Soru
Teşrik tekbirleri hakkında bilgi verir misiniz?
Cevap
Görüntülenme:15
Teşrik lügatte, etleri dilimleyip güneş altına bırakmak demektir. Bayramın birinci gününden sonraki üç günde, etler dilimlenerek güneşe sermek âdet olduğundan, bu günlere teşrik adı verilmiştir.
Teşrik tekbirleri, aşağıda âlimler arasında farklı fikirlerde de görüleceği gibi, kurban bayramı günlerinde namazların peşinden getirilen tekbirdir.
Bayramdan önceki güne arefe, bayramın ilk gününe nahr, bayramın son üç gününe de teşrik günleri denir.(1)
Âlimler, teşrik tekbirlerinin meşrûluğunu “Sayılı günlerde Allah’ı zikredin”(Bakara-203) ve “Bilinen günlerde Allah’ın ismini zikretsinler”(Hacc-28) ayetleri ve bu konuda gelen hadisleri delil olarak getirdikleri gibi, bu tekbirlerin vacip veya sünnet olmasında, başlangıcı ve sona erdiği vakit de ve tekbirin sıfatında(sözlerinde), delillerin keyfiyetine göre farklı görüşlere varmışlardır. Yukarıdaki ayetlerde “sayılı günler” ve “bilinen günler” den maksat, teşrik günleridir. “Bilinen günler”den maksadın zilhicce ayının ilk on günü olduğunu söyleyen âlimlerde vardır.(2)
Âlimler, “sayılı günlerde Allah’ı zikredin”(Bakara-203) ayetinin her ne kadar hac yapanları kastedse de, fakat hac yapmayanları da içine aldığını belirtmişlerdir. (3)
Sünnetten delili de, Hâkim Müstedrik’in de, Hz. Ali ve Ammar(r.anhum)’dan rivayetine göre “peygamber(sav) farz namazlarında besmeleyi açıktan okuyor, sabah namazında kunut ediyor, arefe günü sabah namazında tekbir getirip, teşrik günleri sonunda ikindi namazında bitiriyordu”. Hâkim, bu hadis için isnâdın sahih olduğunu, râvileri arasında sözü kabul edilmeyen kimse(cerhe uğramayan) olmadığını belirtmektedir.(4)
Âlimler arasındaki ihtilafın sebebi, sahabelerden(r.anhum) gelen haberlerin ve amellerin farklı olmasından kaynaklanmaktadır(5)
Hanefilere göre, her ne kadar bazı âlimler sünnet demişse de, esah olan ve âlimlerin çoğunluğunun görüşü vacip olmasıdır. İlim ehli, sünnet diyenlerin vacibi kastetdiğini çünkü, sünnete vacip denilmesinin câiz olduğunu belirtmişlerdir. Vacip olmasının delili de, yukarıdaki âyetlerdir. Eğer, âyet deki emir kesin olsaydı farz olurdu. Farz olmayınca, vücub ifade etmektedir. Öte yandan, peygamber(sav) bu tekbirleri hiç terk etmediği gibi, Hulefâ-i Râşidin ve sahabelerin hepsi ısrarla üzerine devam etmişlerdir. (6)
Teşrik tekbirlerinin başlangıcı İmam-ı Âzam’a göre, arefe gününün sabah namazı başlar, nahr günü ikindi namazı vakti sona erer. Buna göre teşrik tekbirlerinin söylendiği 8 namaz vaktidir. Görüşüne delil olarak da İbn-i Mes’ud(r.anh)ın “teşrik tekbirleri arefe günü fecrin doğuşuyla başlar, nahr günü ikindi namazı sona erer” sözünü ileri sürmektedir. Ona göre, cemaatle kılınan namazların arkasından teşrik tekbirlerini getirmek vaciptir. Münferid olarak kılınan vakit namazlarında vacip değildir. Kadınlar cemaatle kılsalar bile, onlara vacip olmaz. Yine ona göre, köyde oturan ile yolcuya tekbir vacip değildir.
