Soru
Su kanalına ortak olan ve kanalın üst tarafında olan kimseler, aşağı tarafta olan kimselere, su az olsun, çok olsun, set yaparak suyu akıtmama hakları var mıdır?
Cevap
Görüntülenme:1
Su çok olduğu takdirde, şöyle ki; suyu saldıklarında, su azalmıyor ve ortaklardan her birinin sulamaya erişimi oluyorsa, üstteki ortakların, buna hakları yoktur.
Fakat su az ise, kanalın üstünde olan kimseler, ancak set yaparak suyu arazilerine akıtıyorlarsa, bu meselenin iki yönü vardır;
Birinci yön, eğer suyu kendi haline bıraktıklarında, aşağıdaki olan kimseler bu sudan aslen fayda sağlamayacaklarsa, mesela kanalın suyu emmesi gibi, bu durumda üstteki kimselerin suyu tutma, önüne set yapma hakları vardır.
İkinci yön, suyu saldıklarında, aşağıda olan kimseler, bu sudan faydalanacaklarsa, bu durumda da, suya set yapma hakları yoktur. Sulamaya ilk önce aşağıdaki kimseler başlar ve arazilerini sularlar, sonra da üst taraftakiler, kanalın yükselmesi için set veya baraj yapıp, öylece arazilerini sularlar.
Âlimlerimiz bu yönde, devlet yetkilisinin, sulamayı günlere taksim etmesini, aşağıdaki kimseler set yapmaktan kaçındıkları takdirde, güzel görmüşlerdir. Sonrada üst taraftaki olan kimseler, kendi nöbetlerinde, kendilerinden zararı kaldırmak için, hoşuna gittikleri şeyi yaparlar. Üst taraftakilerin, her yerde set veya baraj yapmaları câizdir. Ancak suyu yükseltmek için seti toprakla değil de, tahta veya buna benzer şeylerle yapmaları câizdir.
Ayrıca bu ortakların, üst taraftaki kimselerin, kanaldan arazilerini sulayıncaya kadar set yapmalarında anlaşsalar, bu da câizdir. Hatta bu ortaklardan her birisinin, nöbet gününde suyun önüne set yapmada anlaşmaları da câizdir. Çünkü su az olduğundan, herkesin buna ihtiyacı vardır.
Fakat su az ise, kanalın üstünde olan kimseler, ancak set yaparak suyu arazilerine akıtıyorlarsa, bu meselenin iki yönü vardır;
Birinci yön, eğer suyu kendi haline bıraktıklarında, aşağıdaki olan kimseler bu sudan aslen fayda sağlamayacaklarsa, mesela kanalın suyu emmesi gibi, bu durumda üstteki kimselerin suyu tutma, önüne set yapma hakları vardır.
İkinci yön, suyu saldıklarında, aşağıda olan kimseler, bu sudan faydalanacaklarsa, bu durumda da, suya set yapma hakları yoktur. Sulamaya ilk önce aşağıdaki kimseler başlar ve arazilerini sularlar, sonra da üst taraftakiler, kanalın yükselmesi için set veya baraj yapıp, öylece arazilerini sularlar.
Âlimlerimiz bu yönde, devlet yetkilisinin, sulamayı günlere taksim etmesini, aşağıdaki kimseler set yapmaktan kaçındıkları takdirde, güzel görmüşlerdir. Sonrada üst taraftaki olan kimseler, kendi nöbetlerinde, kendilerinden zararı kaldırmak için, hoşuna gittikleri şeyi yaparlar. Üst taraftakilerin, her yerde set veya baraj yapmaları câizdir. Ancak suyu yükseltmek için seti toprakla değil de, tahta veya buna benzer şeylerle yapmaları câizdir.
Ayrıca bu ortakların, üst taraftaki kimselerin, kanaldan arazilerini sulayıncaya kadar set yapmalarında anlaşsalar, bu da câizdir. Hatta bu ortaklardan her birisinin, nöbet gününde suyun önüne set yapmada anlaşmaları da câizdir. Çünkü su az olduğundan, herkesin buna ihtiyacı vardır.
Kaynaklar
وَإِذَا أَرَادَ أَهْلُ أَعْلَى النَّهْرِ أَنْ يَحْبِسُوا الْمَاءَ عَنْ أَهْلِ الْأَسْفَلِ فَإِنْ كَانَ الْمَاءُ كَثِيرًا فِي النَّهْرِ بِحَيْثُ لَوْ أُرْسِلَ وَلَمْ يُسْكَرْ يَصِلُ كُلُّ وَاحِدٍ مِنْهُمْ إلَى حَقِّهِ فِي الشِّرْبِ لَا يَكُونُ لِأَهْلِ الْأَعْلَى وِلَايَةُ الْحَبْسِ فَإِنْ كَانَ الْمَاءُ فِي النَّهْرِ قَلِيلًا بِحَيْثُ لَا يَصِلُ أَهْلُ الْأَعْلَى إلَى حَقِّهِمْ فِي الشِّرْبِ إلَّا بِالسّكْرِ.
