Soru
Kurban ve Ramazan bayramlarına çıkmadan müstehap olan şeyler nelerdir?
Cevap
Görüntülenme:16
Erkeklerin gusl etmeleri, misvak kullanmaları, güzel elbise giymeleri, bu elbise yeni de olabilir veya yıkanmış temiz elbise de olabilir, gümüş yüzük takınmak, koku sürünmek, erken uyanıp namaz kılınacak yere erken gitmek, ramazan bayramında fıtır sadakasını bayram namazdan önce vermek, sabah namazını mahalle mescidinde kılmak, bayram namazına yürüyerek gitmek ve gelirken de başka yoldan gelmek müstehaptır.
Cuma ve bayram namazlarına binitli veya arabayla gitmekte bir sakınca yoktur. Ancak yürümeye gücü yeten kimse için efdal olan, yürüyerek gitmektir.
Ramazan bayramından önce, namaza çıkmadan 3 veya 5 veya 7 veya bunlardan az veya çok tek sayıda hurma yemek de müstehaptır. Eğer imkan yoksa, tatlı her hangi bir şeyde olabilir. Eğer namazdan önce bir şey yemezse, günaha girmez. Fakat akşama kadar bir şey yemezse, ihtimal ki ahirette cezalandırılır.
Kurban bayramında ise, bayram namazı kılınıncaya kadar bir şey yemek terk edilir. Kurban bayramı namazından önce bir şey yemenin mekruh olup olmayacağı hakkında iki görüş vardır. Mıhtar olan görüşe göre, mekruh olmamakla birlikte, bir şey yenilmemesi müstehaptır.
Bir kimsenin kurban bayramında, ilk yediği şeyin, Allah(cc)’nun ziyafeti olan kurban etinden olması müstehaptır.
Namaza giderken vakarla ve sükunetle, gözleri bakılması uygun olmayan şeylere bakmayarak yürüyerek gitmek uygundur.
Kurban bayramına giderken yolda, namaz kılacağı yere varıncaya kadar tekbirleri açıktan alınır.
Ramazan bayramında ise, muhtar olan ve alınan görüş, bu tekbirleri açıktan almamaktır.
Cevheretü’n Neyyire adlı kitapta da, bu tekbirleri gizli almak müstehaptır.
Cuma ve bayram namazlarına binitli veya arabayla gitmekte bir sakınca yoktur. Ancak yürümeye gücü yeten kimse için efdal olan, yürüyerek gitmektir.
Ramazan bayramından önce, namaza çıkmadan 3 veya 5 veya 7 veya bunlardan az veya çok tek sayıda hurma yemek de müstehaptır. Eğer imkan yoksa, tatlı her hangi bir şeyde olabilir. Eğer namazdan önce bir şey yemezse, günaha girmez. Fakat akşama kadar bir şey yemezse, ihtimal ki ahirette cezalandırılır.
Kurban bayramında ise, bayram namazı kılınıncaya kadar bir şey yemek terk edilir. Kurban bayramı namazından önce bir şey yemenin mekruh olup olmayacağı hakkında iki görüş vardır. Mıhtar olan görüşe göre, mekruh olmamakla birlikte, bir şey yenilmemesi müstehaptır.
Bir kimsenin kurban bayramında, ilk yediği şeyin, Allah(cc)’nun ziyafeti olan kurban etinden olması müstehaptır.
Namaza giderken vakarla ve sükunetle, gözleri bakılması uygun olmayan şeylere bakmayarak yürüyerek gitmek uygundur.
Kurban bayramına giderken yolda, namaz kılacağı yere varıncaya kadar tekbirleri açıktan alınır.
Ramazan bayramında ise, muhtar olan ve alınan görüş, bu tekbirleri açıktan almamaktır.
Cevheretü’n Neyyire adlı kitapta da, bu tekbirleri gizli almak müstehaptır.
Kaynaklar
وَيُسْتَحَبُّ يَوْمَ الْفِطْرِ لِلرَّجُلِ الِاغْتِسَالُ وَالسِّوَاكُ وَلُبْسُ أَحْسَنِ ثِيَابِهِ، كَذَا فِي الْقُنْيَةِ جَدِيدًا كَانَ أَوْ غَسِيلًا، كَذَا فِي مُحِيطِ السَّرَخْسِيِّ.
