Soru
Bir muhrim bit öldürürse ne lazım gelir?
Cevap
Görüntülenme:9
Bir muhrim bit öldrürse, avucu ile istediği kadar fakirlere buğday tasadduk eder. Bu hüküm bitin bedeninden veya başından veya elbisesinden alıpta öldürdüğünde böyledir. Fakat yerden alıpta öldürürse, üzerine bir şey lazım gelmez. Biti alıp yere atmak veya öldürmekte eşittir.
Eğer muhrim iki veya üç bit öldürse, bir avuç, üçten fazla öldürürse, buğdaydan yarım sa’ tasadduk eder.
Muhrimin bit öldürmesi câiz olmadığı gibi, başkasına öldürmesi için de vermesi câiz değildir. Eğer böyle yaparsa, tazmin eder.
Öldürmsi için biti başkasına göstermesi câiz olmadığı gibi, bit ölsün diye alıp onu güneşe atması ve bit ölsün diye elbisesini yıkaması da, câiz olmaz. Eğer güneşe attığında bit ölürse, bit çok olursa yarım sa’ buğday tasadduk eder.
Eğer elbisesini güneşe kuruması için serer ve bu sebebden bir şey ölürse, niyetinde de bu yoksa, üzerine bir şey gerekmez.
Eğer muhrim kimse, elbisesini ihramsız bir kimseye, bitleri öldürmesi için verirse, bu kimse de öldürse, emr eden muhrime ceza gerekir.
Şayet öldürmesi için bite işaret etse, gösterilen şahısta öldürse, ceza gösterene ait olur.
Eğer muhrim iki veya üç bit öldürse, bir avuç, üçten fazla öldürürse, buğdaydan yarım sa’ tasadduk eder.
Muhrimin bit öldürmesi câiz olmadığı gibi, başkasına öldürmesi için de vermesi câiz değildir. Eğer böyle yaparsa, tazmin eder.
Öldürmsi için biti başkasına göstermesi câiz olmadığı gibi, bit ölsün diye alıp onu güneşe atması ve bit ölsün diye elbisesini yıkaması da, câiz olmaz. Eğer güneşe attığında bit ölürse, bit çok olursa yarım sa’ buğday tasadduk eder.
Eğer elbisesini güneşe kuruması için serer ve bu sebebden bir şey ölürse, niyetinde de bu yoksa, üzerine bir şey gerekmez.
Eğer muhrim kimse, elbisesini ihramsız bir kimseye, bitleri öldürmesi için verirse, bu kimse de öldürse, emr eden muhrime ceza gerekir.
Şayet öldürmesi için bite işaret etse, gösterilen şahısta öldürse, ceza gösterene ait olur.
Kaynaklar
وَمَنْ قَتَلَ قَمْلَةً تَصَدَّقَ بِمَا شَاءَ مِثْلِ كَفٍّ مِنْ طَعَامٍ وَهَذَا إذَا أَخَذَ الْقَمْلَةَ مِنْ بَدَنِهِ أَوْ رَأْسِهِ أَوْ ثَوْبِهِ أَمَّا إذَا أَخَذَهَا مِنْ الْأَرْضِ فَقَتَلَهَا فَلَا شَيْءَ فِيهِ سَوَاءٌ قَتَلَ الْقَمْلَةَ أَوْ أَلْقَاهَا عَلَى الْأَرْضِ، وَإِنْ قَتَلَ قَمْلَتَيْنِ أَوْ ثَلَاثًا تَصَدَّقَ بِكَفٍّ مِنْ طَعَامٍ وَفِي الزِّيَادَةِ عَلَى ذَلِكَ نِصْفُ صَاعٍ مِنْ حِنْطَةٍ وَكَمَا لَا يَجُوزُ أَنْ يَقْتُلَ الْقَمْلَ لَا يَجُوزُ أَنْ يَدْفَعَهُ إلَى غَيْرِهِ لِيَقْتُلَهُ فَإِنْ فَعَلَ ذَلِكَ ضَمِنَ وَكَذَا لَا يَجُوزُ لَهُ أَنْ يُشِيرَ إلَى الْقَمْلِ وَلَا أَنْ يُلْقِيَ ثِيَابَهُ فِي الشَّمْسِ لِيَمُوتَ الْقَمْلُ وَلَا أَنْ يَغْسِلَ ثِيَابَهُ أَلْقَى ثِيَابَهُ فِي الشَّمْسِ فَمَاتَ مِنْهُ الْقَمْلُ فَعَلَيْهِ نِصْفُ صَاعٍ إذَا كَانَ كَثِيرًا فَإِنْ أَلْقَى ثِيَابَهُ فِي لِيَمُوتَ الْقَمْلُ فَإِنْ الشَّمْسِ لِلتَّجْفِيفِ فَمَاتَ مِنْهُ شَيْءٌ وَلَمْ يَكُنْ ذَلِكَ عَلَيْهِ مِنْ نِيَّتِهِ لَا شَيْءَ وَإِنْ دَفَعَ ثَوْبَهُ إلَى حَلَالٍ لِيَقْتُلَ قَمْلَهُ فَقَتَلَهُ فَعَلَى الْآمِرِ الْجَزَاءُ وَلَوْ أَشَارَ إلَى قَمْلَةٍ فَقَتَلَهَا الْمَدْلُولُ كَانَ عَلَيْهِ جَزَاؤُهَا. االشامملة الهندية 1/252