Soru
Bir kimse fecrin doğduğunda şüphe ederse, ne yapmalıdır?
Cevap
Görüntülenme:30
Bir kimse fecrin doğduğunda şüphe ederse, efdal olan yeme ve içmeyi terk etmesidir.
Şayet bu durumda yese ve içse, fecri sadıkın doğduğunu kesin olarak bilmedikçe, yine de orucu tamdır. Eğer fecri sadıktan sonra yediği bilinirse, bu durumda da, sadece kaza eder.
Eğer bir kimsenin ekser görüşü, fecir doğduktan sonra yemiş bulunduğu şeklinde olursa, ekseri görüşüyle amel ederek, orucunu kaza etmesi gerekir, ihtiyat olan da budur. Zâhirü’r Rivaye’ye göre bu kimsenin üzerine kaza gerekmez.
Bu hüküm, durumun tam açıkça belli olmadığı takdirdedir. Eğer fecir doğduktan sonra yediği ortaya çıkarsa, bu orucun kazası da vacip olmuş olur. Kefaret gerekmez.
Şayet bu durumda yese ve içse, fecri sadıkın doğduğunu kesin olarak bilmedikçe, yine de orucu tamdır. Eğer fecri sadıktan sonra yediği bilinirse, bu durumda da, sadece kaza eder.
Eğer bir kimsenin ekser görüşü, fecir doğduktan sonra yemiş bulunduğu şeklinde olursa, ekseri görüşüyle amel ederek, orucunu kaza etmesi gerekir, ihtiyat olan da budur. Zâhirü’r Rivaye’ye göre bu kimsenin üzerine kaza gerekmez.
Bu hüküm, durumun tam açıkça belli olmadığı takdirdedir. Eğer fecir doğduktan sonra yediği ortaya çıkarsa, bu orucun kazası da vacip olmuş olur. Kefaret gerekmez.
Kaynaklar
إذَا شَكَّ فِي الْفَجْرِ فَالْأَفْضَلُ أَنْ يَدَعَ الْأَكْلَ، وَلَوْ أَكَلَ فَصَوْمُهُ تَامٌّ مَا لَمْ يَتَيَقَّنْ أَنَّهُ أَكَلَ بَعْدَ الْفَجْرِ فَيَقْضِي حِينَئِذٍ كَذَا فِي فَتْحِ الْقَدِير.
وَإِنْ كَانَ أَكْبَرُ رَأْيِهِ أَنَّهُ تَسَحَّرَ وَالْفَجْرُ طَالِعٌ فَعَلَيْهِ قَضَاؤُهُ عَمَلًا بِغَالِبِ الرَّأْيِ، وَفِيهِ الِاحْتِيَاطُ وَعَلَى ظَاهِرِ الرِّوَايَةِ لَا قَضَاءَ عَلَيْهِ كَذَا فِي الْهِدَايَةِ، وَهُوَ الصَّحِيحُ كَذَا فِي السِّرَاجِ الْوَهَّاجِ. هَذَا إذَا لَمْ يَظْهَرْ لَهُ شَيْءٌ، وَلَوْ ظَهَرَ أَنَّهُ أَكَلَ، وَالْفَجْرُ طَالِعٌ يَجِبُ عَلَيْهِ الْقَضَاءُ، وَلَا كَفَّارَةَ عَلَيْهِ هَكَذَا فِي التَّبْيِينِ
الشاملة الهندية 1/194ِ
وَإِنْ كَانَ أَكْبَرُ رَأْيِهِ أَنَّهُ تَسَحَّرَ وَالْفَجْرُ طَالِعٌ فَعَلَيْهِ قَضَاؤُهُ عَمَلًا بِغَالِبِ الرَّأْيِ، وَفِيهِ الِاحْتِيَاطُ وَعَلَى ظَاهِرِ الرِّوَايَةِ لَا قَضَاءَ عَلَيْهِ كَذَا فِي الْهِدَايَةِ، وَهُوَ الصَّحِيحُ كَذَا فِي السِّرَاجِ الْوَهَّاجِ. هَذَا إذَا لَمْ يَظْهَرْ لَهُ شَيْءٌ، وَلَوْ ظَهَرَ أَنَّهُ أَكَلَ، وَالْفَجْرُ طَالِعٌ يَجِبُ عَلَيْهِ الْقَضَاءُ، وَلَا كَفَّارَةَ عَلَيْهِ هَكَذَا فِي التَّبْيِينِ
الشاملة الهندية 1/194ِ