Ebu Yusuf ve İmam-ı Muhammed’e göre de, arefe günü fecrin doğuşuyla başlar, teşrik günlerinin sonu olan bayramın dördüncü günü ikindi namazı sona erer. Buna göre, teşrik tekbirleri 23 namaz vaktidir. İmameyn, delil olarak da Hz. Ali ve İbn-i Ömer(r.anhum)’in “Teşrik tekbirlerin sonu, teşrik günlerin son günü ikindi namazıdır” sözünü ileri sürmüşlerdir. Bu görüşe göre, farz namazını kılmakla mükellef olan kimseye, şehirde oturana, köyde oturana, mukime, yolcuya, farz namazını yalnız kılana, cemaatle kılana, kadın olsun erkek olsun teşrik tekbirlerini getirmek vaciptir. Hanefi mezhebinde fetva, imameynin görüşüne göre verilmiş, bu şekilde amel edilmiştir. Buna göre, farz namazı kılmakla mükellef her kimseye, farz namazlarının peşinden, araya bir fasıla girdirmeden teşrik tekbirlerini, meşhur olan görüşe göre bir defa getirmek, bir görüşe göre de üç defa getirmek vaciptir. Birden fazla getirmek ise, kimi âlime göre sünnete aykırı, kimine göre de fazilettir.(7)
Bâberti’nin beyanına göre “şafilerin yaptığı gibi, tekbirleri üçer söylemenin sünnette bir aslı yoktur”(8). Kimileri de, sünnet cihetiyle birden fazla getirmesi, sünnete aykırı, sırf zikr için birden fazla söylerse sünnete aykırılık söz konusu olmaz görüşüne vararak(9) sünnetle bidat arasını ayırmada, kişinin niyetine göre hüküm vermişlerdir.
Teşrik tekbirleri, farz namazın arkasından cehrî (sesli) söylenmesi vaciptir. Bazı âlimlere göre ise cehrî sünnettir. Kadınlar ise sesini yükseltmeden gizlice getirirler. Çünkü, kadının sesi, yabancı erkeğe kaşı mahremdir.
Bayram namazlarının arkasından tekbirin getirilmesi menduptur. Vitir, revâtip sünnet, kuşluk namazı vs. gibi nafile namazları ve cenaze namazlarının arkasından getirilmez.
Teşrik tekbirleri, kılınan farz namazının hususiyetlerinden olduğundan dolayı, namazla tekbir arasına, namazı bozan bir fasılanın girmesiyle tekbir, o kimseden düşer. Mesela, unutarak namazdan sonra konuşması, camiden çıkması, yüksek sesle gülmesi gibi. Eğer bu fasılayı kasten yaparsa günahkar olur.
Namazın arkasından tekbiri getirmeden kıbleden dönen kimse hakkında iki görüş vardır. Kimi âlimlere göre tekbir düşer, kimi âlimlere göre de tekbir düşmez hemen söyler. Camide namaz kılan bir kimse selamdan sonra, unutarak abdesti bozulsa, camiden dışarı çıkıp abdest almadan tekbiri getirir. Çünkü tekbir için taharet şart değildir.(10) Abdest alıp tekbir getirse, bu da câizdir.
İmama sonradan tâbi olan bir mesbuk, imam selam verdikten sonra, namazını tamamlar ve tekbiri getirir. İmama uyan kimse, sehiv secdesinde imama tabi olur, fakat tekbirde tabi olmaz. Bu halde imam tekbiri unutsa, tabi olanlar yani cemaat tekbiri getirir. İhramlı olan önce tekbir getirir, sonra telbiye getirir. Çünkü, telbiyedeki “lebbeyk” lafzı insanların sözüne(dünya kelamına) benzemektedir. Tekbir de namaza bağlı olduğundan araya bir fasılanın girmemesi gerekir. Teşrik günlerinde kılınamayan bir namaz, o senenin teşrik günlerinde kaza edilse tekbirde getirir. Ancak teşrik günleri çıktıktan sonra kaza edilse, tekbir getirmez. Ebu Yusuf’dan bir rivayete göre, başka senenin teşrik günlerinde kaza edilmesi halinde tekbir getirir.(11) Fakat sahih olan, başka senenin teşrik günlerinde kaza edilmesi halinde tekbir getirmez. (12)
Bir kimse teşrik günlerinde namaz kılarken, bir hatasından dolayı sehiv secdesi yapması gerekirse, namazın sonunda önce sehiv secdesi yapar, sonra tekbir getirir. Bu kimse ihramlı ise, önce sehiv secdesi, sonra tekbir ve en sona da telbiye getirir. İhramlı kimse şayet önce telbiyeyi getirirse, sehiv secdesi ve tekbir o kimseden düşer.
Hanefilerin, teşrik tekbirlerinin vacipliğine sünnetten delil olarak getirdikleri, Dârekutnî’nin Hz. Câbir(r.anh)’den rivayet ettiği şu hadis, aynı zamanda teşrik tekbirinin sözlerine de delildir: “Resûlullah(sav) arefe günü sabah namazını kılınca, ashabına dönerek “yerinizden ayrılmayın buyurur”. Bundan sonra “Allahu ekber Allahu ekber Lâ ilâhe illallâhu vellâhu ekber, Allahu ekber ve lillâhi’lhamd” derdi. Tekbir getirmeye arefe gününün sabah namazından başlar, teşrik günlerinin son günü ikindi namazına kadar devam ederdi”. Her ne kadar bu hadis zayıf addedilse de, bu tekbir lafızları başka sahabelerden de rivayet edilmiştir. Ebu İshak’ın söylediğine göre Hz. Ali ve İbn-i Me’sud(r.anhum) ve sahabelerin geneli, tekbiri bu lafızlarla getirirlerdi.