فَالْمَسْأَلَةُ عَلَى وَجْهَيْنِ إنْ كَانَ الْمَاءُ بِحَالٍ لَوْ أُرْسِلَ إلَى أَهْلِ الْأَسْفَلِ لَا يُمْكِنُ لِأَهْلِ الْأَسْفَلِ الِانْتِفَاعُ أَصْلًا بِأَنْ كَانَ النَّهْرُ يُنَشِّفُهُ كَانَ لِأَهْلِ الْأَعْلَى الْحَبْسُ وَإِنْ كَانَ الْمَاءُ بِحَالٍ لَوْ أُرْسِلَ إلَى أَهْلِ الْأَسْفَلِ يُمْكِنُهُمْ الِانْتِفَاعُ بِهِ لَا يَكُونُ لِأَهْلِ الْأَعْلَى السَّكْرُ بَلْ يَبْدَأُ بِأَهْلِ الْأَسْفَلِ حَتَّى يَرْوُوا ثُمَّ بَعْدَ ذَلِكَ لِأَهْلِ الْأَعْلَى أَنْ يَسْكُرُوا لِيَرْتَفِعَ الْمَاءُ إلَى أَرَاضِيِهِمْ قَالَ خُوَاهَرْ زَادَهْ وَاسْتَحْسَنَ مَشَايِخُنَا فِي هَذَا الْوَجْهِ أَنَّ الْإِمَامَ يَقْسِمُ بَيْنَهُمْ بِالْأَيَّامِ إذَا أَبَى أَهْلُ الْأَسْفَلِ السَّكْرَ ثُمَّ يَصْنَعُ أَهْلُ الْأَعْلَى فِي نَوْبَتِهِمْ مَا أَحَبُّوا نَفْيًا لِلضَّرَرِ عَنْهُمْ ثُمَّ فِي كُلِّ مَوْضِعٍ جَازَ لِأَهْلِ الْأَعْلَى السَّكْرُ فَإِنَّمَا يَجُوزُ لَهُمْ ذَلِكَ بِوَضْعِ لَوْحٍ فِي النَّهْرِ وَمَا أَشْبَهَهُ لَا بِالتُّرَابِ كَذَا فِي الْمُحِيطِ. فَإِنْ تَرَاضَوْا عَلَى أَنَّ الْأَعْلَى يَسْكُرُ النَّهْرَ حَتَّى تَشْرَبَ أَرْضُهُ جَازَ وَكَذَا لَوْ اصْطَلَحُوا عَلَى أَنْ يَسْكُرَ كُلُّ وَاحِدٍ مِنْهُمْ فِي نَوْبَتِهِ جَازَ أَيْضًا لِأَنَّ الْمَاءَ قَدْ يَقِلُّ فِي النَّهْرِ فَيَحْتَاجُ كُلُّ وَاحِدٍ مِنْهُمْ إلَى ذَلِكَ كَذَا فِي فَتَاوَى قَاضِي خَانْ الشاملة الهندية 5\396
فَالْمَسْأَلَةُ عَلَى وَجْهَيْنِ إنْ كَانَ الْمَاءُ بِحَالٍ لَوْ أُرْسِلَ إلَى أَهْلِ الْأَسْفَلِ لَا يُمْكِنُ لِأَهْلِ الْأَسْفَلِ الِانْتِفَاعُ أَصْلًا بِأَنْ كَانَ النَّهْرُ يُنَشِّفُهُ كَانَ لِأَهْلِ الْأَعْلَى الْحَبْسُ وَإِنْ كَانَ الْمَاءُ بِحَالٍ لَوْ أُرْسِلَ إلَى أَهْلِ الْأَسْفَلِ يُمْكِنُهُمْ الِانْتِفَاعُ بِهِ لَا يَكُونُ لِأَهْلِ الْأَعْلَى السَّكْرُ بَلْ يَبْدَأُ بِأَهْلِ الْأَسْفَلِ حَتَّى يَرْوُوا ثُمَّ بَعْدَ ذَلِكَ لِأَهْلِ الْأَعْلَى أَنْ يَسْكُرُوا لِيَرْتَفِعَ الْمَاءُ إلَى أَرَاضِيِهِمْ قَالَ خُوَاهَرْ زَادَهْ وَاسْتَحْسَنَ مَشَايِخُنَا فِي هَذَا الْوَجْهِ أَنَّ الْإِمَامَ يَقْسِمُ بَيْنَهُمْ بِالْأَيَّامِ إذَا أَبَى أَهْلُ الْأَسْفَلِ السَّكْرَ ثُمَّ يَصْنَعُ أَهْلُ الْأَعْلَى فِي نَوْبَتِهِمْ مَا أَحَبُّوا نَفْيًا لِلضَّرَرِ عَنْهُمْ ثُمَّ فِي كُلِّ مَوْضِعٍ جَازَ لِأَهْلِ الْأَعْلَى السَّكْرُ فَإِنَّمَا يَجُوزُ لَهُمْ ذَلِكَ بِوَضْعِ لَوْحٍ فِي النَّهْرِ وَمَا أَشْبَهَهُ لَا بِالتُّرَابِ كَذَا فِي الْمُحِيطِ. فَإِنْ تَرَاضَوْا عَلَى أَنَّ الْأَعْلَى يَسْكُرُ النَّهْرَ حَتَّى تَشْرَبَ أَرْضُهُ جَازَ وَكَذَا لَوْ اصْطَلَحُوا عَلَى أَنْ يَسْكُرَ كُلُّ وَاحِدٍ مِنْهُمْ فِي نَوْبَتِهِ جَازَ أَيْضًا لِأَنَّ الْمَاءَ قَدْ يَقِلُّ فِي النَّهْرِ فَيَحْتَاجُ كُلُّ وَاحِدٍ مِنْهُمْ إلَى ذَلِكَ كَذَا فِي فَتَاوَى قَاضِي خَانْ الشاملة الهندية 5\396