Soru
Bir kimse malının üçte birini, zengin ve fakir ayrımı yapmadan “malımın üçte biri vasiyettir” dese, zenginlerde bu mallardan yemeleri câiz midir?
Cevap
Görüntülenme:21
Bir kimse “malımın üçte biri vasiyetimdir” dese zengin olanların bu mallardan yemeleri haramdır. Her ne kadar “zenginde, fakirde yesin” diyerek umumileştirse de. Çünkü bu bir sadakadır ve zengine sadaka da, haramdır.
Çünkü zenginin o maldan yemesi, temlik yoluyla sahih olur. Temlik ise muaayen/beirli kimse için sahihdir. Zengin denildiğinde, muayyen bir şahıs belirtilmediği için, bunlarda sayılmazlar.
Eğer “malımın üçte biri Zeyd’indir veya şu topluluğundur(diye hasr etse)” dese ve Zeyd’de veya toplulukta zengin olsa, bu durumda o mallardan yemeleri helal olur. Çünkü onlara temlik sahihdir.
Çünkü zenginin o maldan yemesi, temlik yoluyla sahih olur. Temlik ise muaayen/beirli kimse için sahihdir. Zengin denildiğinde, muayyen bir şahıs belirtilmediği için, bunlarda sayılmazlar.
Eğer “malımın üçte biri Zeyd’indir veya şu topluluğundur(diye hasr etse)” dese ve Zeyd’de veya toplulukta zengin olsa, bu durumda o mallardan yemeleri helal olur. Çünkü onlara temlik sahihdir.
Kaynaklar
الْوَصِيَّةُ الْمُطْلَقَةُ) كَقَوْلِهِ هَذَا الْقَدْرُ مِنْ مَالِي أَوْ ثُلُثُ مَالِي وَصِيَّةٌ (لَا تَحِلُّ لِلْغَنِيِّ) لِأَنَّهَا صَدَقَةٌ، وَهِيَ عَلَى الْغَنِيِّ حَرَامٌ (وَإِنْ عُمِّمَتْ) كَقَوْلِهِ: يَأْكُلُ مِنْهَا الْغَنِيُّ وَالْفَقِيرُ، لِأَنَّ أَكْلَ الْغَنِيِّ مِنْهَا إنَّمَا يَصِحُّ بِطَرِيقِ التَّمْلِيكِ وَالتَّمْلِيكُ إنَّمَا يَصِحُّ لِمُعَيَّنٍ وَالْغَنِيُّ لَا مُعَيَّنَ وَلَا يُحْصَى
(وَلَوْ خُصَّتْ) الْوَصِيَّةُ (بِهِ) أَيْ بِالْغَنِيِّ كَقَوْلِهِ هَذَا الْقَدْرُ مِنْ مَالِي وَصِيَّةٌ لِزَيْدٍ وَهُوَ غَنِيٌّ (أَوْ لِقَوْمٍ) أَغْنِيَاءَ (مَحْصُورِينَ حَلَّتْ لَهُمْ) لِصِحَّةِ تَمْلِيكِهِمْ (وَكَذَا) الْحُكْمُ (فِي الْوَقْفِ) كَمَا حَرَّرَهُ مُنْلَا خُسْرو: وَفِي جَامِعِ الْفُصُولَيْنِ الْمُتَوَلِّي عَلَى الْوَقْفِ كَالْوَصِيِّ. ابن عابدين 6/697.
(وَلَوْ خُصَّتْ) الْوَصِيَّةُ (بِهِ) أَيْ بِالْغَنِيِّ كَقَوْلِهِ هَذَا الْقَدْرُ مِنْ مَالِي وَصِيَّةٌ لِزَيْدٍ وَهُوَ غَنِيٌّ (أَوْ لِقَوْمٍ) أَغْنِيَاءَ (مَحْصُورِينَ حَلَّتْ لَهُمْ) لِصِحَّةِ تَمْلِيكِهِمْ (وَكَذَا) الْحُكْمُ (فِي الْوَقْفِ) كَمَا حَرَّرَهُ مُنْلَا خُسْرو: وَفِي جَامِعِ الْفُصُولَيْنِ الْمُتَوَلِّي عَلَى الْوَقْفِ كَالْوَصِيِّ. ابن عابدين 6/697.