İçeriğe geç
Veciz Fetvalar
Alış Veriş

Soru

Haram kazançla alış-veriş ve ortaklık durumunun hükmü nedir?

Cevap

Görüntülenme:17

Dinimiz insanlara, kazancın helal olmasını zorunlu kıldığı gibi, helalinden kazanmaya da teşvik etmiştir.  Kur’an’ın belirttiği üzere, bütün peygamberlere ve insanlara helal ve temiz şeylerin yenilmesi emredilmiş:  “Ey peygamberler!  Temiz olan şeylerden yiyin, faydalı iş işleyin.  Doğrusu ben, yaptığınız şeyleri bilirim” (1) buyurulmuştur. 

Diğer bir ayette de : “Ey imân edenler!  Sizi rızıklandırdığımızın şeylerin temizlerinden yiyin. Yalnız Allah’a (c.c) kulluk ediyorsanız, O’na şükredin” (2) buyurulmuştur

Havle El-Ensâriyye (r.anhâ) anlatıyor. Resûlullah’ı (sav) işittim.  Şöyle buyurmuşlardı: “Bir kısım insan vardır, Allah’ın (cc) mülkünden haksız bir surette mal elde etmeye girişirler.  Halbuki bu, Kıyamet günü onlara  ateşten , başka bir şey değildir” (3)

Başka hadislerde de dua ve ibadetlerimizin kabul edilmesi rızkın helal olmasına bağlandığı (4) ve haramla beslenen etin cehennemde yanmaya layık olduğu belirtilmektedir.

İlgili ayet ve hadisler, inanan kimselerin, kazançlarının helal olmasının önemine dikkatleri çekmektedir.

Bir kimse  haram yollardan kazanç elde ediyorsa, bu durum o kimse ile ortaklık kurulmasında, akdin sıhhatine engel teşkil etmez.  Alış ve verişte de durum aynıdır.  Bu konuda Mevdûdi şunları söylemektedir:  “Eğer ticaret kendi cinsinden bir ticaret ise ve câiz yollarla yapılıyorsa, diğer ortakların gelirlerini haram yollarla kazanıp buraya katmalarından dolayı, haramdan sakınan bir kimsenin buna katılmasında bir sakınca olmaz.  Eğer sizin kendi sermayeniz helal ise ve ticaret helal yollardan yapılıyorsa, sermayenize tekâbül eden kazanç size helaldir.

Haram kazanç sahibinden borç alıp iş yapmada da bir mahzur yoktur.  Bu paraların, haram kazanç sahibine haram olduğu doğrudur, fakat size helal yollardan gelmektedir.

Haram kazanç sahibi iki çeşittir.  Biri “fahşâ” (en kötü, en çirkin) tanıma uyan haram kazanç sahibi.  Genel ev kazancı gibi. Değil onun evinde işçi olmak, yanına yaklaşmak bile câiz değildir. Diğeri, mesleği haram tanımına uymayan ama işi harama dayalı olan haram kazanç sahibi.  Faiz yoluyla kazanan gibi.

İnsanın kendisinin de harama bulaştığı bu gibi işlerde (faiz yiyenlerin faiz tablolarını hazırlamak veya yazıcılığını yapmak gibi) çalışmakta haramdır.  Ancak haram kazanç sahibinin yanında yapılacak iş bizâtihî helal bir iş ise (ekmek pişirmek, şoförlük yapmak veya onun evini yapmak gibi) bunda her hangi bir sakınca yoktur.  Onun evinde yemek yemeye gelince, yememek daha evlâdır (5)

Bazı alimler de ihtiyatlı davranmanın ve günahtan sakınmanın önemi üzerinde durmuştur.  Haram mal kazanılan bir şirkette müslümanın çalışması câiz değildir. Yine günahtan korunma ve ihtiyatlı davranmak için de haram para ile helal parayı karıştırmak câiz değildir (6).

 

İslam alimleri, işçinin kazancının ve alış verişin hükmünü, yapmış olduğu işin mahiyetinin helal olup olmadığı  ve Kur’an’da: “İyilik ve takva (günahtan sakınma) üzerine yardımlaşın, günah ve zulüm üzerine yardımlaşmayın” (7) ayetini delil getirerek günaha  girmeye yardım etme  açısından değerlendirmeye tabi tutmuşlar ve  hükmü ona göre vermişlerdir. 

