Soru
Alacakların zekatı nasıl verilir?
Cevap
Görüntülenme:15
İmam-ı Âzam’a göre, alacaklar üç kısma ayrılır.
1-Kuvvetli alacaklar; bunlar borç verilen paralar veya ticaret malının veya evlerin satışından doğan bedelin alacağı gibi.
Bu alacaklar, borçlu olan kimse, borcunu kabul ediyorsa, geçmiş senelere ait zekatları da verilir.
Kişinin alacaktan başka malı olmadığı takdirde, bu alacakların zekata tabi olması için, nisaba ulaşması gerekir.
Mesela, bir kimsenin, başka bir kimseden, 100 gr altını var ve başka bir malı da yoksa, üzerinden bir yıl geçtiğinde, bu kimse o altının zekatını verir. Şöyle ki, borcundan 5/1 oranında almışsa, bunun zekatını verir. 5/1 oranından az tahsil etmişse, bunda zekatı derhal vermeyebilir. Ne zaman 5/1 tahsil edince, o takdirde verir. Derhal zekatın hepsini vermesi gerekmez.
Eğer başka nisaba sahip malı varsa, bu kuvvetli alacaklarda zekata eklenerek hesaplanır ve öylece zekatını verir.
Alacak inkar edilmekteyse ve sahibinin delili varsa, tahsil edildiğinde, geçmiş yıllara ait zekatı verilir.
İmam Muhammed’e göre geçmiş senelerin zekatını vermesi gerekmez. Çünkü her delil, hakimlerce muteber olmayabilir. Sahih olan görüşte budur.
2-Orta alacaklar; bunlarda ticaret için olmayan bir malın satışından elde edilen gelir, mesela elbisenin satışından doğan alacaklar veya kira gelirlerinden doğan alacaklar gibi.
Bunlarda zekat vermek hemen gerekmez. Kişi sene içinde alacağını peyder peyder alıp ihtiyaçlarına da harcayabilir. Bu durumda da sene sonunda alacağı nisab miktarının altına düştüğünde, zekat de vermez.
Orta alacaklarda ise, İmam-ı Âzam’dan iki rivâyet vardır. İlk rivâyete göre, nisab miktarı tahsil edildiğinde, zekatını vermek gerekir. Nisaba ulaşmazsa, vermesi gerekmez, ne zaman ulaşırsa, o takdirde verir. Bu görüşe göre, alacaklar elde edildiğinde, geçmiş senelerinde zekatı verilir.
Diğer rivâyete göre ise, alacağını tahsil edip, üzerinden bir yıl geçmedikçe, bu kimseye zekat gerekmez. İbn-i Sümâa’nın İmam-ı Âzam’dan rivâyet ettiği bu rivâyet, iki görüşün en sahih olanı kabul edilmiştir.
Bu görüşe göre ise, geçmiş senelerin zekatı verilmez. Ancak nisab miktarını tahsil ettiğinde ve üzerinden bir yıl geçtiğinde, zekatını verir.
Bu durumlar kişinin alacaktan başka bir malı bulunmadığı takdirdedir.
Eğer başka nisaba sahip malı varsa, bu orta alacaklarda zekata hesaplanır ve öylece zekatını verir.
3-Zayıf alacaklar; bunlarda mehir, diyet ve hul’ gibi alacaklar ki, bunların geçmiş senelerin zekatını vermek gerekmez.
Bunlarda nisab miktarı ele geçirildiğinde, üzerinden bir sene geçtikten sonra zekat verilmesi gerekir. Ancak az veya çok tahsil edildiğinde, eğer nisaba malik başka malları varsa, bu tahsil ettiklerini de, o zekat mallarının içinde hesaba katar ve senenin zekatını verir.
Bir görüşe göre de, mirastan kalan alacağın, orta alacaklar kısmına dahildir.
İmameyne göre ise, alacaklar bu üç çeşite ayrılmazlar, borçların hepsi de kuvvetlidir. Onlara göre bir kimse alacaklı olduğunda, eğer nisaba ulaşıyorsa, tahsil ettiği kadarının, az veya çok, 40/1’ini zekat olarak verir. Ancak âkile üzerine düşen diyet ve kitâbet malından alacaklar müstesnadır. Bu alacaklar alınıp, üzerinden de bir yıl geçtikten sonra, hala nisab miktarı mal elinde olan kimseler, zekatlarını verirler.
Bu durum, alacaktan başka malı olmayanlar içindir. Eğer alacaktan başka nisab miktarı malı varsa, bu alacaklarını aldıkları zaman, zekat hesabına bu malları da eklerler.
1-Kuvvetli alacaklar; bunlar borç verilen paralar veya ticaret malının veya evlerin satışından doğan bedelin alacağı gibi.