(13)
İsteyen bu tekbirlerin üzerine şu sözleri ilave edebilir: Allahu ekber kebîren, ve’l hamdülillâhi kesîren, sübhanellâhi bükreten ve esîlâ. Lâ ilâhe illalâhu vahdehu. Sadeka va’dehu ve nasara abdehu ve eazze cündehu ve hezeme’l ahzâbe vahdehu, lâ ilâhe illallah ve lâ ne’budü illâ iyyâhu, muhlisîne lehüddîne ve lev kerihel kâfirûn. Allâhumme salli alâ seyyidinâ muhammedin, ve alâ âli seyyidinâ muhammedin ve alâ ashâbi seyyidinâ muhammedin ve alâ ezvâci seyyidinâ muhammedin ve sellim teslîmen”(14)
İslam fıkıhçıların rivayet ettiği ve kitaplarına aldığı, fakat hadis âlimlerince doğruluğu sabit(isbat) olmayan bir rivayete göre, tekbirin sözleri İbrahim(as)’in başından geçen şöyle bir olay sonucu oluşmuştur: “Cebrâil(as), İbrâhim(as)’in fidyesini(koçu) getirdiğinde, onun acele etmesinden endişelendi ve “Allâhu ekber, Allâhu ekber” dedi. İbrâhim(as) onu görünce “Lâ ilâhe illallâhu vellâhu ekber” der. Bu esnada İsmâil(as) kendisine karşılık fidye geldiğini öğrenince “Allâhu ekber ve lillâhi’lhamd” dedi. (15) Bu rivayetin sahihliği her ne kadar sabit olmasa bile, sahabelerin(r.anhum) büyüklerinden, bu şekilde teşrik tekbirleri sözü peygamber(sav)’e nisbet edilerek sahih bir şekilde rivayet edilmiştir.
İnsanların, bayram günü yollarda ve camilerde seslice tekbir getirmeleri evlâdır, bu durum imam bayram namazına başlayıncaya kadar devam eder. Namaz bittikten sonrada yine seslice tekbir getirirler. Evlerde tekbir getirme ise, sünnet olmamakla birlikte, yalnız zikr maksadıyla söylenebilir, bu meşrudur.
İnsanların arefe günü, arefede vakfe yapanlara benzemek için, bir mekanda veya câmide başı açık olarak toplanması, kimi âlime göre tahrîmen mekruh, sahih olan ise kerâhetten hâli değildir. Ama başı açık ve hacıların durmasına benzer olmayarak toplanmalarında kerahet yoktur.(16)
Şâfilere göre, farz, sünnet ve cenaze namazlarının arkasından, ister münferit, ister cemaatle kılınmış olsun, imam tekbir getirsin veya getirmesin, tekbir getirmek sünnettir. Teşrik günlerinde kaza edilen namazların arkasından da tekbiri getirmek sünnettir. Tekbirin vakti, hacı olmayanlar için, arefe gününün fecriyle başlar, teşrik günlerinin üçüncü günü güneş batımına kadar devam eder. Hacılar için de, bayram günü öğle namazının peşinden başlarlar, teşrik günlerinin üçüncü günü güneş batımına kadar devam eder. Namaz ile tekbir arasına bir fasılanın girmesi, fasıla ne kadar uzun olursa olsun tekbiri düşürmez. Tekbirin en güzel sözleri bu mezhebe göre şöyledir: “Allahu ekber Allahu ekber Allahu ekber Lâ ilâhe illallâhu vellâhu ekber, Allahu ekber ve lillâhi’lhamd. Allahu ekber kebîren, ve’l hamdülillâhi kesîren, sübhanellâhi bükreten ve esîlâ. Lâ ilâhe illalâhu vahdehu. Sadeka va’dehu ve nasara abdehu ve eazze cündehu ve hezeme’l ahzâbe vahdehu, lâ ilâhe illallah ve lâ ne’budü illâ iyyâhu, muhlisîne lehüddîne ve lev kerihel kâfirûn. Allâhumme salli alâ seyyidinâ muhammedin, ve alâ âli seyyidinâ muhammedin ve alâ ashâbi seyyidinâ muhammedin ve alâ ensâri seyyidinâ muhammedin ve alâ zürriyeti seyyidinâ muhammedin ve sellim teslîmen kesîren ”
Yollarda, çarşılarda ve evlerde yüksek sesle tekbir getirmesi sünnettir. Kadınlar ise, mahremleri olmayan erkeklerin yanında gizlice söylerler.