Buna göre; işin aslı haram ise, örneğin arabasını şarap taşımak için kiraya vermesi, şarap fabrikasında şarap yapım işinde çalışma, yüklemesini yapma, üzüm suyunun şarap yapılması için satılması gibi alış verişler tahrimen mekruh olup, kazançlar da temiz değildir.  Zımmiler için şarap ve içki taşımak ve arabasını kiraya vermek, üzüm suyunu içki yapılması için satmak ise İmam-ı Âzam’a göre câiz, İmameyne göre ise mekruhtur.  Yapılan işin aslı, bizatihi helal olması halinde örneğin, kiliseyi tamir ve yapma işinde çalışma gibi, elde edilen kazanç da helaldir (8).

Haram işin kazancı haram olduğu gibi, mekruh olan işin kazancı da mekruhtur. Nitekim, zımminin şarabını taşıması  ve domuz çobanlığı yapma meselesinde  İmam-ı Âzam’a göre, alınan ücret helal, imameyne göre ise mekruhtur (9)

Üzerinde borç olan kimsenin borcunu gasb, faiz, şarkıcılık gibi haram kazançlarından  vermesi, alana helal olmaz.  Bunun gibi, Müslüman bir kimse  zımmiden alacağını, onun domuz ve şarap satışı karşılığı paradan alabilir. Fakat Müslüman bir kimse olursa câiz olmaz.  Çünkü, zimmi hakkında domuz ve şarap mal hükmündedir.  Müslüman için ise onlar mal hükmünde değildir (10).

Giyilmesi haram olan bir şeyin satışı da harama yakın mekruhtur. Hristiyan, Yahudi ve diğer dinlere mensup olan insanların ve fasık (günahkar) insanların stili haline gelmiş giyim ve kuşamların bir müslümana satışı da mekruhtur.  Çünkü bunda, yukarıda sayılan insanlara benzemeye yardım etme vardır.  Faiz işiyle uğraşan iş yerlerinde, faiz muâmelesinin yapıldığı işler de çalışmak da haramdır.  Müslüman ülkelerde, halkın genelinin Müslüman olduğu yerler de, iş yerini veya evini ma’siyet yeri olarak kullanmak için örneğin; birahane olarak kullanılması, faizle işleyen banka veya genelev gibi işler için kiraya vermesi caiz   değildir (11) 

Haram yolla elde edilen şeyin kullanması, yenilip ve içilmesi ve satışı haramdır.  Çünkü, onu sahibine vermek zorundadır.  Bir malın haramlılığını bilerek almak da haramdır.  Haram yolla elde edilen şeyin yolu, sahibi belli ise sahibine, değilse fakirlere tasadduk etmektir.  Haramlığı bilinerek alınan malın, haramlılığı da taaddüd(haramlığı insandan insana geçmesi) eder.

Ancak, varisler bu hükümden müstesnadır.  Varis olan kimse, miras bırakılan malın, bizâtihi haram olduğunu bilmesi halinde, örneğin; bu bir at ise, sahibini biliyorsa, sahibine iade etmek zorundadır. Kullanması ve tasarruf da bulunması haramdır.  Şayet, miras olarak bırakılan mal  helal ve haramdan karışık ise, nelerin haram ve nelerin de helal olduğu bilinmiyor; sahiplerini de tanımıyorsa, bu halde o malı almak, hükmen helaldır.  Ancak diyaneten (takvâen) kaçınmak en güzelidir.  Bu malı fakirlere, mal sahibi adına tasadduk etmelidir.  Bezâziye de “Varis olunan kimse rüşvet ve diğer haram yollarla mal biriktirmiş olsa, varis olan kimse hangi malın rüşvet olarak verildiğini biliyorsa, o mal kendisine helal olmaz.  Eğer bilmiyorsa hükmen o mal helal olur.  Fakat diyâneten, hasımların rızası niyetiyle fakirlere tasadduk etmelidir” denilmektedir.  Mücteba adlı katapta ise haramla elde edilmiş olan mirasın vereselerine de mutlak olarak haram olduğu belirtilmektedir.  Hatta sahibi bilinmese bile.   Eğer ki, malını haram bir malla ayıramayacak şekilde karıştırırsa, pis bir mala sahip olur ki, bedelini ödemedikçe o malda tasarruf da helal olmaz(12).