وَيُسْتَحَبُّ التَّخَتُّمُ وَالتَّطَيُّبُ وَالتَّبْكِيرُ وَهُوَ سُرْعَةُ الِانْتِبَاهِ وَالِابْتِكَارُ وَهُوَ الْمُسَارَعَةُ إلَى الْمُصَلَّى وَأَدَاءُ صَدَقَةِ الْفِطْرِ قَبْلَ الصَّلَاةِ وَصَلَاةُ الْغَدَاةِ فِي مَسْجِدِ حَيِّهِ وَالْخُرُوجُ إلَى الْمُصَلَّى مَاشِيًا وَالرُّجُوعُ فِي طَرِيقٍ آخَرَ، كَذَا فِي الْقُنْيَةِ.
وَلَا بَأْسَ بِالرُّكُوبِ فِي الْجُمُعَةِ وَالْعِيدَيْنِ وَالْمَشْيُ أَفْضَلُ فِي حَقِّ مَنْ يَقْدِرُ عَلَيْهِ، كَذَا فِي الظَّهِيرِيَّةِ
وَاسْتُحِبَّ فِي عِيدِ الْفِطْرِ أَنْ يَأْكُلَ قَبْلَ الْخُرُوجِ إلَى الْمُصَلَّى تُمَيْرَاتٍ ثَلَاثًا أَوْ خَمْسًا أَوْ سَبْعًا أَوْ أَقَلَّ أَوْ أَكْثَرَ بَعْدَ أَنْ يَكُونَ وِتْرًا وَإِلَّا مَا شَاءَ مِنْ أَيِّ حُلْوٍ كَانَ، كَذَا فِي الْعَيْنِيِّ شَرْحِ الْكَنْزِ.
وَلَوْ لَمْ يَأْكُلْ قَبْلَ الصَّلَاةِ لَا يَأْثَمُ وَلَوْ لَمْ يَأْكُلْ بَعْدَهَا إلَى الْعِشَاءِ رُبَّمَا يُعَاقَبُ عَلَيْهِ وَالْأَضْحَى كَالْفِطْرِ فِيهَا إلَّا أَنَّهُ يَتْرُكُ الْأَكْلَ حَتَّى يُصَلِّيَ الْعِيدَ، كَذَا فِي الْقُنْيَةِ.
وَفِي الْكُبْرَى الْأَكْلُ قَبْلَ الصَّلَاةِ يَوْمَ الْأَضْحَى هَلْ هُوَ مَكْرُوهٌ؟ فِيهِ رِوَايَتَانِ وَالْمُخْتَارُ أَنَّهُ لَا يُكْرَهُ لَكِنْ يُسْتَحَبُّ لَهُ أَنْ لَا يَفْعَلَ، كَذَا فِي التَّتَارْخَانِيَّة، وَيُسْتَحَبُّ أَنْ يَكُونَ أَوَّلُ تَنَاوُلِهِمْ مِنْ لُحُومِ الْأَضَاحِيِّ الَّتِي هِيَ ضِيَافَةُ اللَّهِ، كَذَا فِي الْعَيْنِيِّ شَرْحِ الْهِدَايَةِ
وَيَنْبَغِي أَنْ يَخْرُجَ مَاشِيًا إلَى الْمُصَلَّى عَلَى السَّكِينَةِ وَالْوَقَارِ مَعَ غَضِّ الْبَصَرِ عَمَّا لَا يَنْبَغِي أَنْ يُبْصِرَ، كَذَا فِي الْمُضْمَرَاتِ.
وَيُكَبِّرُ فِي الطَّرِيقِ فِي الْأَضْحَى جَهْرًا يَقْطَعُهُ إذَا انْتَهَى إلَى الْمُصَلَّى وَهُوَ الْمَأْخُوذُ بِهِ وَفِي الْفِطْرِ الْمُخْتَارُ مِنْ مَذْهَبِهِ أَنَّهُ لَا يَجْهَرُ وَهُوَ الْمَأْخُوذُ بِهِ، كَذَا فِي الْغِيَاثِيَّةِ أَمَّا سِرًّا فَمُسْتَحَبٌّ، كَذَا فِي الْجَوْهَرَةِ النَّيِّرَةِ.
