Soru
Unutmak, tertip sahibi bir kimsenin, tertibini düşürür mü?
Cevap
Görüntülenme:4
Tertip, unutmak veya unutmak manasında olan şeyle düşer.
Şöyle ki; bir kimse vakit namazını kıldıktan sonra, unuttuğu bir vaktin kazasını hatırlasa, kıldığı vakit namazı câiz olur.
Mesela bir kimse, abdesti olduğunu zannederek öğle namazını kılsa, sonra abdest alıp ikindi namazını kılsa, sonrada öğle namazını abdestsiz kıldığı ortaya çıksa, sadece öğle namazını iade eder/kaza eder. Çünkü bu kimse, öğle namazı hususunda, unutmuş kimse menzilindedir/yerindedir.
Fakat Arefe günü, abdestli olduğu zannıyla öğle namazını kılsa, sonrada abdest alıp ikindin namazını kılsa, sonrada öğle namazını abdestsiz kıldığı ortaya çıksa, hem öğleyi hem de ikindi namazını iade eder. Çünkü ikindi namazı, burada öğlen namazına tabidir.
Şöyle ki; bir kimse vakit namazını kıldıktan sonra, unuttuğu bir vaktin kazasını hatırlasa, kıldığı vakit namazı câiz olur.
Mesela bir kimse, abdesti olduğunu zannederek öğle namazını kılsa, sonra abdest alıp ikindi namazını kılsa, sonrada öğle namazını abdestsiz kıldığı ortaya çıksa, sadece öğle namazını iade eder/kaza eder. Çünkü bu kimse, öğle namazı hususunda, unutmuş kimse menzilindedir/yerindedir.
Fakat Arefe günü, abdestli olduğu zannıyla öğle namazını kılsa, sonrada abdest alıp ikindin namazını kılsa, sonrada öğle namazını abdestsiz kıldığı ortaya çıksa, hem öğleyi hem de ikindi namazını iade eder. Çünkü ikindi namazı, burada öğlen namazına tabidir.
Kaynaklar
ثُمَّ التَّرْتِيبُ يَسْقُطُ بِالنِّسْيَانِ وَبِمَا هُوَ فِي مَعْنَى النِّسْيَانِ، كَذَا فِي الْمُضْمَرَاتِ وَلَوْ تَذَكَّرَ صَلَاةً قَدْ نَسِيَهَا بَعْدَ مَا أَدَّى وَقْتية جَازَتْ الْوَقْتِيَّةُ، كَذَا فِي فَتَاوَى قَاضِي خَانْ.
وَلَوْ صَلَّى الظُّهْرَ عَلَى ظَنِّ أَنَّهُ مُتَوَضِّئٌ ثُمَّ تَوَضَّأَ وَصَلَّى الْعَصْرَ ثُمَّ تَبَيَّنَ أَنَّهُ صَلَّى الظُّهْرَ مِنْ غَيْرِ وُضُوءٍ يُعِيدُ الظُّهْرَ خَاصَّةً؛ لِأَنَّهُ بِمَنْزِلَةِ النَّاسِي فِي حَقِّ الظُّهْرِ بِخِلَافِ مَا لَوْ صَلَّى الظُّهْرَ يَوْمَ عَرَفَةَ عَلَى ظَنِّ أَنَّهُ مُتَوَضِّئٌ ثُمَّ صَلَّى الْعَصْرَ بِوُضُوءٍ ثُمَّ تَبَيَّنَ يُعِيدُهُمَا؛ لِأَنَّ الْعَصْرَ ثَمَّةَ تَبَعٌ لِلظُّهْرِ، كَذَا فِي مُحِيطِ السَّرَخْسِيِّ الشاملة الهندية 1\122
وَلَوْ صَلَّى الظُّهْرَ عَلَى ظَنِّ أَنَّهُ مُتَوَضِّئٌ ثُمَّ تَوَضَّأَ وَصَلَّى الْعَصْرَ ثُمَّ تَبَيَّنَ أَنَّهُ صَلَّى الظُّهْرَ مِنْ غَيْرِ وُضُوءٍ يُعِيدُ الظُّهْرَ خَاصَّةً؛ لِأَنَّهُ بِمَنْزِلَةِ النَّاسِي فِي حَقِّ الظُّهْرِ بِخِلَافِ مَا لَوْ صَلَّى الظُّهْرَ يَوْمَ عَرَفَةَ عَلَى ظَنِّ أَنَّهُ مُتَوَضِّئٌ ثُمَّ صَلَّى الْعَصْرَ بِوُضُوءٍ ثُمَّ تَبَيَّنَ يُعِيدُهُمَا؛ لِأَنَّ الْعَصْرَ ثَمَّةَ تَبَعٌ لِلظُّهْرِ، كَذَا فِي مُحِيطِ السَّرَخْسِيِّ الشاملة الهندية 1\122