Mâlikilere göre, yolcu, mukim, çocuk ve kadın, köyde ve şehirde oturan, namazı cemaatle veya yalnız olarak kılan kimseye, bayram günü öğle namazı başlayıp, teşrik günlerinin son günü sabah namazına kadar 15 farz namazlarının bitiminde tekbir getirmesi menduptur. Nafile namazlarının ve kaza namazlarının arkasından tekbir getirmek mekruhtur. Tekbiri bilmeyerek veya kasden terk eden, aradan örfen uzun bir zaman geçmediği takdirde, tekbiri getirir. Tekbirin sözleri şöyledir: “Allahu ekber Allahu ekber Allahu ekber”. Erkekler, kendileri ve karşısından gelenin işitebileceği şekilde yüksek sesle, kadınlar ise, kendileri işitebileceği şekilde, tekbiri sessiz söylerler.
Hanbelilere göre, sadece cemaatle kılınan farz namazlarının bitiminde tekbir getirmek sünnettir. Tekbirin vakti, hacı olmayanlar için, arefe günü sabah namazıyla, hacılar içinde, bayram günü öğle namazında başlar, teşrik günlerinin sonuncu gününün ikindi namazında biter. Tekbirlerin getirilmesinde, mukim, yolcu kadın ve erkek arasında fark yoktur. Nâfile namazları ve cemaatle kılınmayan namazlarda tekbir getirilmez. Teşrik günlerinde kazaya bırakılan bir namaz, yine teşrik günlerinde kaza edilecek olursa tekbir getirir. Teşrik günlerinden sonra kaza edecek olsa, tekbir getirmez. Tekbiri bir defa getirmek yeterlidir. Üç defa getirecek olsa bir mahzuru yoktur. İmam unuttuğu zaman, cemaat tekbiri getirir. Erkekler sesli, kadınlarda sessiz olarak tekbir getirmeleri sünnettir. Tekbirin sözleri şöyledir: “Allahu ekber Allahu ekber Lâ ilâhe illallâhu vellâhu ekber, Allahu ekber ve lillâhi’lhamd”(17)
_________KAYNAKLAR_________
1-Şerh-ü Fethu’l Kadîr, Haşiye 2/80, Beyrut.
2-Hâşiyetü Reddi’l Muhtâr alâ Dürri’l Muhtâr Şerh-i Tenvîri’l Ebsâr, İbn-i Âbidin, Şerh 2/178,İstanbul
3-Bidayetü’l Müçtehid ve Nihâyetü’l Muktesid, Kurtûbî Beyrut, 1/303
4-Muhammed Edib, Kelkel, El-Edhiyyetü Ve’l Akîkatü, Sayfa, 65 Dımışk-Suriye 1999
5-Bidayetü’l Müçtehid ve Nihâyetü’l Muktesid, Kurtûbî Beyrut, 1/303
6-Şerh-ü Tahtâvi Alâ Merâki’l Felâh 442
7-Hâşiyetü Reddi’l Muhtâr alâ Dürri’l Muhtâr Şerh-i Tenvîri’l Ebsâr, İbn-i Âbidin, Şerh 2/178,İstanbul
8-Şerh-ü Fethu’l Kadîr, Haşiye 2/82, Beyrut
9-Şerh-ü Tahtâvi Alâ Merâki’l Felâh, 442
10-Hâşiyetü Reddi’l Muhtâr alâ Dürri’l Muhtâr Şerh-i Tenvîri’l Ebsâr, İbn-i Âbidin, Haşiye, 2/179,İstanbul, Şerh-ü Tahtâvi Alâ Merâki’l Felâh 442
11-Şerh-ü Fethu’l Kadîr, Haşiye 2/83, Beyrut
12-El-Bahrü’Râik Şerh-u Kenzü’l Dekâik, İbn-i Nüceym 2/179
13-Şerh-ü Fethu’l Kadîr, Haşiye 2/82, Beyrut
14-Şerh-ü Tahtâvi Alâ Merâki’l Felâh, 445
15-El-Bahrü’Râik Şerh-u Kenzü’l Dekâik, İbn-i Nüceym 2/179 Beyrut, Hâşiyetü Reddi’l Muhtâr alâ Dürri’l Muhtâr Şerh-i Tenvîri’l Ebsâr, İbn-i Âbidin, Şerh 2/177,İstanbul
16- Hâşiyetü Reddi’l Muhtâr alâ Dürri’l Muhtâr Şerh-i Tenvîri’l Ebsâr, İbn-i Âbidin 2/176,177
17-Kitâbu’l Fıkıh Alâ Mezâhibi’l Erbaa, El-Cezîrî, Mısır, 1/355,356
Teşrik tekbirleri, aşağıda âlimler arasında farklı fikirlerde de görüleceği gibi, kurban bayramı günlerinde namazların peşinden getirilen tekbirdir.