الشاملة الهندية 1\149-150
وَيُسْتَحَبُّ التَّخَتُّمُ وَالتَّطَيُّبُ وَالتَّبْكِيرُ وَهُوَ سُرْعَةُ الِانْتِبَاهِ وَالِابْتِكَارُ وَهُوَ الْمُسَارَعَةُ إلَى الْمُصَلَّى وَأَدَاءُ صَدَقَةِ الْفِطْرِ قَبْلَ الصَّلَاةِ وَصَلَاةُ الْغَدَاةِ فِي مَسْجِدِ حَيِّهِ وَالْخُرُوجُ إلَى الْمُصَلَّى مَاشِيًا وَالرُّجُوعُ فِي طَرِيقٍ آخَرَ، كَذَا فِي الْقُنْيَةِ.
وَلَا بَأْسَ بِالرُّكُوبِ فِي الْجُمُعَةِ وَالْعِيدَيْنِ وَالْمَشْيُ أَفْضَلُ فِي حَقِّ مَنْ يَقْدِرُ عَلَيْهِ، كَذَا فِي الظَّهِيرِيَّةِ
وَاسْتُحِبَّ فِي عِيدِ الْفِطْرِ أَنْ يَأْكُلَ قَبْلَ الْخُرُوجِ إلَى الْمُصَلَّى تُمَيْرَاتٍ ثَلَاثًا أَوْ خَمْسًا أَوْ سَبْعًا أَوْ أَقَلَّ أَوْ أَكْثَرَ بَعْدَ أَنْ يَكُونَ وِتْرًا وَإِلَّا مَا شَاءَ مِنْ أَيِّ حُلْوٍ كَانَ، كَذَا فِي الْعَيْنِيِّ شَرْحِ الْكَنْزِ.
وَلَوْ لَمْ يَأْكُلْ قَبْلَ الصَّلَاةِ لَا يَأْثَمُ وَلَوْ لَمْ يَأْكُلْ بَعْدَهَا إلَى الْعِشَاءِ رُبَّمَا يُعَاقَبُ عَلَيْهِ وَالْأَضْحَى كَالْفِطْرِ فِيهَا إلَّا أَنَّهُ يَتْرُكُ الْأَكْلَ حَتَّى يُصَلِّيَ الْعِيدَ، كَذَا فِي الْقُنْيَةِ.
وَفِي الْكُبْرَى الْأَكْلُ قَبْلَ الصَّلَاةِ يَوْمَ الْأَضْحَى هَلْ هُوَ مَكْرُوهٌ؟ فِيهِ رِوَايَتَانِ وَالْمُخْتَارُ أَنَّهُ لَا يُكْرَهُ لَكِنْ يُسْتَحَبُّ لَهُ أَنْ لَا يَفْعَلَ، كَذَا فِي التَّتَارْخَانِيَّة، وَيُسْتَحَبُّ أَنْ يَكُونَ أَوَّلُ تَنَاوُلِهِمْ مِنْ لُحُومِ الْأَضَاحِيِّ الَّتِي هِيَ ضِيَافَةُ اللَّهِ، كَذَا فِي الْعَيْنِيِّ شَرْحِ الْهِدَايَةِ
وَيَنْبَغِي أَنْ يَخْرُجَ مَاشِيًا إلَى الْمُصَلَّى عَلَى السَّكِينَةِ وَالْوَقَارِ مَعَ غَضِّ الْبَصَرِ عَمَّا لَا يَنْبَغِي أَنْ يُبْصِرَ، كَذَا فِي الْمُضْمَرَاتِ.
وَيُكَبِّرُ فِي الطَّرِيقِ فِي الْأَضْحَى جَهْرًا يَقْطَعُهُ إذَا انْتَهَى إلَى الْمُصَلَّى وَهُوَ الْمَأْخُوذُ بِهِ وَفِي الْفِطْرِ الْمُخْتَارُ مِنْ مَذْهَبِهِ أَنَّهُ لَا يَجْهَرُ وَهُوَ الْمَأْخُوذُ بِهِ، كَذَا فِي الْغِيَاثِيَّةِ أَمَّا سِرًّا فَمُسْتَحَبٌّ، كَذَا فِي الْجَوْهَرَةِ النَّيِّرَةِ.
الشاملة الهندية 1\149-150