Soru
Muhrim bir kimse koku sürünse, ne lazım gelir?
Cevap
Görüntülenme:8
Sırf koku olan şeyleri misk, anber, kafur ve benzerleri gibi, hangi sebeble kullanılırsa kullanılsın, kullanmaları halinde kefaret gerekir.
Hatta gözünü kokuyla ilaçlayan bir kimseye dahi, kefaret gerekir.
Kullanılan koku çok olursa, bu durumda dem gerekir. Az olursa, sadaka gerekir.
Âlimlerimiz az ile çok olmasının hududu hakkında ihtilaf etmeişlerdir.
Bazı âlimler “bacak ve uyluk gibi, büyük br uzvun çoğunluğuna göre itibar edilir” demişler, bazıları da “Büyük uzvun dörtte birinden fazla olmasına itibar edilir” demişlerdir.
Bazıları da “kokunun bizzat kendisinin azlığına ve çokluğuna itibar edilir” demişlerdir.
Sahih olan ise, eğer koku az ise, uzva itibar edilir, kokuya itibar edilmez. Hatta az koku ile bir uzvun tamamı kokulansa, sadaka değil dem gerekir.
Eğer koku çok ise, uzva değil, kokuya itibar edilir. Hatta bu çok koku ile bir uzvun dörtte biri kokulansa, dem gerekir.
Ceza konusunda unutarak veya bilerek sürmek müsavidir. Kasten yapmakla zorla yapmak arasında da, fark yoktur. Kadın ve erkek olmasında da bir fark yoktur.
Bir kimse vücudunun tamamını kokulamış olsa bile, bir dem gerekir.
Bu durumlar bedenle ilgilidir.
Hatta gözünü kokuyla ilaçlayan bir kimseye dahi, kefaret gerekir.
Kullanılan koku çok olursa, bu durumda dem gerekir. Az olursa, sadaka gerekir.
Âlimlerimiz az ile çok olmasının hududu hakkında ihtilaf etmeişlerdir.
Bazı âlimler “bacak ve uyluk gibi, büyük br uzvun çoğunluğuna göre itibar edilir” demişler, bazıları da “Büyük uzvun dörtte birinden fazla olmasına itibar edilir” demişlerdir.
Bazıları da “kokunun bizzat kendisinin azlığına ve çokluğuna itibar edilir” demişlerdir.
Sahih olan ise, eğer koku az ise, uzva itibar edilir, kokuya itibar edilmez. Hatta az koku ile bir uzvun tamamı kokulansa, sadaka değil dem gerekir.
Eğer koku çok ise, uzva değil, kokuya itibar edilir. Hatta bu çok koku ile bir uzvun dörtte biri kokulansa, dem gerekir.
Ceza konusunda unutarak veya bilerek sürmek müsavidir. Kasten yapmakla zorla yapmak arasında da, fark yoktur. Kadın ve erkek olmasında da bir fark yoktur.
Bir kimse vücudunun tamamını kokulamış olsa bile, bir dem gerekir.
Bu durumlar bedenle ilgilidir.
Kaynaklar
نَوْعٌ هُوَ طِيبٌ مَحْضٌ مُعَدٌّ لِلتَّطَيُّبِ بِهِ كَالْمِسْكِ وَالْكَافُورِ وَالْعَنْبَرِ وَغَيْرِ ذَلِكَ تَجِبُ بِهِ الْكَفَّارَةُ عَلَى أَيِّ وَجْهٍ اُسْتُعْمِلَ حَتَّى قَالُوا الْوَادِي عَيَّنَهُ بِطِيبٍ تَجِبُ عَلَيْهِ الْكَفَّارَةُ
فَإِذَا اسْتَعْمَلَ الطِّيبَ فَإِنْ كَانَ كَثِيرًا فَاحِشًا فَفِيهِ الدَّمُ، وَإِنْ كَانَ قَلِيلًا فَفِيهِ الصَّدَقَةُ كَذَا فِي الْمُحِيطِ
وَالصَّحِيحُ أَنْ يُوَفَّقَ وَيُقَالُ إنْ كَانَ الطَّيِّبُ قَلِيلًا فَالْعِبْرَةُ لِلْعُضْوِ لَا لِلطِّيبِ حَتَّى لَوْ طَيَّبَ بِهِ عُضْوًا كَامِلًا يَكُونُ كَثِيرًا يَلْزَمُهُ دَمٌ وَفِيمَا دُونَهُ صَدَقَةٌ، وَإِنْ كَانَ الطِّيبُ كَثِيرًا فَالْعِبْرَةُ لِلطِّيبِ لَا لِلْعُضْوِ حَتَّى لَوْ طَيَّبَ بِهِ رُبْعَ عُضْوٍ يَلْزَمُهُ دَمٌ هَكَذَا فِي مُحِيطِ السَّرَخْسِيِّ وَالتَّبْيِينِ هَذَا فِي الْبَدَنِ
وَيَسْتَوِي فِي وُجُوبِ الْجَزَاءِ بِالتَّطَيُّبِ الذِّكْرُ وَالنِّسْيَانُ وَالطَّوْعُ وَالْكُرْهُ وَالرَّجُلُ وَالْمَرْأَةُ هَكَذَا فِي الْبَدَائِعِ
وَلَوْ طَيَّبَ جَمِيعَ أَعْضَائِهِ فَعَلَيْهِ دَمٌ وَاحِدٌ لِاتِّحَادِ الْجِنْسِ كَذَا فِي التَّبْيِينِ
الشاملة الههندية 1/240
فَإِذَا اسْتَعْمَلَ الطِّيبَ فَإِنْ كَانَ كَثِيرًا فَاحِشًا فَفِيهِ الدَّمُ، وَإِنْ كَانَ قَلِيلًا فَفِيهِ الصَّدَقَةُ كَذَا فِي الْمُحِيطِ
وَالصَّحِيحُ أَنْ يُوَفَّقَ وَيُقَالُ إنْ كَانَ الطَّيِّبُ قَلِيلًا فَالْعِبْرَةُ لِلْعُضْوِ لَا لِلطِّيبِ حَتَّى لَوْ طَيَّبَ بِهِ عُضْوًا كَامِلًا يَكُونُ كَثِيرًا يَلْزَمُهُ دَمٌ وَفِيمَا دُونَهُ صَدَقَةٌ، وَإِنْ كَانَ الطِّيبُ كَثِيرًا فَالْعِبْرَةُ لِلطِّيبِ لَا لِلْعُضْوِ حَتَّى لَوْ طَيَّبَ بِهِ رُبْعَ عُضْوٍ يَلْزَمُهُ دَمٌ هَكَذَا فِي مُحِيطِ السَّرَخْسِيِّ وَالتَّبْيِينِ هَذَا فِي الْبَدَنِ
وَيَسْتَوِي فِي وُجُوبِ الْجَزَاءِ بِالتَّطَيُّبِ الذِّكْرُ وَالنِّسْيَانُ وَالطَّوْعُ وَالْكُرْهُ وَالرَّجُلُ وَالْمَرْأَةُ هَكَذَا فِي الْبَدَائِعِ
وَلَوْ طَيَّبَ جَمِيعَ أَعْضَائِهِ فَعَلَيْهِ دَمٌ وَاحِدٌ لِاتِّحَادِ الْجِنْسِ كَذَا فِي التَّبْيِينِ
الشاملة الههندية 1/240