Soru
Müsâkât ortaklığında işçi olan ortak, ağaç sahibinin izni olmadan, kendi işi üzerine başkasıyla müsâkât ortaklığı kursa, çıkan meyveden bir şey almaya hak kazanır mı?
Cevap
Görüntülenme:1
Bir kimse, başka bir kimseye, çıkan meyvenin yarı yarıya olması karşılığında müsâkât ortaklığı için hurmalık bahçesini verse ve “görüşünle amel et” demezse, işçi olan ortakta, diğer başka bir kimseyle aynı bahçede muamele ortaklığı kursa, çıkan meyvenin tamamı hurmalık sahibinin olur. İkinci işçi de, birinci işçiden, çalışmasının karşılığı olarak ecr-i misil ne kadara ulaşırsa ulaşsın o miktar üzerinden isteme hakkı vardır. Birinci işçi için hiçbir ücret yoktur.
Ecr-i mislin ulaştığı yere kadar verilmesi görüşü, İmam Muhammed’e göredir.
İmam-ı Âzam ve İmam Ebu Yusuf’a göre ise, birinci işçi ile ne üzerine anlaşmışlarsa, o ücreti geçemez.
Bu durum “kendi görüşünle iş yap” demediği takdirde böyledir.
Fakat böyle söyler ve o işçiye yarısını vermeyi şart koşar, ilk işçi de ikinci işçiye çıkanın üçte birini vermekle akit yaparsa, bu şekilde ortaklık câiz olmuş olur.
Buna göre çıkan meyvenin yarısı, hurmalık sahibinin ve altıda biri de ilk işçinin olur.
Ecr-i mislin ulaştığı yere kadar verilmesi görüşü, İmam Muhammed’e göredir.
İmam-ı Âzam ve İmam Ebu Yusuf’a göre ise, birinci işçi ile ne üzerine anlaşmışlarsa, o ücreti geçemez.
Bu durum “kendi görüşünle iş yap” demediği takdirde böyledir.
Fakat böyle söyler ve o işçiye yarısını vermeyi şart koşar, ilk işçi de ikinci işçiye çıkanın üçte birini vermekle akit yaparsa, bu şekilde ortaklık câiz olmuş olur.
Buna göre çıkan meyvenin yarısı, hurmalık sahibinin ve altıda biri de ilk işçinin olur.
Kaynaklar
وَإِذَا دَفَعَ إلَى رَجُلٍ نَخْلًا لَهُ مُعَامَلَةً بِالنِّصْفِ، وَلَمْ يَقُلْ اعْمَلْ بِرَأْيِكَ فَدَفَعَ الْعَامِلُ إلَى آخَرَ مُعَامَلَةً فَعَمِلَ فِيهِ فَمَا خَرَجَ فَهُوَ لِصَاحِبِ النَّخِيلِ وَلِلْعَامِلِ الْآخَرِ عَلَى الْعَامِلِ الْأَوَّلِ أَجْرُ مِثْلِهِ فِيمَا عَمِلَ بَالِغًا مَا بَلَغَ وَلَا أَجْرَ لِلْعَامِلِ الْأَوَّلِ، (قَالَ) : وَقَوْلُهُ بَالِغًا مَا بَلَغَ قَوْلُ مُحَمَّدٍ - رَحِمَهُ اللَّهُ تَعَالَى -، وَأَمَّا عِنْدَ أَبِي حَنِيفَةَ وَأَبِي يُوسُفَ - رَحِمَهُمَا اللَّهُ تَعَالَى - فَلَا يُجَاوِزُ بِهِ مَا سَمَّى، كَذَا فِي الْمُحِيطِ هَذَا إذَا لَمْ يَقُلْ لَهُ: اعْمَلْ فِيهِ بِرَأْيِكَ، فَأَمَّا إذَا قَالَ وَشَرَطَ لَهُ النِّصْفَ فَدَفَعَهُ إلَى رَجُلٍ آخَرَ بِثُلُثِ الْخَارِجِ فَهَذَا جَائِزٌ، وَمَا خَرَجَ مِنْ الثَّمَرِ فَنِصْفُهُ لِرَبِّ النَّخِيلِ وَالسُّدُسُ لِلْعَامِلِ الْأَوَّلِ الشاملة الهندية 5\284