Soru
Bir kimse ric’î talakla boşadığı bir kadına, iddeti içinde dönmek istese, bunu nasıl yapması uygundur?
Cevap
Görüntülenme:19
Ric’at, hanımını bir ric’î talakla boşamış kimsenin, hanımının iddeti içinde, henüz baki olan nikahını devam ettirmesi demektir.
Bu iki kısımdır;
1-Sünnî ric’î; kocanın karısına sözle dönmesi, dönüş yaptığına dair de, iki şahit tutması ve karısına bu durumu bildirmesidir.
2-Bid’î ric’î ise; kocanın karısına sözle dönmesi, mesela “sana döndüm veya karıma döndüm” gibi, dönüş yaptığına dair de, iki şahit tutmaması veya şahit tutsa da kadına dönüş yaptığına dair bilgi vermemesi, bu durumda hanımına dönmesi bid’î ric’at olmuş olur.
Bu şekilde hanımına dönmek, sahih olsa da, sünnete muhaliftir.
Bu kimse fiil ile de, mesela onunla cinsel ilişkide bulunması veya şehvetle öpmesi veya cinsel organına şehvetle bakması, bunlarda hanımına dönüş sayılır, ancak bu şekilde dönme(müracaat), mekruhtur.
Müstehap olan ise, bunları yaptıktan sonra, döndüğüne dair iki şahit tutmasıdır.
Bu iki kısımdır;
1-Sünnî ric’î; kocanın karısına sözle dönmesi, dönüş yaptığına dair de, iki şahit tutması ve karısına bu durumu bildirmesidir.
2-Bid’î ric’î ise; kocanın karısına sözle dönmesi, mesela “sana döndüm veya karıma döndüm” gibi, dönüş yaptığına dair de, iki şahit tutmaması veya şahit tutsa da kadına dönüş yaptığına dair bilgi vermemesi, bu durumda hanımına dönmesi bid’î ric’at olmuş olur.
Bu şekilde hanımına dönmek, sahih olsa da, sünnete muhaliftir.
Bu kimse fiil ile de, mesela onunla cinsel ilişkide bulunması veya şehvetle öpmesi veya cinsel organına şehvetle bakması, bunlarda hanımına dönüş sayılır, ancak bu şekilde dönme(müracaat), mekruhtur.
Müstehap olan ise, bunları yaptıktan sonra, döndüğüne dair iki şahit tutmasıdır.
Kaynaklar
الرَّجْعَةُ إبْقَاءُ النِّكَاحِ عَلَى مَا كَانَ مَا دَامَتْ فِي الْعِدَّةِ كَذَا فِي التَّبْيِينِ وَهِيَ عَلَى ضَرْبَيْنِ: سُنِّيٌّ وَبِدْعِيٌّ (فَالسُّنِّيُّ) أَنْ يُرَاجِعَهَا بِالْقَوْلِ وَيُشْهِدَ عَلَى رَجْعَتِهَا شَاهِدَيْنِ وَيُعْلِمَهَا بِذَلِكَ فَإِذَا رَاجَعَهَا بِالْقَوْلِ نَحْوُ أَنْ يَقُولَ لَهَا: رَاجَعْتُك أَوْ رَاجَعْتُ امْرَأَتِي وَلَمْ يُشْهِدْ عَلَى ذَلِكَ أَوْ أَشْهَدَ وَلَمْ يُعْلِمْهَا بِذَلِكَ فَهُوَ بِدْعِيٌّ مُخَالِفٌ لِلسُّنَّةِ وَالرَّجْعَةُ صَحِيحَةٌ وَإِنْ رَاجَعَهَا بِالْفِعْلِ مِثْلُ أَنْ يَطَأَهَا أَوْ يُقَبِّلَهَا بِشَهْوَةٍ أَوْ يَنْظُرَ إلَى فَرْجِهَا بِشَهْوَةٍ فَإِنَّهُ يَصِيرُ مُرَاجِعًا عِنْدَنَا إلَّا أَنَّهُ يُكْرَهُ لَهُ ذَلِكَ وَيُسْتَحَبُّ أَنْ يُرَاجِعَهَا بَعْدَ ذَلِكَ بِالْإِشْهَادِ كَذَا فِي الْجَوْهَرَةِ النَّيِّرَةِ
الشاملة الهندية 1\468
الشاملة الهندية 1\468