Bayramdan önceki güne arefe, bayramın ilk gününe nahr, bayramın son üç gününe de teşrik günleri denir.(1)
Âlimler, teşrik tekbirlerinin meşrûluğunu “Sayılı günlerde Allah’ı zikredin”(Bakara-203) ve “Bilinen günlerde Allah’ın ismini zikretsinler”(Hacc-28) ayetleri ve bu konuda gelen hadisleri delil olarak getirdikleri gibi, bu tekbirlerin vacip veya sünnet olmasında, başlangıcı ve sona erdiği vakit de ve tekbirin sıfatında(sözlerinde), delillerin keyfiyetine göre farklı görüşlere varmışlardır. Yukarıdaki ayetlerde “sayılı günler” ve “bilinen günler” den maksat, teşrik günleridir. “Bilinen günler”den maksadın zilhicce ayının ilk on günü olduğunu söyleyen âlimlerde vardır.(2)
Âlimler, “sayılı günlerde Allah’ı zikredin”(Bakara-203) ayetinin her ne kadar hac yapanları kastedse de, fakat hac yapmayanları da içine aldığını belirtmişlerdir. (3)
Sünnetten delili de, Hâkim Müstedrik’in de, Hz. Ali ve Ammar(r.anhum)’dan rivayetine göre “peygamber(sav) farz namazlarında besmeleyi açıktan okuyor, sabah namazında kunut ediyor, arefe günü sabah namazında tekbir getirip, teşrik günleri sonunda ikindi namazında bitiriyordu”. Hâkim, bu hadis için isnâdın sahih olduğunu, râvileri arasında sözü kabul edilmeyen kimse(cerhe uğramayan) olmadığını belirtmektedir.(4)
Âlimler arasındaki ihtilafın sebebi, sahabelerden(r.anhum) gelen haberlerin ve amellerin farklı olmasından kaynaklanmaktadır(5)
Hanefilere göre, her ne kadar bazı âlimler sünnet demişse de, esah olan ve âlimlerin çoğunluğunun görüşü vacip olmasıdır. İlim ehli, sünnet diyenlerin vacibi kastetdiğini çünkü, sünnete vacip denilmesinin câiz olduğunu belirtmişlerdir. Vacip olmasının delili de, yukarıdaki âyetlerdir. Eğer, âyet deki emir kesin olsaydı farz olurdu. Farz olmayınca, vücub ifade etmektedir. Öte yandan, peygamber(sav) bu tekbirleri hiç terk etmediği gibi, Hulefâ-i Râşidin ve sahabelerin hepsi ısrarla üzerine devam etmişlerdir. (6)
Teşrik tekbirlerinin başlangıcı İmam-ı Âzam’a göre, arefe gününün sabah namazı başlar, nahr günü ikindi namazı vakti sona erer. Buna göre teşrik tekbirlerinin söylendiği 8 namaz vaktidir. Görüşüne delil olarak da İbn-i Mes’ud(r.anh)ın “teşrik tekbirleri arefe günü fecrin doğuşuyla başlar, nahr günü ikindi namazı sona erer” sözünü ileri sürmektedir. Ona göre, cemaatle kılınan namazların arkasından teşrik tekbirlerini getirmek vaciptir. Münferid olarak kılınan vakit namazlarında vacip değildir. Kadınlar cemaatle kılsalar bile, onlara vacip olmaz. Yine ona göre, köyde oturan ile yolcuya tekbir vacip değildir.