Bu durumda, kadınlar için  bir genişlik vardır.  Beyinin kazancı haram ise kadın ve çocukları  beyinin aldığı şeylerden yiyebilir ve giyebilirler.  Günahı kocasının üzerinedir.  Yeter ki  kocasının getirdiği mal bizâtihi gasb ve rüşvet gibi aynen haram olmasın.  Böyle durumda hanımının kullanması ve yemesi de haramdır.  Mesela, koca bir elbise çalsa veya elma bahçesinden, sahibinden izinsiz elma alsa ve hanımı da bunu bilse, bunları giymesi ve yemesi haramdır(13). 

Ağıtçı bir kadının kazancı, davul ve zurna çalanın kazancı, eğer şart koşmadan alırsa ve parayı veren de kendi rızası ile verirse helaldır. Hanefi alimlerinin bazısına göre, şarkıcı kadının kazancı, gasb edilen mal hükmündedir. Ondan almak helal olmaz.  Dilencinin (ihtiyaç fazlası) derlediği mal ise habistir (14). 

Bir kimse haram bir kazanca sahip olup bununla bir şey satın alması halinde beş durum vardır:

1-Parayı satıcıya ilk evvel verip, onunla alacağını alır.

2-Satın alacağını alır sonra parayı verir.

3-Önce alacağı malı alır sonra başka parayı verir.

4-Mutlak olarak satın alır sonra bu paraları verir.

5-Başka parayla satın alır sonra bu paraları verir.

Bazı alimler, birinci hal müstesna, diğer durumlarda elde edilen kazanç helaldır demişlerdir.  Bu görüş, zahir rivayete uygun değildir.  Câmiu’s Sağir’de “bir kimse bin dinar gasp etse ve onunla ticaret yapıp para kazansa, kazancı kendisine helal değildir. Tasadduk etmesi gerekir” denilmektedir.  Kerhî’nin görüşüne göre, birinci ve ikinci kısımlarda kazanç temiz değil, diğer durumlarda ise temizdir.  Günümüzde haramın çok olması ve insanlar üzerinden zorluğu kaldırmak için İmam Kerhî’nin görüşüyle fetva verilmiştir.  Bazı âlimlerce muhtar görülen görüşe göre, bütün hallerde kazanç temiz değildir(15).

Kazancı haram olan kimselerin hediyesini almak câiz değildir.  Eğer haram kazancı helalinden çok ise yine durum aynıdır.  Fakat helal kazancı haram kazancından çok ise hediyeyi almak câizdir (16)

Bir kimse haram malı sevap umma niyetiyle, haram malı helal kabul ederek fakire tasadduk ederse, küfre girer.  Hatta fakir onun haram olduğunu bildiği halde alır ve veren için dua ederse, verende ‘amin’ derse her ikisi de küfre girer.  Yine haram malın bizatihi kendisiyle cami yaptırması için de durum aynıdır (17).

Haram yollarla elde edilen kazanca zekat düşmediği gibi, o parayla da hacca gitmesi üzerine vacip değildir.  Çünkü, mal kendisinin değildir.  Sahiplerine iade etmek zorundadır (18).

Kaynaklar

______KAYNAKLAR____

1-Mü’minun-51

2-Bakara-172

3-Buharî-hums-7,Tirmizî-Zühd-41/2375

4-Müslim-Zekat-1015, Tirmizî-Tefsir-2992

5-Resâil ve Mesâil Tercemesi-1/167,68

6-Yeselûneke fid dîni vel Hayat-5/117

7-Mâide-2

8-İbn-i Âbidin-6/392

9-A.g.e.

10-El-Binâye-9/341

11-İbn-i Âbidin-6/392

12-A.g.e. 5/99

13-A.g.e. 5/99

14-A.g.e. 5/98

15-A.g.e 5/235

16-Mecmeü’l Enhür Fi Şerhi Mülteka’l Ebhür 2/529

17-İbn-i Âbidin 3/219

18-A.g.e. 2/Kitabü’z Zekat

Alış Veriş konusunda diğer sorular