Soru
Ağaçların altına düşen meyveleri almak helal midir?
Cevap
Görüntülenme:19
Ağaçların altına düşen meyveler, eğer şehirdeyse, sahibi tarafından mübah kılındığı delaleten veya nassan izin verilmediği bilinmediği takdirde, o meyvelerden alınmaz. Çünkü şehirde bu adeten mübah olmaz.
Ama ağaçların altına düşen meyveler bir meyvelik bahçedeki ağaçların altında olursa, eğer ceviz badem gibi saklanılacak şeylerden ise, sahibinin izni bilinmediği takdirde yine alınmaz. Fakat saklanılmayacak, bozulacak türden olursa, bir görüşe göre sahibi izni verdiği bilinmediği takdirde yine alınmaz. Ama mu’temed olan diğer görüşe göre ise, açıkça, delaleten veya âdeten sahibi tarafından nehy edildiği bilinmedikçe, almasında bir beis yoktur.
Köylerde bu durum olursa, eğer saklanılacak türden olursa, badem ceviz gibi, sahibinin izni olduğu bilinmedikçe alınmaz. Eğer saklanılmayacak, bozulacak türden ise, sahibi tarafından nehy olunduğu bilinmedikçe, âlimlerin ittifakıyla o düşen meyveler alınabilir.
Peki meyveler ağaçta olursa, bu takdirde efdal olan, izin verilmediği takdirde almamasıdır. Ancak meyveleri çok olan bir yerde, sahiplerinin böyle şeylere cimrilik göstermeyecekleri bilinirse, yemek için alınabilir. Ama götürmek için alamaz.
Ama ağaçların altına düşen meyveler bir meyvelik bahçedeki ağaçların altında olursa, eğer ceviz badem gibi saklanılacak şeylerden ise, sahibinin izni bilinmediği takdirde yine alınmaz. Fakat saklanılmayacak, bozulacak türden olursa, bir görüşe göre sahibi izni verdiği bilinmediği takdirde yine alınmaz. Ama mu’temed olan diğer görüşe göre ise, açıkça, delaleten veya âdeten sahibi tarafından nehy edildiği bilinmedikçe, almasında bir beis yoktur.
Köylerde bu durum olursa, eğer saklanılacak türden olursa, badem ceviz gibi, sahibinin izni olduğu bilinmedikçe alınmaz. Eğer saklanılmayacak, bozulacak türden ise, sahibi tarafından nehy olunduğu bilinmedikçe, âlimlerin ittifakıyla o düşen meyveler alınabilir.
Peki meyveler ağaçta olursa, bu takdirde efdal olan, izin verilmediği takdirde almamasıdır. Ancak meyveleri çok olan bir yerde, sahiplerinin böyle şeylere cimrilik göstermeyecekleri bilinirse, yemek için alınabilir. Ama götürmek için alamaz.
Kaynaklar
وَحَاصِلُ مَا فِي شَرْحِهَا عَنْ الْخَانِيَّةِ وَغَيْرِهَا أَنَّ الثِّمَارَ إذَا كَانَتْ سَاقِطَةً تَحْتَ الْأَشْجَارِ، فَلَوْ فِي الْمِصْرِ لَا يَأْخُذُ شَيْئًا مِنْهَا مَا لَمْ يَعْلَمْ أَنَّ صَاحِبَهَا أَبَاحَ ذَلِكَ نَصًّا أَوْ دَلَالَةً؛ لِأَنَّهُ فِي الْمِصْرِ لَا يَكُونُ مُبَاحًا عَادَةً، وَإِنْ كَانَ فِي الْبُسْتَانِ، فَلَوْ الثِّمَارُ مِمَّا يَبْقَى وَلَا يَفْسُدُ كَالْجَوْزِ وَاللَّوْزِ لَا يَأْخُذُهُ مَا لَمْ يَعْلَمْ الْإِذْنَ، وَلَوْ مِمَّا لَا يَبْقَى، فَقِيلَ كَذَلِكَ وَالْمُعْتَمَدُ أَنَّهُ لَا بَأْسَ بِهِ إذَا لَمْ يَعْلَمْ النَّهْيَ صَرِيحًا أَوْ دَلَالَةً أَوْ عَادَةً، وَإِنْ كَانَ فِي السَّوَادِ وَالْقُرَى، فَلَوْ الثِّمَارُ مِمَّا يَبْقَى لَا يَأْخُذُ مَا لَمْ يَعْلَمْ الْإِذْنَ وَلَوْ مِمَّا لَا يَبْقَى اتَّفَقُوا عَلَى أَنَّ لَهُ الْأَخْذَ مَا لَمْ يَعْلَمْ النَّهْيَ، وَلَوْ كَانَ الثَّمَرُ عَلَى الشَّجَرِ فَالْأَفْضَلُ أَنْ لَا يُؤْخَذَ مَا لَمْ يُؤْذَنْ لَهُ، إلَّا فِي مَوْضِعٍ كَثِيرِ الثِّمَارِ يُعْلَمُ أَنَّهُمْ لَا يَشِحُّونَ بِمِثْلِ ذَلِكَ فَلَهُ الْأَكْلُ دُونَ الْحَمْلِ ابن عابدين 4\284-85