Soru
Bir kimse, yanına birisini oturtup, namaz içinde yanıldığında kendisine haber vermesiyle, kıldığı namaz câiz olur mu?
Cevap
Görüntülenme:15
Namaz kılan bir kimse, rükuda ve secdede yanıldığında, kendisine haber vermesi için, yanına bir kimseyi otuttursa ve bu kimse namazını ancak bu şekilde namazını kılabiliyor, başka türlü mümkün olmuyorsa, bu şekilde namaz kılması câizdir.
Hasta olan bir kimse, namaz kılarken, kendisini tutamayacak derecede uykusu geldiği için, rekat ve secdelerin sayısını şaşırırsa, bu kimseye namazı ede etmek, lazım gelmez. Ancak yine de, başkasının telkiniyle namazını kılsa, bu ona kâfi gelir.
Burada Tahtâvî; bu bir öğrenme ve öğretmedir, namazı bozulur demişse de, İbn-i Âbidin “bu bir öğretme ve öğrenme değil, aksine bir hatırlatma ve bildirmektir. Müezzinin, intikal tekbirlerini cemaate bildirmesine benzemektedir” demiştir.
Hasta olan bir kimse, namaz kılarken, kendisini tutamayacak derecede uykusu geldiği için, rekat ve secdelerin sayısını şaşırırsa, bu kimseye namazı ede etmek, lazım gelmez. Ancak yine de, başkasının telkiniyle namazını kılsa, bu ona kâfi gelir.
Burada Tahtâvî; bu bir öğrenme ve öğretmedir, namazı bozulur demişse de, İbn-i Âbidin “bu bir öğretme ve öğrenme değil, aksine bir hatırlatma ve bildirmektir. Müezzinin, intikal tekbirlerini cemaate bildirmesine benzemektedir” demiştir.
Kaynaklar
مُصَلٍّ أَقْعَدَ عِنْدَ نَفْسِهِ إنْسَانًا فَيُخْبِرُهُ إذَا سَهَا عَنْ رُكُوعٍ أَوْ سُجُودٍ يُجْزِيهِ إذَا لَمْ يُمْكِنْهُ إلَّا بِهَذَا، كَذَا فِي الْقُنْيَةِ الشاملة الهندية 1\138.
وَلَوْ اشْتَبَهَ عَلَى مَرِيضٍ أَعْدَادُ الرَّكَعَاتِ وَالسَّجَدَاتِ لِنُعَاسٍ يَلْحَقُهُ لَا يَلْزَمُهُ الْأَدَاءُ) وَلَوْ أَدَّاهَا بِتَلْقِينِ غَيْرِهِ يَنْبَغِي أَنْ يَجْزِيَهُ كَذَا فِي الْقُنْيَةِ
قَدْ يُقَالُ إنَّهُ تَعْلِيمٌ وَتَعَلُّمٌ وَهُوَ مُفْسِدٌ كَمَا إذَا قَرَأَ مِنْ الْمُصْحَفِ أَوْ عَلَّمَهُ إنْسَانٌ الْقِرَاءَةَ وَهُوَ فِي الصَّلَاةِ ط.
قُلْت: وَقَدْ يُقَالُ إنَّهُ لَيْسَ بِتَعْلِيمٍ وَتَعَلُّمٍ بَلْ هُوَ تَذْكِيرٌ أَوْ إعْلَامٌ فَهُوَ كَإِعْلَامِ الْمُبَلِّغِ بِانْتِقَالَاتِ الْإِمَامِ فَتَأَمَّلْ
ابن عابدين 2\100
وَلَوْ اشْتَبَهَ عَلَى مَرِيضٍ أَعْدَادُ الرَّكَعَاتِ وَالسَّجَدَاتِ لِنُعَاسٍ يَلْحَقُهُ لَا يَلْزَمُهُ الْأَدَاءُ) وَلَوْ أَدَّاهَا بِتَلْقِينِ غَيْرِهِ يَنْبَغِي أَنْ يَجْزِيَهُ كَذَا فِي الْقُنْيَةِ
قَدْ يُقَالُ إنَّهُ تَعْلِيمٌ وَتَعَلُّمٌ وَهُوَ مُفْسِدٌ كَمَا إذَا قَرَأَ مِنْ الْمُصْحَفِ أَوْ عَلَّمَهُ إنْسَانٌ الْقِرَاءَةَ وَهُوَ فِي الصَّلَاةِ ط.
قُلْت: وَقَدْ يُقَالُ إنَّهُ لَيْسَ بِتَعْلِيمٍ وَتَعَلُّمٍ بَلْ هُوَ تَذْكِيرٌ أَوْ إعْلَامٌ فَهُوَ كَإِعْلَامِ الْمُبَلِّغِ بِانْتِقَالَاتِ الْإِمَامِ فَتَأَمَّلْ
ابن عابدين 2\100