Soru
Kurbanda bir sığır veya deve kesmek isteyen kimselerin bir kısmı, nafile kurbana, bir kısmı vacip kurbana ve bazısı da hac kurbanına niyet etseler, bu kurban câiz olur mu?
Cevap
Görüntülenme:37
Kurbana ortak olan kimselerin tamamı, kurbete(Allah(cc)’ya yaklaştıracak amel) niyet etmesi gerekir. Ortaklardan birisi, şayet kurbet için değilde, et için girerse, hiç birisinin kurbanı câiz olmaz.
Şayet ortaklardan birisi, kurbanda kesilecek kurbanı veya başka kurbanı irade ederlerse, bu câizdir. Kurbet ister vacip, ister nafile, ister bazı kesenlere vacip bazılarına da nafile olsun hüküm değişmez.
Kurbana ortak olan kimselerin, kurban kesme niyetleri aynı veya farklı olmasıyla da, hüküm değişmez. Şöyle ki, ortaklardan bazısının niyeti kurbana, bazılarının niyeti av cezalarına, bazılarının niyeti hedy kurbanına, bazılarının niyeti ihsar kurbanına bazılarının niyeti ihramda iken vaki olan bir kefarete, bazılarının niyeti nafile kurbana, bazılarının niyeti temettü veya kıran kurbanına olmasıyla hüküm değişmez. Bu bizim üç imamıza göre böyledir.
Ortaklardan bazılarının, önceden doğan çocuğunun, akika kurbana niyet etmesi de bunun gibidir. Yani bu da câizdir.
Şayet ortaklardan birisi, kurbanda kesilecek kurbanı veya başka kurbanı irade ederlerse, bu câizdir. Kurbet ister vacip, ister nafile, ister bazı kesenlere vacip bazılarına da nafile olsun hüküm değişmez.
Kurbana ortak olan kimselerin, kurban kesme niyetleri aynı veya farklı olmasıyla da, hüküm değişmez. Şöyle ki, ortaklardan bazısının niyeti kurbana, bazılarının niyeti av cezalarına, bazılarının niyeti hedy kurbanına, bazılarının niyeti ihsar kurbanına bazılarının niyeti ihramda iken vaki olan bir kefarete, bazılarının niyeti nafile kurbana, bazılarının niyeti temettü veya kıran kurbanına olmasıyla hüküm değişmez. Bu bizim üç imamıza göre böyledir.
Ortaklardan bazılarının, önceden doğan çocuğunun, akika kurbana niyet etmesi de bunun gibidir. Yani bu da câizdir.
Kaynaklar
إذَا شَارَكَ الْمُتَقَرِّبُ مَنْ لَا يُرِيدُ الْقُرْبَةَ لَمْ تَجُزْ عَنْ الْقُرْبَةِ، وَلَوْ أَرَادُوا الْقُرْبَةَ - الْأُضْحِيَّةَ أَوْ غَيْرَهَا مِنْ الْقُرَبِ - أَجْزَأَهُمْ سَوَاءٌ كَانَتْ الْقُرْبَةُ وَاجِبَةً أَوْ تَطَوُّعًا أَوْ وَجَبَ عَلَى الْبَعْضِ دُونَ الْبَعْضِ، وَسَوَاءٌ اتَّفَقَتْ جِهَاتُ الْقُرْبَةِ أَوْ اخْتَلَفَتْ بِأَنْ أَرَادَ بَعْضُهُمْ الْأُضْحِيَّةَ وَبَعْضُهُمْ جَزَاءَ الصَّيْدِ وَبَعْضُهُمْ هَدْيَ الْإِحْصَارِ وَبَعْضُهُمْ كَفَّارَةً عَنْ شَيْءٍ أَصَابَهُ فِي إحْرَامِهِ وَبَعْضُهُمْ هَدْيَ التَّطَوُّعِ وَبَعْضُهُمْ دَمَ الْمُتْعَةِ أَوْ الْقِرَانِ وَهَذَا قَوْلُ أَصْحَابِنَا الثَّلَاثَةِ رَحِمَهُمْ اللَّهُ تَعَالَى،. الشاملة الهندية 5/304
وَكَذَلِكَ إنْ أَرَادَ بَعْضُهُمْ الْعَقِيقَةَ عَنْ وَلَدٍ وُلِدَ لَهُ مِنْ قَبْلُ
وَكَذَلِكَ إنْ أَرَادَ بَعْضُهُمْ الْعَقِيقَةَ عَنْ وَلَدٍ وُلِدَ لَهُ مِنْ قَبْلُ