsede şüphe, âdet haline gelmemişse, namazını, namaza zıt olan bir şeyle keser. Ayakta da selam vererek kesse de, oturarak selam vermesi, daha evladır, oturarak selam vermenin sünnet olduğunu da söyleyen âlimler vardır. Mücerret niyetle, namazdan çıkmış olmaz. İlla bir amel ile namazını keser. Başladığı namazı bozduktan sonra, bu kimse, yeniden namazını kılar.
Eğer şüpheye düşme âdet haline gelen bir kimse ise, zann-ı galibine göre amel eder. Yani birinci veya ikinci rekatten, hangisi hakkında kanaatı ağır basıyorsa, zorluğu ortadan kaldırmak için, o tarafı tercih ederek namazına devam eder. Buradaki zorluktan maksat, kesin bilgiyle amel etme teklifinin, güç olmasıdır.
Eğer ağır basan bir kanaatı yoksa, bu durumda en az rekatı esas alır ve farz veya vacip oturuşu terk etmemek için de, oturmasından şüphelendiği her bir yerde de oturur.
Şöyle ki; mesela bir kimse, öğle namazın farzını kılmaktayken, birinci rekatte miyim, yoksa ikinci rekate miyim diye kıldığından şüphelenirse ve hangi rekatte olduğu hakkında da, ağır basan bir kanaatı da yoksa, birinci rekatte olduğunu esas alır, birinci rekatın sonunda oturur, tahiyyat duasını okur. Çünkü ikinci rekat olma ihtimali vardır. Sonra ikinci rekate kalkar, kıldıktan sonra, rekatın sonunda da, tekrar oturur ve tahiyyat duasını okur. Çünkü ikinci rekat olma ihtimali vardır. Üçüncü rekat için ayağa kalkar, rekatı kıldıktan sonra, oturur, tahiyyat duasını okur. Çünkü dördüncü rekat olma ihtimali vardır. Dördüncü rekat için ayağa kalkar, rekatı kıldıktan sonra oturur ve tahiyyat duasını okur. Çünkü dördüncü rekat olma ihtimali vardır. Sehiv secdesi yapar, tahiyyat duasını, sonra salavatları ve okuyacaksa (Rabbenâ âtinâ…..Rabbenağfirlî……)dualarını okur, selam verir. Böylelikle namazını tamamlar.
Çoğu âlimlerin görüşüne göre, büluğ çağına erdikten sonra, asla namazında bu şekilde şüpheye düşmemiş, bu hal ilk defa başına gelmişse, âdet haline gelmemiş sayılır. Bu şüpheden sonra, bir şüphe daha gelse, âdet haline gelmiş sayılır.
Zayıf bir görüşe göre, senede iki defa bu hal, başına gelen bir kimse ise, şüphe, âdet haline gelmiş sayılır. Senede bir defa şüphe olursa, âdet haline gelmemiş sayılır.
İşte namaz kılan kimsede şüphe, âdet haline gelmemişse, namazını, namaza zıt olan bir şeyle keser. Ayakta da selam vererek kesse de, oturarak selam vermesi, daha evladır, oturarak selam vermenin sünnet olduğunu da söyleyen âlimler vardır. Mücerret niyetle, namazdan çıkmış olmaz. İlla bir amel ile namazını keser. Başladığı namazı bozduktan sonra, bu kimse, yeniden namazını kılar.
Eğer şüpheye düşme âdet haline gelen bir kimse ise, zann-ı galibine göre amel eder. Yani birinci veya ikinci rekatten, hangisi hakkında kanaatı ağır basıyorsa, zorluğu ortadan kaldırmak için, o tarafı tercih ederek namazına devam eder. Buradaki zorluktan maksat, kesin bilgiyle amel etme teklifinin, güç olmasıdır.
Eğer ağır basan bir kanaatı yoksa, bu durumda en az rekatı esas alır ve farz veya vacip oturuşu terk etmemek için de, oturmasından şüphelendiği her bir yerde de oturur.
