Soru
İki kişi arasında ortak olan bir araziye, ortağın biri kayıp(yok) iken, diğer ortağın araziye ekin dikme hakkı var mıdır?
Cevap
Görüntülenme:2
İki kişi arasında ortak olan bir araziye, ortağın biri kayıp(yok) iken, diğer ortağın arazinin yarısına ekin dikme hakkı vardır. Şayet dilerse, ikinci senede diktiği bu yere, tekrar bir daha dikebilir.
Fetvâ ise, diğer ortak, tarlanın hepsine ektiğinde, tarlaya bir noksanlık gelmeyecek ve tarlanın bütünü ekildiği takdirde, tarlaya menfaati olacağını bilirse, tarlanın bütününü ekme hakkı vardır. Kayıp olan ortağı geldiği takdirde, öbür ortağın kullandığı müddet kadar, bununda tarlanın tamamını kullanma hakkı vardır. Çünkü bu gibi benzer durumlarda, onun rızası delâleten sabittir.
Eğer hazırda olan ortak, tarlanın bütününe ektiğinde, tarlanın noksanlaştığını veya tarlayı ekmemenin, tarlaya menfaati olduğunu ve tarlanın gücünün arttığını bilirse, bu durumda aslen tarlaya bir şey ekme hakkı yoktur. Çünkü diğer ortağın rızası sabit değildir. Bu durumlar izin almadığı takdirdedir.
Fakat izin aldığı takdirde, ekebilir.
Fetvâ ise, diğer ortak, tarlanın hepsine ektiğinde, tarlaya bir noksanlık gelmeyecek ve tarlanın bütünü ekildiği takdirde, tarlaya menfaati olacağını bilirse, tarlanın bütününü ekme hakkı vardır. Kayıp olan ortağı geldiği takdirde, öbür ortağın kullandığı müddet kadar, bununda tarlanın tamamını kullanma hakkı vardır. Çünkü bu gibi benzer durumlarda, onun rızası delâleten sabittir.
Eğer hazırda olan ortak, tarlanın bütününe ektiğinde, tarlanın noksanlaştığını veya tarlayı ekmemenin, tarlaya menfaati olduğunu ve tarlanın gücünün arttığını bilirse, bu durumda aslen tarlaya bir şey ekme hakkı yoktur. Çünkü diğer ortağın rızası sabit değildir. Bu durumlar izin almadığı takdirdedir.
Fakat izin aldığı takdirde, ekebilir.
Kaynaklar
فِي النَّوَازِلِ عَنْ مُحَمَّدٍ - رَحِمَهُ اللَّهُ تَعَالَى - فِي رَجُلَيْنِ بَيْنَهُمَا أَرْضٌ فَغَابَ أَحَدُهُمَا فَلِشَرِيكِهِ أَنْ يَزْرَعَ نِصْفَ الْأَرْضِ، وَلَوْ أَرَادَ فِي الْعَامِ الثَّانِي أَنْ يَزْرَعَ زَرَعَ النِّصْفَ الَّذِي كَانَ زَرَعَ، كَذَا ذَكَرَهَا هُنَا، وَالْفَتْوَى عَلَى أَنَّهُ إنْ عَلِمَ أَنَّ الزَّرْعَ يَنْفَعُ الْأَرْضَ أَوْ لَا يَنْقُصُهَا فَلَهُ أَنْ يَزْرَعَ كُلَّهَا، وَإِذَا حَضَرَ الْغَائِبُ فَلَهُ أَنْ يَنْتَفِعَ بِكُلِّ الْأَرْضِ مِثْلَ تِلْكَ الْمُدَّةِ؛ لِأَنَّ رِضَاهُ فِي مِثْلِ هَذَا ثَابِتٌ دَلَالَةً، وَإِنْ عَلِمَ أَنَّ الزَّرْعَ يَنْقُصُهَا أَوْ التَّرْكَ يَنْفَعُهَا وَيَزِيدُهَا قُوَّةً لَيْسَ لَهُ أَنْ يَزْرَعَ شَيْئًا مِنْهَا أَصْلًا؛ لِأَنَّ الرِّضَا غَيْرُ ثَابِتٍ، كَذَا فِي الْفَتَاوَى الْكُبْرَى الشاملة الهندية 5\255-6