Ebu Yusuf ve İmam-ı Muhammed’e göre de, arefe günü fecrin doğuşuyla başlar, teşrik günlerinin sonu olan bayramın dördüncü günü ikindi namazı sona erer. Buna göre, teşrik tekbirleri 23 namaz vaktidir. İmameyn, delil olarak da Hz. Ali ve İbn-i Ömer(r.anhum)’in “Teşrik tekbirlerin sonu, teşrik günlerin son günü ikindi namazıdır” sözünü ileri sürmüşlerdir. Bu görüşe göre, farz namazını kılmakla mükellef olan kimseye, şehirde oturana, köyde oturana, mukime, yolcuya, farz namazını yalnız kılana, cemaatle kılana, kadın olsun erkek olsun teşrik tekbirlerini getirmek vaciptir. Hanefi mezhebinde fetva, imameynin görüşüne göre verilmiş, bu şekilde amel edilmiştir. Buna göre, farz namazı kılmakla mükellef her kimseye, farz namazlarının peşinden, araya bir fasıla girdirmeden teşrik tekbirlerini, meşhur olan görüşe göre bir defa getirmek, bir görüşe göre de üç defa getirmek vaciptir. Birden fazla getirmek ise, kimi âlime göre sünnete aykırı, kimine göre de fazilettir.(7)
Bâberti’nin beyanına göre “şafilerin yaptığı gibi, tekbirleri üçer söylemenin sünnette bir aslı yoktur”(8). Kimileri de, sünnet cihetiyle birden fazla getirmesi, sünnete aykırı, sırf zikr için birden fazla söylerse sünnete aykırılık söz konusu olmaz görüşüne vararak(9) sünnetle bidat arasını ayırmada, kişinin niyetine göre hüküm vermişlerdir.
Teşrik tekbirleri, farz namazın arkasından cehrî (sesli) söylenmesi vaciptir. Bazı âlimlere göre ise cehrî sünnettir. Kadınlar ise sesini yükseltmeden gizlice getirirler. Çünkü, kadının sesi, yabancı erkeğe kaşı mahremdir.
Bayram namazlarının arkasından tekbirin getirilmesi menduptur. Vitir, revâtip sünnet, kuşluk namazı vs. gibi nafile namazları ve cenaze namazlarının arkasından getirilmez.
Teşrik tekbirleri, kılınan farz namazının hususiyetlerinden olduğundan dolayı, namazla tekbir arasına, namazı bozan bir fasılanın girmesiyle tekbir, o kimseden düşer. Mesela, unutarak namazdan sonra konuşması, camiden çıkması, yüksek sesle gülmesi gibi. Eğer bu fasılayı kasten yaparsa günahkar olur.
Namazın arkasından tekbiri getirmeden kıbleden dönen kimse hakkında iki görüş vardır. Kimi âlimlere göre tekbir düşer, kimi âlimlere göre de tekbir düşmez hemen söyler. Camide namaz kılan bir kimse selamdan sonra, unutarak abdesti bozulsa, camiden dışarı çıkıp abdest almadan tekbiri getirir. Çünkü tekbir için taharet şart değildir.(10) Abdest alıp tekbir getirse, bu da câizdir.
İmama sonradan tâbi olan bir mesbuk, imam selam verdikten sonra, namazını tamamlar ve tekbiri getirir. İmama uyan kimse, sehiv secdesinde imama tabi olur, fakat tekbirde tabi olmaz. Bu halde imam tekbiri unutsa, tabi olanlar yani cemaat tekbiri getirir. İhramlı olan önce tekbir getirir, sonra telbiye getirir. Çünkü, telbiyedeki “lebbeyk” lafzı insanların sözüne(dünya kelamına) benzemektedir. Tekbir de namaza bağlı olduğundan araya bir fasılanın girmemesi gerekir. Teşrik günlerinde kılınamayan bir namaz, o senenin teşrik günlerinde kaza edilse tekbirde getirir. Ancak teşrik günleri çıktıktan sonra kaza edilse, tekbir getirmez. Ebu Yusuf’dan bir rivayete göre, başka senenin teşrik günlerinde kaza edilmesi halinde tekbir getirir.(11) Fakat sahih olan, başka senenin teşrik günlerinde kaza edilmesi halinde tekbir getirmez. (12)
Bir kimse teşrik günlerinde namaz kılarken, bir hatasından dolayı sehiv secdesi yapması gerekirse, namazın sonunda önce sehiv secdesi yapar, sonra tekbir getirir. Bu kimse ihramlı ise, önce sehiv secdesi, sonra tekbir ve en sona da telbiye getirir. İhramlı kimse şayet önce telbiyeyi getirirse, sehiv secdesi ve tekbir o kimseden düşer.
Hanefilerin, teşrik tekbirlerinin vacipliğine sünnetten delil olarak getirdikleri, Dârekutnî’nin Hz. Câbir(r.anh)’den rivayet ettiği şu hadis, aynı zamanda teşrik tekbirinin sözlerine de delildir: “Resûlullah(sav) arefe günü sabah namazını kılınca, ashabına dönerek “yerinizden ayrılmayın buyurur”. Bundan sonra “Allahu ekber Allahu ekber Lâ ilâhe illallâhu vellâhu ekber, Allahu ekber ve lillâhi’lhamd” derdi. Tekbir getirmeye arefe gününün sabah namazından başlar, teşrik günlerinin son günü ikindi namazına kadar devam ederdi”. Her ne kadar bu hadis zayıf addedilse de, bu tekbir lafızları başka sahabelerden de rivayet edilmiştir. Ebu İshak’ın söylediğine göre Hz. Ali ve İbn-i Me’sud(r.anhum) ve sahabelerin geneli, tekbiri bu lafızlarla getirirlerdi.
