Soru
Müzaraat ortaklığında, ekicinin veya işçinin, hangi işleri yapması gerekir?
Cevap
Görüntülenme:2
Bunda asl olan, ekilen ürün yetişmeden ve kurumadan önce, ziraatın muhtaç olduğu şeyler, mesela ekilen ürünün sulanması korunması, zararlı bitkilerin köklerinin alınması ve arkların yapılması gibi işleri yapmak, ziraat ortaklığı yapan işçiye aittir.
Çıkan ürün olgunlaştıktan, kuruduktan ve ziraat işleri bittikten sonra, ürün bölüşülmeden önce, ürünün saflaştırılıp(yabancı maddelerden arındırılması) ve temizlenmesi gibi muhtaç olunan işler de, çıkan ürünün aralarındaki konuşulup şart kılınan hisselerine göre, taksim olunur.
Ürün aralarında taksim olunup, eve taşınması ve buna benzer ürünün korunmasına muhtaç olunan her bir işte, , ortakların her birisi, hisseleri hususunda kendisine düşen işlerini yapar. Bu işler kendilerine düşer.
İmam Ebu Yusuf’dan rivayet edildiğine göre, o, ekilen ürünün hasat edilmesini, harman yerine götürülüp harman edilmesini, ürünün dövülme ve savurma işini, işçi üzerine şart kılınmasını câiz görmüştür. Çünkü insanlar arasında teâmül olmuştur. Mevaraünnehir âlimlerimizin bir kısma da, bununla fetvâ vermişlerdir. Mültekâ adlı eserde de “fetvâ bunun üzerine” denilmektedir.(İbn-i Âbidin 9/408)
Oysa işçi üzerine, ürünü hasat etme ve öğütmenin şart kılınması, bu ortaklığı, Zâhirü’r Rivayete göre ifsat eder. Bununla fetvâ verilmiştir.
Nusayr İbn-i Yahya ve Muhammed İbn-i Seleme’ye göre bütün bunların hepsi, işçi üzerine şart kılınsın veya kılınmasın, halkın örfü hükmüne göredir. İmam Serahsi’de “bizin beldemizde bu, sahih bir görüştür” demiştir. Ebu Bekir Muhammed İbn-i Fazl ise, kendisinden bu konuda fetvâ sorulduğunda “bu konuda zahir bir örf vardır” demiştir. Yani örf ne ise, hüküm de odur.
Çıkan ürün olgunlaştıktan, kuruduktan ve ziraat işleri bittikten sonra, ürün bölüşülmeden önce, ürünün saflaştırılıp(yabancı maddelerden arındırılması) ve temizlenmesi gibi muhtaç olunan işler de, çıkan ürünün aralarındaki konuşulup şart kılınan hisselerine göre, taksim olunur.
Ürün aralarında taksim olunup, eve taşınması ve buna benzer ürünün korunmasına muhtaç olunan her bir işte, , ortakların her birisi, hisseleri hususunda kendisine düşen işlerini yapar. Bu işler kendilerine düşer.
İmam Ebu Yusuf’dan rivayet edildiğine göre, o, ekilen ürünün hasat edilmesini, harman yerine götürülüp harman edilmesini, ürünün dövülme ve savurma işini, işçi üzerine şart kılınmasını câiz görmüştür. Çünkü insanlar arasında teâmül olmuştur. Mevaraünnehir âlimlerimizin bir kısma da, bununla fetvâ vermişlerdir. Mültekâ adlı eserde de “fetvâ bunun üzerine” denilmektedir.(İbn-i Âbidin 9/408)
Oysa işçi üzerine, ürünü hasat etme ve öğütmenin şart kılınması, bu ortaklığı, Zâhirü’r Rivayete göre ifsat eder. Bununla fetvâ verilmiştir.
Nusayr İbn-i Yahya ve Muhammed İbn-i Seleme’ye göre bütün bunların hepsi, işçi üzerine şart kılınsın veya kılınmasın, halkın örfü hükmüne göredir. İmam Serahsi’de “bizin beldemizde bu, sahih bir görüştür” demiştir. Ebu Bekir Muhammed İbn-i Fazl ise, kendisinden bu konuda fetvâ sorulduğunda “bu konuda zahir bir örf vardır” demiştir. Yani örf ne ise, hüküm de odur.