Şöyle ki; mesela bir kimse, öğle namazın farzını kılmaktayken, birinci rekatte miyim, yoksa ikinci rekate miyim diye kıldığından şüphelenirse ve hangi rekatte olduğu hakkında da, ağır basan bir kanaatı da yoksa, birinci rekatte olduğunu esas alır, birinci rekatın sonunda oturur, tahiyyat duasını okur. Çünkü ikinci rekat olma ihtimali vardır. Sonra ikinci rekate kalkar, kıldıktan sonra, rekatın sonunda da, tekrar oturur ve tahiyyat duasını okur. Çünkü ikinci rekat olma ihtimali vardır. Üçüncü rekat için ayağa kalkar, rekatı kıldıktan sonra, oturur, tahiyyat duasını okur. Çünkü dördüncü rekat olma ihtimali vardır. Dördüncü rekat için ayağa kalkar, rekatı kıldıktan sonra oturur ve tahiyyat duasını okur. Çünkü dördüncü rekat olma ihtimali vardır. Sehiv secdesi yapar, tahiyyat duasını, sonra salavatları ve okuyacaksa (Rabbenâ âtinâ…..Rabbenağfirlî……)dualarını okur, selam verir. Böylelikle namazını tamamlar.
Kaynaklar
وَإِذَا شَكَّ) فِي صَلَاتِهِ (مَنْ لَمْ يَكُنْ ذَلِكَ) أَيْ الشَّكُّ (عَادَةً لَهُ) وَقِيللَ مَنْ لَمْ يَشُكَّ فِي صَلَاةٍ قَطُّ بَعْدَ بُلُوغِهِ وَعَلَيْهِ أَكْثَرُ الْمَشَايِخِ بَحْرٌ ععَنْ الْخُلَاصَةِ (كَمْ صَلَّى اسْتَأْنَفَ) بِعَمَلٍ مُنَافٍ وَبِالسَّلَامِ قَاعِدًا أَوْلَى لِأَنَّهُ الْمَحَلُّ (وَإِنْ كَثُرَ) شَكُّهُ (عَمِلَ بِغَالِبِ ظَنِّهِ إنْ كَانَ) لَهُ ظَنٌّ لِلْحَرَجِ (وَإِلَّا أَخَذَ بِالْأَقَلِّ) لِتَيَقُّنِهِ (وَقَعَدَ فِي كُلِّ مَوْضِعٍ تَوَهَّمَهُ مَوْضِعَ قُعُودِهِ)
وَإِنْ لَمْ يَغْلِبْ عَلَى ظَنِّهِ شَيْءٌ، فَلَوْ شَكَّ أَنَّهَا أُولَى الظُّهْرِ أَوْ ثَانِيَتُهُ يَجْعَلُهَا الْأُولَى ثُمَّ يَقْعُدُ لِاحْتِمَالِ أَنَّهَا الثَّانِيَةُ ثُمَّ يُصَلِّي رَكْعَةً ثُمَّ يَقْعُدُ لِمَا قُلْنَا ثُمَّ يُصَلِّي رَكْعَةً وَيَقْعُدُ لِاحْتِمَالِ أَنَّهَا الرَّابِعَةُ ثُمَّ يُصَلِّي أُخْرَى وَيَقْعُدُ لِمَا قُلْنَا، فَيَأْتِي بِأَرْبَعِ قَعَدَاتٍ قَعْدَتَانِ مَفْرُوضَتَانِ وَهُمَا الثَّالِثَةُ وَالرَّابِعَةُ، وَقَعْدَتَانِ وَاجِبَتَانِ؛ وَسَيُذْكَرُ عَنْ السِّرَاجِ أَنَّهُ يَسْجُدُ لِلسَّهْوِ ابن عابدين 2\561
وَإِنْ لَمْ يَغْلِبْ عَلَى ظَنِّهِ شَيْءٌ، فَلَوْ شَكَّ أَنَّهَا أُولَى الظُّهْرِ أَوْ ثَانِيَتُهُ يَجْعَلُهَا الْأُولَى ثُمَّ يَقْعُدُ لِاحْتِمَالِ أَنَّهَا الثَّانِيَةُ ثُمَّ يُصَلِّي رَكْعَةً ثُمَّ يَقْعُدُ لِمَا قُلْنَا ثُمَّ يُصَلِّي رَكْعَةً وَيَقْعُدُ لِاحْتِمَالِ أَنَّهَا الرَّابِعَةُ ثُمَّ يُصَلِّي أُخْرَى وَيَقْعُدُ لِمَا قُلْنَا، فَيَأْتِي بِأَرْبَعِ قَعَدَاتٍ قَعْدَتَانِ مَفْرُوضَتَانِ وَهُمَا الثَّالِثَةُ وَالرَّابِعَةُ، وَقَعْدَتَانِ وَاجِبَتَانِ؛ وَسَيُذْكَرُ عَنْ السِّرَاجِ أَنَّهُ يَسْجُدُ لِلسَّهْوِ ابن عابدين 2\561