İçeriğe geç
Veciz Fetvalar
Sehiv Secdesi

Soru

Bir kimse farz veya nafile namazlarının ilk oturuşunda veya son oturuşta oturması gerekirken, ayağa bir miktar kalksa ve sonra otursa, bu kimsenin sehiv secdesi yapması gerekir mi? Veya namazı bozulur mu?

Cevap

Görüntülenme:16
İmam olsun tek başına namaz kılan kimse olsun, oturacağı yerde kalkar, kalkacağı yerde oturursa, sehiv secdesi yapması vacip olur.
Bir kimse oturacağı yerde, ayağa kalkmak istese ve tam doğrulsa veya tam doğrulmaya yakın durumda olursa, bu kimse, farz olan kıyamla meşgul olacağından, geriye dönüp oturmaz ve namazına devam eder, namazın sonunda da sehiv secdesi yapar. Fakat bu kimse bu durumda oturursa, namazı bozulur diyen âlimler olduğu gibi, bozulmaz diyen âlimler de vardır.
Doğruya en yakın ve gerçek olan görüş de, namazının bozulmamasıdır. Bu kimse böyle yapmakla kötü bir iş yapmış olmakla birlikte, namazın sonunda sehiv secdesi yapar. Çünkü vacibi tehir etmiştir.
Fakat bu kimse tam doğrulmaz, doğrulmaya da yakın durumda olmaz ise, oturur ve sehiv secdesi yapması da gerekmez.
Buradaki doğrulmanın ölçüsü, insanın aşağı kısmının yarısına itibar olunur. Aşağı yarısı düzelmişse, bu ayağa kalkmış sayılır ve hüküm de buna göre verilir. Eğer aşağı yarısı düzleşmemişse, bu kimse doğrulmuş sayılmaz.
Bu durum, birinci oturuş olsun, ikinci oturuşta olsun, eşittir, hüküm değişmez.
Nafile namaza gelince, bir kimse ilk oturuşta oturması gerekirken kalksa, üçüncü rekatı secde ile tamamlamadıkça, döner ve ilk oturuşu yapar, namaz sonunda da sehiv secdesi yapar.

Kaynaklar

(سَهَا عَنْ الْقُعُودِ الْأَوَّلِ مِنْ الْفَرْضِ) وَلَوْ عَمَلِيًّا، أَمَّا النَّفَلُ فَيَعُودُ مَا لَمْ يُقَيَّدْ بِالسَّجْدَةِ (ثُمَّ تَذَكَّرَهُ عَادَ إلَيْهِ) وَتَشَهَّدَ، وَلَا سَهْوَ عَلَيْهِ فِي الْأَصَحِّ
(مَا لَمْ يَسْتَقِمْ قَائِمًا) فِي ظَاهِرِ الْمَذْهَبِ، وَهُوَ الْأَصَحُّ فَتْحٌ (وَإِلَّا) أَيْ وَإِنْ اسْتَقَامَ قَائِمًا (لَا) يَعُودُ لِاشْتِغَالِهِ بِفَرْضِ الْقِيَامِ (وَسَجَدَ لِلسَّهْوِ) لِتَرْكِ الْوَاجِبِ (فَلَوْ عَادَ إلَى الْقُعُودِ) بَعْدَ ذَلِكَ (تَفْسُدُ صَلَاتُهُ) لِرَفْضِ الْفَرْضِ لِمَا لَيْسَ بِفَرْضٍ وَصَحَّحَهُ الزَّيْلَعِيُّ (وَقِيلَ لَا) تَفْسُدُ لَكِنَّهُ يَكُونُ مُسِيئًا وَيَسْجُدُ لِتَأْخِيرِ الْوَاجِبِ (وَهُوَ الْأَشْبَهُ) كَمَا حَقَّقَهُ الْكَمَالُ وَهُوَ الْحَقُّ بَحْرٌ،
ابن عابدينن 2\83-84
وَيَجِبُ إذَا قَعَدَ فِيمَا يُقَامُ أَوْ قَامَ فِيمَا يُجْلَسُ فِيهِ وَهُوَ إمَامٌ أَوْ مُنْفَرِدٌ أَرَادَ بِالْقِيَامِ إذَا اسْتَتَمَّ قَائِمًا أَوْ كَانَ إلَى الْقِيَامِ أَقْرَبَ فَإِنَّهُ لَا يَعُودُ إلَى الْقَعْدَةِ، هَكَذَا فِي فَتَاوَى قَاضِي خَانْ وَسَجَدَ لِلسَّهْوِ، وَلَوْ عَادَ إلَى الْقُعُودِ تَفْسُدُ صَلَاتُهُ عَلَى الصَّحِيحِ، كَذَا فِي التَّبْيِينِ
وَإِنْ لَمْ يَكُنْ كَذَلِكَ يَقْعُدُ وَلَا سَهْوَ عَلَيْهِ، كَذَا فِي فَتَاوَى قَاضِي خَانْ، وَهُوَ الْأَصَحُّ، هَكَذَا فِي الْهِدَايَةِ وَالتَّبْيِينِ، وَيُعْتَبَرُ ذَلِكَ بِالنِّصْفِ الْأَسْفَلِ مِنْ الْإِنْسَانِ إنْ كَانَ النِّصْفُ الْأَسْفَلُ مُسْتَوِيًا كَانَ إلَى الْقِيَامِ أَقْرَبَ وَإِلَّا لَا، كَذَا فِي الْكَافِي
الشاملة الهندية 1\127

Sehiv Secdesi konusunda diğer sorular