(13)
İsteyen bu tekbirlerin üzerine şu sözleri ilave edebilir: Allahu ekber kebîren, ve’l hamdülillâhi kesîren, sübhanellâhi bükreten ve esîlâ. Lâ ilâhe illalâhu vahdehu. Sadeka va’dehu ve nasara abdehu ve eazze cündehu ve hezeme’l ahzâbe vahdehu, lâ ilâhe illallah ve lâ ne’budü illâ iyyâhu, muhlisîne lehüddîne ve lev kerihel kâfirûn. Allâhumme salli alâ seyyidinâ muhammedin, ve alâ âli seyyidinâ muhammedin ve alâ ashâbi seyyidinâ muhammedin ve alâ ezvâci seyyidinâ muhammedin ve sellim teslîmen”(14)
İslam fıkıhçıların rivayet ettiği ve kitaplarına aldığı, fakat hadis âlimlerince doğruluğu sabit(isbat) olmayan bir rivayete göre, tekbirin sözleri İbrahim(as)’in başından geçen şöyle bir olay sonucu oluşmuştur: “Cebrâil(as), İbrâhim(as)’in fidyesini(koçu) getirdiğinde, onun acele etmesinden endişelendi ve “Allâhu ekber, Allâhu ekber” dedi. İbrâhim(as) onu görünce “Lâ ilâhe illallâhu vellâhu ekber” der. Bu esnada İsmâil(as) kendisine karşılık fidye geldiğini öğrenince “Allâhu ekber ve lillâhi’lhamd” dedi. (15) Bu rivayetin sahihliği her ne kadar sabit olmasa bile, sahabelerin(r.anhum) büyüklerinden, bu şekilde teşrik tekbirleri sözü peygamber(sav)’e nisbet edilerek sahih bir şekilde rivayet edilmiştir.
İnsanların, bayram günü yollarda ve camilerde seslice tekbir getirmeleri evlâdır, bu durum imam bayram namazına başlayıncaya kadar devam eder. Namaz bittikten sonrada yine seslice tekbir getirirler. Evlerde tekbir getirme ise, sünnet olmamakla birlikte, yalnız zikr maksadıyla söylenebilir, bu meşrudur.
İnsanların arefe günü, arefede vakfe yapanlara benzemek için, bir mekanda veya câmide başı açık olarak toplanması, kimi âlime göre tahrîmen mekruh, sahih olan ise kerâhetten hâli değildir. Ama başı açık ve hacıların durmasına benzer olmayarak toplanmalarında kerahet yoktur.(16)
Şâfilere göre, farz, sünnet ve cenaze namazlarının arkasından, ister münferit, ister cemaatle kılınmış olsun, imam tekbir getirsin veya getirmesin, tekbir getirmek sünnettir. Teşrik günlerinde kaza edilen namazların arkasından da tekbiri getirmek sünnettir. Tekbirin vakti, hacı olmayanlar için, arefe gününün fecriyle başlar, teşrik günlerinin üçüncü günü güneş batımına kadar devam eder. Hacılar için de, bayram günü öğle namazının peşinden başlarlar, teşrik günlerinin üçüncü günü güneş batımına kadar devam eder. Namaz ile tekbir arasına bir fasılanın girmesi, fasıla ne kadar uzun olursa olsun tekbiri düşürmez. Tekbirin en güzel sözleri bu mezhebe göre şöyledir: “Allahu ekber Allahu ekber Allahu ekber Lâ ilâhe illallâhu vellâhu ekber, Allahu ekber ve lillâhi’lhamd. Allahu ekber kebîren, ve’l hamdülillâhi kesîren, sübhanellâhi bükreten ve esîlâ. Lâ ilâhe illalâhu vahdehu. Sadeka va’dehu ve nasara abdehu ve eazze cündehu ve hezeme’l ahzâbe vahdehu, lâ ilâhe illallah ve lâ ne’budü illâ iyyâhu, muhlisîne lehüddîne ve lev kerihel kâfirûn. Allâhumme salli alâ seyyidinâ muhammedin, ve alâ âli seyyidinâ muhammedin ve alâ ashâbi seyyidinâ muhammedin ve alâ ensâri seyyidinâ muhammedin ve alâ zürriyeti seyyidinâ muhammedin ve sellim teslîmen kesîren ”
Yollarda, çarşılarda ve evlerde yüksek sesle tekbir getirmesi sünnettir. Kadınlar ise, mahremleri olmayan erkeklerin yanında gizlice söylerler.