Bu alacaklar, borçlu olan kimse, borcunu kabul ediyorsa, geçmiş senelere ait zekatları da verilir.
Kişinin alacaktan başka malı olmadığı takdirde, bu alacakların zekata tabi olması için, nisaba ulaşması gerekir.
Mesela, bir kimsenin, başka bir kimseden, 100 gr altını var ve başka bir malı da yoksa, üzerinden bir yıl geçtiğinde, bu kimse o altının zekatını verir. Şöyle ki, borcundan 5/1 oranında almışsa, bunun zekatını verir. 5/1 oranından az tahsil etmişse, bunda zekatı derhal vermeyebilir. Ne zaman 5/1 tahsil edince, o takdirde verir. Derhal zekatın hepsini vermesi gerekmez.
Eğer başka nisaba sahip malı varsa, bu kuvvetli alacaklarda zekata eklenerek hesaplanır ve öylece zekatını verir.
Alacak inkar edilmekteyse ve sahibinin delili varsa, tahsil edildiğinde, geçmiş yıllara ait zekatı verilir.
İmam Muhammed’e göre geçmiş senelerin zekatını vermesi gerekmez. Çünkü her delil, hakimlerce muteber olmayabilir. Sahih olan görüşte budur.
2-Orta alacaklar; bunlarda ticaret için olmayan bir malın satışından elde edilen gelir, mesela elbisenin satışından doğan alacaklar veya kira gelirlerinden doğan alacaklar gibi.
Bunlarda zekat vermek hemen gerekmez. Kişi sene içinde alacağını peyder peyder alıp ihtiyaçlarına da harcayabilir. Bu durumda da sene sonunda alacağı nisab miktarının altına düştüğünde, zekat de vermez.
Orta alacaklarda ise, İmam-ı Âzam’dan iki rivâyet vardır. İlk rivâyete göre, nisab miktarı tahsil edildiğinde, zekatını vermek gerekir. Nisaba ulaşmazsa, vermesi gerekmez, ne zaman ulaşırsa, o takdirde verir. Bu görüşe göre, alacaklar elde edildiğinde, geçmiş senelerinde zekatı verilir.
Diğer rivâyete göre ise, alacağını tahsil edip, üzerinden bir yıl geçmedikçe, bu kimseye zekat gerekmez. İbn-i Sümâa’nın İmam-ı Âzam’dan rivâyet ettiği bu rivâyet, iki görüşün en sahih olanı kabul edilmiştir.
Bu görüşe göre ise, geçmiş senelerin zekatı verilmez. Ancak nisab miktarını tahsil ettiğinde ve üzerinden bir yıl geçtiğinde, zekatını verir.
Bu durumlar kişinin alacaktan başka bir malı bulunmadığı takdirdedir.
Eğer başka nisaba sahip malı varsa, bu orta alacaklarda zekata hesaplanır ve öylece zekatını verir.
3-Zayıf alacaklar; bunlarda mehir, diyet ve hul’ gibi alacaklar ki, bunların geçmiş senelerin zekatını vermek gerekmez.
Bunlarda nisab miktarı ele geçirildiğinde, üzerinden bir sene geçtikten sonra zekat verilmesi gerekir. Ancak az veya çok tahsil edildiğinde, eğer nisaba malik başka malları varsa, bu tahsil ettiklerini de, o zekat mallarının içinde hesaba katar ve senenin zekatını verir.
Bir görüşe göre de, mirastan kalan alacağın, orta alacaklar kısmına dahildir.
İmameyne göre ise, alacaklar bu üç çeşite ayrılmazlar, borçların hepsi de kuvvetlidir. Onlara göre bir kimse alacaklı olduğunda, eğer nisaba ulaşıyorsa, tahsil ettiği kadarının, az veya çok, 40/1’ini zekat olarak verir. Ancak âkile üzerine düşen diyet ve kitâbet malından alacaklar müstesnadır. Bu alacaklar alınıp, üzerinden de bir yıl geçtikten sonra, hala nisab miktarı mal elinde olan kimseler, zekatlarını verirler.
Bu durum, alacaktan başka malı olmayanlar içindir. Eğer alacaktan başka nisab miktarı malı varsa, bu alacaklarını aldıkları zaman, zekat hesabına bu malları da eklerler.
Kaynaklar
و اعلم انن الديون عند الامام ثلاثة. قوي و متوسط و ضعيف ................ ابن عابدين 2/305
و قال ابو يوسف و محمد الديون كلهم سواء و كلهم قوية .........
البدائع 2/392
و قال ابو يوسف و محمد الديون كلهم سواء و كلهم قوية .........
البدائع 2/392