Soru
Camiye gittiğimde ayakkabım çalınmış ve yerine bir ayakkabı konulmuş. Bu ayakkabıyı kullanmam bana helal midir?
Cevap
Görüntülenme:11
Bir kimse ayakkabısını bir yere koysa çalınsa veya değiştirilse, İkinci adam birinci adamın ivaz(yerine-karşılığında) olarak bıraktığı ayakkabıyı alsa, bu ayakkabıyı kullanamaz. Çünkü, o ayakkabı başkasının mülküdür. Bu bir lukata(yitik mal) hükmündedir.
Eğer bu ayakkabıyı kullanmak istiyorsa, ayakkabının sevabı sahibi üzerine olması niyetiyle, oğlu fakirse, fakir olan oğluna verir. Çünkü lukata olan bir mal, sahibi bulunmaz ise fakirlere tasadduk edilir. Oğlu da eğer isterse babasına verir ve bu yolla ayakkabıyı kullanabilir.
Bu durum sahibi çıkmadığı takdirde böyledir. Sahibini araştırır, çıkarsa o ayakkabıyı verir, diğeri de ona ayakkabısını verir.
Bir kısım âlimler ise, bedel olarak bırakılan ayakkabı, çalınan kimsenin ayakkabısından daha iyi veya aynı değerde olduğu takdirde, sahibi araştırılır ve bu lukata hükmündedir. Yukarıdaki anlatılanlar geçerli olur.
Ancak, bırakılan ayakkabı, alınan ayakkabıdan daha ehven olursa, bu takdirde bu tekellüflere girilmeden, bu ayakkabıyı kullanabilir. Çünkü iyi olanı alıp, yerine ehvenini bırakmak, o ayakkabıyla faydalanmanın rıza ile olduğunun delilidir.
Fakat bu durumlar, eğerki hataen olmuşsa, mesela karanlık bir yerde gibi, bunlar karine ile bilinebilir, ister yeni ister eski olsun alınan ayakkabılar lukata hükmündedir, sahibinin araştırılıp verilmesi gerekir.
Eğer bu ayakkabıyı kullanmak istiyorsa, ayakkabının sevabı sahibi üzerine olması niyetiyle, oğlu fakirse, fakir olan oğluna verir. Çünkü lukata olan bir mal, sahibi bulunmaz ise fakirlere tasadduk edilir. Oğlu da eğer isterse babasına verir ve bu yolla ayakkabıyı kullanabilir.
Bu durum sahibi çıkmadığı takdirde böyledir. Sahibini araştırır, çıkarsa o ayakkabıyı verir, diğeri de ona ayakkabısını verir.
Bir kısım âlimler ise, bedel olarak bırakılan ayakkabı, çalınan kimsenin ayakkabısından daha iyi veya aynı değerde olduğu takdirde, sahibi araştırılır ve bu lukata hükmündedir. Yukarıdaki anlatılanlar geçerli olur.
Ancak, bırakılan ayakkabı, alınan ayakkabıdan daha ehven olursa, bu takdirde bu tekellüflere girilmeden, bu ayakkabıyı kullanabilir. Çünkü iyi olanı alıp, yerine ehvenini bırakmak, o ayakkabıyla faydalanmanın rıza ile olduğunun delilidir.
Fakat bu durumlar, eğerki hataen olmuşsa, mesela karanlık bir yerde gibi, bunlar karine ile bilinebilir, ister yeni ister eski olsun alınan ayakkabılar lukata hükmündedir, sahibinin araştırılıp verilmesi gerekir.
Kaynaklar
