Soru
Bir kimse, başkasının ud, tanbur tef ve buna benzer gayr-i meşru eğlence âletlerini kırsa, tazmin etmesi gerekir mi?
Cevap
Bir kimse, başkasının ud, tanbur, tef ve buna benze gayr-i meşru müzik âletlerini kırdığı takdirde, imameyne göre tazmin etmez. İmam-ı Âzam’a göre ise, tazmin etmesi gerekir.
Fetvâ ise, insanlar arasında fesatın çoğalmasından dolayı, imameynin görüşüne göre verilmiştir.
Câmiu’s Sağîr’de zikr olunduğuna göre, İmam-ı Âzam’a göre tazmin eder, ancak sultanın izniyle kırmışsa, tazmin etmez.
Sadr’üş Şehîd’in bildirdiğine göre, İmam-ı Âzam’a göre tazminat gerekince, meşru olmayandan başka, kendisiyle faydalanması en aşağı olan, uygun bir yön üzerine tazmin eder.
Tavla ve santraç aletlerinde de bu ihtilaf vardır. Çünkü bu şeyleri tartı kefesi yapmak mümkündür.
Kudûri’de tanbur ve ud meselesi hakkında, şöyle söylenmiştir; gibi şeyler oyulmuş kereste gibi tazmin edilirler.
Müntekâ’da ise, bunları kereste veya levha şeklinde tazmin edilir denmiştir.
Çocuklar için olan davul ise, telef edildiğinde, âlimler arasında ihtilaf olmaksızın tazmin edilir.
Fetvâ ise, insanlar arasında fesatın çoğalmasından dolayı, imameynin görüşüne göre verilmiştir.
Câmiu’s Sağîr’de zikr olunduğuna göre, İmam-ı Âzam’a göre tazmin eder, ancak sultanın izniyle kırmışsa, tazmin etmez.
Sadr’üş Şehîd’in bildirdiğine göre, İmam-ı Âzam’a göre tazminat gerekince, meşru olmayandan başka, kendisiyle faydalanması en aşağı olan, uygun bir yön üzerine tazmin eder.
Tavla ve santraç aletlerinde de bu ihtilaf vardır. Çünkü bu şeyleri tartı kefesi yapmak mümkündür.
Kudûri’de tanbur ve ud meselesi hakkında, şöyle söylenmiştir; gibi şeyler oyulmuş kereste gibi tazmin edilirler.
Müntekâ’da ise, bunları kereste veya levha şeklinde tazmin edilir denmiştir.
Çocuklar için olan davul ise, telef edildiğinde, âlimler arasında ihtilaf olmaksızın tazmin edilir.
Kaynaklar
إذَا كَسَرَ بَرْبَطَ إنْسَانٍ أَوْ طُنْبُورَهُ أَوْ دُفَّهُ أَوْ مَا أَشْبَهَ ذَلِكَ مِنْ آلَاتِ الْمَلَاهِي فَعَلَى قَوْلِهِمَا لَا ضَمَانَ عَلَى قَوْلِ أَبِي حَنِيفَةَ - رَحِمَهُ اللَّهُ تَعَالَى - يَجِبُ الضَّمَانُ وَذَكَرَ فِي الْجَامِعِ الصَّغِيرِ أَنَّ عَلَى قَوْلِ أَبِي حَنِيفَةَ - رَحِمَهُ اللَّهُ تَعَالَى - يَضْمَنُ إلَّا إذَا فَعَلَ بِإِذْنِ الْإِمَامِ قَالَ الْقَاضِي الْإِمَامُ صَدْرُ الْإِسْلَامِ: الْفَتْوَى عَلَى قَوْلِهِمَا لِكَثْرَةِ الْفَسَادِ فِيمَا بَيْنَ النَّاسِ وَذَكَرَ الشَّيْخُ الْإِمَامُ فَخْرُ الْإِسْلَامِ فِي شَرْحِ الْجَامِعِ الصَّغِيرِ أَنَّ قَوْلَ أَبِي حَنِيفَةَ - رَحِمَهُ اللَّهُ تَعَالَى - قِيَاسٌ وَقَوْلُهُمَا اسْتِحْسَانٌ وَقَالَ صَدْرُ الْإِسْلَامِ: ثُمَّ عِنْدَ أَبِي حَنِيفَةَ - رَحِمَهُ اللَّهُ تَعَالَى - إذَا وَجَبَ الضَّمَانُ يَجِبُ عَلَى وَجْهِ
الصَّلَاحِ لِغَيْرِ التَّلَهِّي عَلَى أَدْنَى وَجْهٍ يُمْكِنُ الِانْتِفَاعُ بِذَلِكَ وَعَلَى هَذَا الْخِلَافِ النَّرْدُ وَالشِّطْرَنْجُ؛ لِأَنَّهُ يُمْكِنُ أَنْ يَجْعَلَ هَذِهِ الْأَشْيَاءَ سَنْجَاتِ الْوَزْنِ وَفِي الْقُدُورِيِّ فِي مَسْأَلَةِ الطُّنْبُورِ وَالْبَرْبَطِ أَنَّهُ يَضْمَنُ قِيمَتَهُ خَشَبًا مَنْحُوتًا وَفِي الْمُنْتَقَى يَضْمَنُ قِيمَتَهُ خَشَبًا أَوْ أَلْوَاحًا كَذَا فِي الْمُحِيطِ وَالذَّخِيرَةِ وَالطَّبْلُ الَّذِي يُضْرَبُ لِلصِّبْيَانِ يُضْمَنُ بِالْإِتْلَافِ مِنْ غَيْرِ خِلَافٍ كَذَا فِي التَّتَارْخَانِيَّة الشاملة الهندية 5\131.
الصَّلَاحِ لِغَيْرِ التَّلَهِّي عَلَى أَدْنَى وَجْهٍ يُمْكِنُ الِانْتِفَاعُ بِذَلِكَ وَعَلَى هَذَا الْخِلَافِ النَّرْدُ وَالشِّطْرَنْجُ؛ لِأَنَّهُ يُمْكِنُ أَنْ يَجْعَلَ هَذِهِ الْأَشْيَاءَ سَنْجَاتِ الْوَزْنِ وَفِي الْقُدُورِيِّ فِي مَسْأَلَةِ الطُّنْبُورِ وَالْبَرْبَطِ أَنَّهُ يَضْمَنُ قِيمَتَهُ خَشَبًا مَنْحُوتًا وَفِي الْمُنْتَقَى يَضْمَنُ قِيمَتَهُ خَشَبًا أَوْ أَلْوَاحًا كَذَا فِي الْمُحِيطِ وَالذَّخِيرَةِ وَالطَّبْلُ الَّذِي يُضْرَبُ لِلصِّبْيَانِ يُضْمَنُ بِالْإِتْلَافِ مِنْ غَيْرِ خِلَافٍ كَذَا فِي التَّتَارْخَانِيَّة الشاملة الهندية 5\131.