Soru
Öfke veya kızgınlık halinde olan bir kimsenin, hanımını boşamasıyla, hanımı boş olur mu?
Cevap
Görüntülenme:19
İbn-i Kayyim, kızmayı/öfkelenmeyi üç kısma ayırmaktadır.
1- Kendisinde kızgınlığın başlangıcı oluşur, fakat aklı değişmez, ne dediğini ve kast ettiğini bilir. Bu haldeyken talakın geçerli olduğunda bir müşkül yoktur.
2- Kızgınlığın son halidir ki, ne söylediğini ve ne istediğini bilmez. Bu haldeyken de hiiç bir sözünün geçersiz olduğu hakkında bir şüphe yoktur.
3- Bu iki mertebe arasında olan kızgınlık ki, deli gibi olmamıştır ve üzerinde durulacak olan da bu haldir.
İbn-i Âbidin’e göre, kızgınlığın ölçüsü, ne dediğini bilecek halde olmaması gerekmez, bilakis eğer sözlerinde ve fiillerinde fazla bir hezeyan oluşmuşsa ki, bu hezeyan durumu da abuk sapuk konuşması ve davranması ve şaka ile ciddiyi olanı karıştırır olması yeterlidir. İşte bu durumda olan bir kimse, hanımını boşadığında talakı geçersiz olur.
Şaşkınlıktan ve benzeri durumlardan dolayı aklı karışanın hakkında da, itimada şayan olan, adeti dışında fiil ve sözlerinde bozukluğun fazla olmasına göre hüküm vermektir. Yaşlılıktan, hastalıktan veya bir musibet karşısında aklı bozulan kimse hakkında da, fiil ve sözlerinde bozukluk hali galip geldiği müddetçe, söylenecek söz de budur. Hatta bu durumlarda olan bir kimse, isteyerek ve bilerek söylemiş olsa dahi hüküm değişmez. Sözlerine itibar edilmez. Çünkü böyle bir bilgi ve iradeye itibar olunmaz ve sahih olan bir idrakten meydana gelmiş değildir. Bunun gibi akıllı çocuğun da fiil ve sözlerine itibar edilmez.
1- Kendisinde kızgınlığın başlangıcı oluşur, fakat aklı değişmez, ne dediğini ve kast ettiğini bilir. Bu haldeyken talakın geçerli olduğunda bir müşkül yoktur.
2- Kızgınlığın son halidir ki, ne söylediğini ve ne istediğini bilmez. Bu haldeyken de hiiç bir sözünün geçersiz olduğu hakkında bir şüphe yoktur.
3- Bu iki mertebe arasında olan kızgınlık ki, deli gibi olmamıştır ve üzerinde durulacak olan da bu haldir.
İbn-i Âbidin’e göre, kızgınlığın ölçüsü, ne dediğini bilecek halde olmaması gerekmez, bilakis eğer sözlerinde ve fiillerinde fazla bir hezeyan oluşmuşsa ki, bu hezeyan durumu da abuk sapuk konuşması ve davranması ve şaka ile ciddiyi olanı karıştırır olması yeterlidir. İşte bu durumda olan bir kimse, hanımını boşadığında talakı geçersiz olur.
Şaşkınlıktan ve benzeri durumlardan dolayı aklı karışanın hakkında da, itimada şayan olan, adeti dışında fiil ve sözlerinde bozukluğun fazla olmasına göre hüküm vermektir. Yaşlılıktan, hastalıktan veya bir musibet karşısında aklı bozulan kimse hakkında da, fiil ve sözlerinde bozukluk hali galip geldiği müddetçe, söylenecek söz de budur. Hatta bu durumlarda olan bir kimse, isteyerek ve bilerek söylemiş olsa dahi hüküm değişmez. Sözlerine itibar edilmez. Çünkü böyle bir bilgi ve iradeye itibar olunmaz ve sahih olan bir idrakten meydana gelmiş değildir. Bunun gibi akıllı çocuğun da fiil ve sözlerine itibar edilmez.
Kaynaklar
و اللذى يظهر لى ...........ابن عابدن 3/244