Kaynaklar
وَمِنْهَا شَرْطُ الْحَصَادِ وَالرَّفْعِ إلَى الْبَيْدَرِ وَالدِّيَاسِ وَالتَّذْرِيَةِ وَالْأَصْلُ أَنَّ كُلَّ مَا يَحْتَاجُ إلَيْهِ الزَّرْعُ قَبْلَ إدْرَاكِهِ وَجَفَافِهِ مِمَّا يَرْجِعُ إلَى إصْلَاحِهِ مِنْ السَّقْيِ وَالْحِفْظِ وَقَلْعِ الْحَشَاوَةِ وَحَفْرِ الْأَنْهَارِ وَنَحْوِهَا فَعَلَى الْمُزَارِعِ وَكُلُّ عَمَلٍ يَكُونُ بَعْدَ تَنَاهِي الزَّرْعِ وَإِدْرَاكِهِ وَجَفَافِهِ قَبْلَ قِسْمَةِ الْحَبِّ مِمَّا يُحْتَاجُ إلَيْهِ لِخُلُوصِ الْحَبِّ وَتَنْقِيَتِهِ يَكُونُ بَيْنَهُمَا عَلَى شَرْطِ الْخَارِجِ وَكُلُّ عَمَلٍ يَكُونُ بَعْدَ الْقِسْمَةِ مِنْ الْحَمْلِ إلَى الْبَيْتِ وَنَحْوِهِ مِمَّا يُحْتَاجُ إلَيْهِ لِإِحْرَازِ الْمَقْسُومِ فَعَلَى كُلِّ وَاحِدٍ فِي نَصِيبِهِ وَعَنْ أَبِي يُوسُفَ - رَحِمَهُ اللَّهُ تَعَالَى - أَنَّهُ أَجَازَ شَرْطَ الْحَصَادِ وَالرَّفْع إلَى الْبَيْدَرِ وَالدِّيَاسِ وَالتَّذْرِيَةِ عَلَى الْمُزَارِعِ لِتَعَامُلِ النَّاسِ وَبَعْضُ مَشَايِخِنَا مِمَّنْ وَرَاءَ النَّهْرِ يُفْتُونَ بِهِ أَيْضًا وَهُوَ اخْتِيَارُ نُصَيْرِ بْنِ يَحْيَى وَمُحَمَّدِ بْنِ سَلَمَةَ مِنْ مَشَايِخِ خُرَاسَانَ كَذَا فِي الْبَدَائِعِ وَشَرْطُ الدِّيَاسِ وَالْحَصَادِ وَالتَّذْرِيَةِ عَلَى الْعَامِلِ مُفْسِدٌ فِي ظَاهِرِ الرِّوَايَةِ كَذَا فِي فَتَاوَى قَاضِي خَانْ وَبِهِ يُفْتَى كَذَا فِي الْكُبْرَى وَعَنْ نُصَيْرِ بْنِ يَحْيَى وَمُحَمَّدِ بْنِ سَلَمَةَ - رَحِمَهُمَا اللَّهُ تَعَالَى - أَنَّهُمَا قَالَا: هَذَا كُلُّهُ يَكُونُ عَلَى الْعَامِلِ شَرَطَ أَوْ لَمْ يَشْتَرِطْ بِحُكْمِ الْعُرْفِ قَالَ شَمْسُ الْأَئِمَّةِ السَّرَخْسِيِّ: وَهَذَا هُوَ الصَّحِيحُ فِي دِيَارِنَا وَعَنْ الشَّيْخِ أَبِي بَكْرٍ مُحَمَّدِ بْنِ الْفَضْلِ أَنَّهُ كَانَ إذَا اسْتَفْتَى عَنْ هَذِهِ الْمَسْأَلَةِ يَقُولُ: فِيهِ عُرْفٌ ظَاهِرٌ كَذَا فِي فَتَاوَى قَاضِي خَانْ الشاملة الهندية 5\236-37.