Mâlikilere göre, yolcu, mukim, çocuk ve kadın, köyde ve şehirde oturan, namazı cemaatle veya yalnız olarak kılan kimseye, bayram günü öğle namazı başlayıp, teşrik günlerinin son günü sabah namazına kadar 15 farz namazlarının bitiminde tekbir getirmesi menduptur. Nafile namazlarının ve kaza namazlarının arkasından tekbir getirmek mekruhtur. Tekbiri bilmeyerek veya kasden terk eden, aradan örfen uzun bir zaman geçmediği takdirde, tekbiri getirir. Tekbirin sözleri şöyledir: “Allahu ekber Allahu ekber Allahu ekber”. Erkekler, kendileri ve karşısından gelenin işitebileceği şekilde yüksek sesle, kadınlar ise, kendileri işitebileceği şekilde, tekbiri sessiz söylerler.
Hanbelilere göre, sadece cemaatle kılınan farz namazlarının bitiminde tekbir getirmek sünnettir. Tekbirin vakti, hacı olmayanlar için, arefe günü sabah namazıyla, hacılar içinde, bayram günü öğle namazında başlar, teşrik günlerinin sonuncu gününün ikindi namazında biter. Tekbirlerin getirilmesinde, mukim, yolcu kadın ve erkek arasında fark yoktur. Nâfile namazları ve cemaatle kılınmayan namazlarda tekbir getirilmez. Teşrik günlerinde kazaya bırakılan bir namaz, yine teşrik günlerinde kaza edilecek olursa tekbir getirir. Teşrik günlerinden sonra kaza edecek olsa, tekbir getirmez. Tekbiri bir defa getirmek yeterlidir. Üç defa getirecek olsa bir mahzuru yoktur. İmam unuttuğu zaman, cemaat tekbiri getirir. Erkekler sesli, kadınlarda sessiz olarak tekbir getirmeleri sünnettir. Tekbirin sözleri şöyledir: “Allahu ekber Allahu ekber Lâ ilâhe illallâhu vellâhu ekber, Allahu ekber ve lillâhi’lhamd”(17)
_________KAYNAKLAR_________
1-Şerh-ü Fethu’l Kadîr, Haşiye 2/80, Beyrut.
2-Hâşiyetü Reddi’l Muhtâr alâ Dürri’l Muhtâr Şerh-i Tenvîri’l Ebsâr, İbn-i Âbidin, Şerh 2/178,İstanbul
3-Bidayetü’l Müçtehid ve Nihâyetü’l Muktesid, Kurtûbî Beyrut, 1/303
4-Muhammed Edib, Kelkel, El-Edhiyyetü Ve’l Akîkatü, Sayfa, 65 Dımışk-Suriye 1999
5-Bidayetü’l Müçtehid ve Nihâyetü’l Muktesid, Kurtûbî Beyrut, 1/303
6-Şerh-ü Tahtâvi Alâ Merâki’l Felâh 442
7-Hâşiyetü Reddi’l Muhtâr alâ Dürri’l Muhtâr Şerh-i Tenvîri’l Ebsâr, İbn-i Âbidin, Şerh 2/178,İstanbul
8-Şerh-ü Fethu’l Kadîr, Haşiye 2/82, Beyrut
9-Şerh-ü Tahtâvi Alâ Merâki’l Felâh, 442
10-Hâşiyetü Reddi’l Muhtâr alâ Dürri’l Muhtâr Şerh-i Tenvîri’l Ebsâr, İbn-i Âbidin, Haşiye, 2/179,İstanbul, Şerh-ü Tahtâvi Alâ Merâki’l Felâh 442
11-Şerh-ü Fethu’l Kadîr, Haşiye 2/83, Beyrut
12-El-Bahrü’Râik Şerh-u Kenzü’l Dekâik, İbn-i Nüceym 2/179
13-Şerh-ü Fethu’l Kadîr, Haşiye 2/82, Beyrut
14-Şerh-ü Tahtâvi Alâ Merâki’l Felâh, 445
15-El-Bahrü’Râik Şerh-u Kenzü’l Dekâik, İbn-i Nüceym 2/179 Beyrut, Hâşiyetü Reddi’l Muhtâr alâ Dürri’l Muhtâr Şerh-i Tenvîri’l Ebsâr, İbn-i Âbidin, Şerh 2/177,İstanbul
16- Hâşiyetü Reddi’l Muhtâr alâ Dürri’l Muhtâr Şerh-i Tenvîri’l Ebsâr, İbn-i Âbidin 2/176,177
17-Kitâbu’l Fıkıh Alâ Mezâhibi’l Erbaa, El-Cezîrî, Mısır, 1/355,356