وَضَعَتْ مُلَاءَتَهَا وَوَضَعَتْ الْأُخْرَى مُلَاءَتَهَا ثُمَّ أَخَذَتْ الْأُولَى مُلَاءَةَ الثَّانِيَةِ لَا يَنْبَغِي لِلثَّانِيَةِ الِانْتِفَاعُ بِمُلَاءَةِ الْأُولَى، فَإِنْ أَرَادَتْ ذَلِكَ قَالُوا يَنْبَغِي أَنْ تَتَصَدَّقَ بِهَا عَلَى بِنْتِهَا الْفَقِيرَةِ بِنِيَّةِ كَوْنِ الثَّوَابِ لِصَاحِبَتِهَا إنْ رَضِيَتْ ثُمَّ تَسْتَوْهِبُ الْمُلَاءَةَ مِنْ الْبِنْتِ؛ لِأَنَّهَا بِمَنْزِلَةِ اللُّقَطَةِ
مَطْلَبٌ سُرِقَ مُكَعَّبُهُ وَوَجَدَ مِثْلَهُ أَوْ دُونَهُ وَكَذَلِكَ الْجَوَابُ فِي الْمُكَعَّبِ إذَا سُرِقَ اهـ وَقَيَّدَهُ بَعْضُهُمْ بِأَنْ يَكُونَ الْمُكَعَّبُ الثَّانِي كَالْأَوَّلِ أَوْ أَجْوَدَ، فَلَوْ دُونَهُ لَهُ
الِانْتِفَاعُ بِهِ بِدُونِ هَذَا التَّكَلُّفِ؛ لِأَنَّ أَخْذَ الْأَجْوَدِ وَتَرْكَ الْأَدْوَنِ دَلِيلُ الرِّضَا بِالِانْتِفَاعِ بِهِ، كَذَا فِي الظَّهِيرِيَّةِ، وَفِيهِ مُخَالَفَةٌ لِلُّقَطَةِ مِنْ جِهَةِ جَوَازِ التَّصَدُّقِ قَبْلَ التَّعْرِيفِ وَكَأَنَّهُ لِلضَّرُورَةِ اهـ مُلَخَّصًا
قُلْت مَا ذَكَرَ مِنْ التَّفْصِيلِ بَيْنَ الْأَدْوَنِ وَغَيْرِهِ إنَّمَا يَظْهَرُ فِي الْمُكَعَّبِ الْمَسْرُوقِ، وَعَلَيْهِ لَا يُحْتَاجُ إلَى تَعْرِيفٍ؛ لِأَنَّ صَاحِبَ الْأَدْوَنِ مُعْرِضٌ عَنْهُ قَصْدًا فَهُوَ بِمَنْزِلَةِ الدَّابَّةِ الْمَهْزُولَةِ الَّتِي تَرَكَهَا صَاحِبُهَا عَمْدًا بَلْ بِمَنْزِلَةِ إلْقَاءِ النَّوَى وَقُشُورِ الرُّمَّانِ. أَمَّا لَوْ أَخَذَ مُكَعَّبَ غَيْرِهِ وَتَرَكَ مُكَعَّبَهُ غَلَطًا لِظُلْمَةٍ أَوْ نَحْوِهَا وَيُعْلَمُ ذَلِكَ بِالْقَرَائِنِ فَهُوَ فِي حُكْمِ اللُّقَطَةِ لَا بُدَّ مِنْ السُّؤَالِ عَنْ صَاحِبِهِ بِلَا فَرْقٍ بَيْنَ أَجْوَدَ وَأَدْوَنَ، وَكَذَا لَوْ اشْتَبَهَ كَوْنُهُ غَلَطًا أَوْ عَمْدًا لِعَدَمِ دَلِيلِ الْإِعْرَاضِ، هَذَا مَا ظَهَرَ لِي فَتَأَمَّلْهُ ابن عابدين 4\285-86
قاضيخان 3\292
مَطْلَبٌ سُرِقَ مُكَعَّبُهُ وَوَجَدَ مِثْلَهُ أَوْ دُونَهُ وَكَذَلِكَ الْجَوَابُ فِي الْمُكَعَّبِ إذَا سُرِقَ اهـ وَقَيَّدَهُ بَعْضُهُمْ بِأَنْ يَكُونَ الْمُكَعَّبُ الثَّانِي كَالْأَوَّلِ أَوْ أَجْوَدَ، فَلَوْ دُونَهُ لَهُ
الِانْتِفَاعُ بِهِ بِدُونِ هَذَا التَّكَلُّفِ؛ لِأَنَّ أَخْذَ الْأَجْوَدِ وَتَرْكَ الْأَدْوَنِ دَلِيلُ الرِّضَا بِالِانْتِفَاعِ بِهِ، كَذَا فِي الظَّهِيرِيَّةِ، وَفِيهِ مُخَالَفَةٌ لِلُّقَطَةِ مِنْ جِهَةِ جَوَازِ التَّصَدُّقِ قَبْلَ التَّعْرِيفِ وَكَأَنَّهُ لِلضَّرُورَةِ اهـ مُلَخَّصًا
قُلْت مَا ذَكَرَ مِنْ التَّفْصِيلِ بَيْنَ الْأَدْوَنِ وَغَيْرِهِ إنَّمَا يَظْهَرُ فِي الْمُكَعَّبِ الْمَسْرُوقِ، وَعَلَيْهِ لَا يُحْتَاجُ إلَى تَعْرِيفٍ؛ لِأَنَّ صَاحِبَ الْأَدْوَنِ مُعْرِضٌ عَنْهُ قَصْدًا فَهُوَ بِمَنْزِلَةِ الدَّابَّةِ الْمَهْزُولَةِ الَّتِي تَرَكَهَا صَاحِبُهَا عَمْدًا بَلْ بِمَنْزِلَةِ إلْقَاءِ النَّوَى وَقُشُورِ الرُّمَّانِ. أَمَّا لَوْ أَخَذَ مُكَعَّبَ غَيْرِهِ وَتَرَكَ مُكَعَّبَهُ غَلَطًا لِظُلْمَةٍ أَوْ نَحْوِهَا وَيُعْلَمُ ذَلِكَ بِالْقَرَائِنِ فَهُوَ فِي حُكْمِ اللُّقَطَةِ لَا بُدَّ مِنْ السُّؤَالِ عَنْ صَاحِبِهِ بِلَا فَرْقٍ بَيْنَ أَجْوَدَ وَأَدْوَنَ، وَكَذَا لَوْ اشْتَبَهَ كَوْنُهُ غَلَطًا أَوْ عَمْدًا لِعَدَمِ دَلِيلِ الْإِعْرَاضِ، هَذَا مَا ظَهَرَ لِي فَتَأَمَّلْهُ ابن عابدين 4\285-86
قاضيخان 3\292