Soru
Yolcu bir kimse, hırsız veya yol kesicilerin korkusundan, namazlarını kazaya-tehir etmesi câiz midir?
Cevap
Görüntülenme:4
Namazı tehir etmenin, yani kazaya bırakmanın câiz olduğu yerlerden birisi de, düşman korkusudur. Mesela, yolcu bir kimse, hırsız veya yol kesicilerin korkusundan, namazlarını kazaya bırakıp tehir etmesi gibi.
Bu namazın tehir edilebilmesi için;
Namaz fiilleri, aslen yapılması mümkün olmamalıdır.
Fakat bir binit üzerinde olur ve namazını kılma imkanı varsa, hatta kaçarak bile imkanı varsa namazını kılar.
Aynı bunun gibi, ayağa kalksa veya kıbleye dönse, düşman görecekse, oturarak namaz kılması mümkünse veya kıbleden başka yere dönerek namaz kılması mümkünse, gücü hangisine yetiyorsa, o şekilde namazını kılar.
Bu namazın tehir edilebilmesi için;
Namaz fiilleri, aslen yapılması mümkün olmamalıdır.
Fakat bir binit üzerinde olur ve namazını kılma imkanı varsa, hatta kaçarak bile imkanı varsa namazını kılar.
Aynı bunun gibi, ayağa kalksa veya kıbleye dönse, düşman görecekse, oturarak namaz kılması mümkünse veya kıbleden başka yere dönerek namaz kılması mümkünse, gücü hangisine yetiyorsa, o şekilde namazını kılar.
Kaynaklar
إذْ التَّأْخِيرُ بِلَا عُذْرٍ كَبِيرَةٌ لَا تَزُولُ بِالْقَضَاءِ بَلْ بِالتَّوْبَةِ أَوْ الْحَجِّ، وَمِنْ الْعُذْرِ الْعَدُوُّ،
كَمَا إذَا خَافَ الْمُسَافِرُ مِنْ اللُّصُوصِ أَوْ قُطَّاعِ الطَّرِيقِ جَازَ لَهُ أَنْ يُؤَخِّرَ الْوَقْتِيَّةَ لِأَنَّهُ بِعُذْرٍ بَحْرٌ عَنْ الْوَلْوَالِجيَّةِ
قُلْت: هَذَا حَيْثُ لَمْ يُمْكِنْهُ فِعْلُهَا أَصْلًا، أَمَّا لَوْ كَانَ رَاكِبًا فَيُصَلِّي عَلَى الدَّابَّةِ وَلَوْ هَارِبًا، وَكَذَا لَوْ كَانَ يُمْكِنُهُ صَلَاتُهَا قَاعِدًا أَوْ إلَى غَيْرِ الْقِبْلَةِ وَكَانَ بِحَيْثُ لَوْ قَامَ أَوْ اسْتَقْبَلَ يَرَاهُ الْعَدُوُّ يُصَلِّي بِمَا قَدَرَ كَمَا صَرَّحُوا بِهِ ابن عابدين 2\62
كَمَا إذَا خَافَ الْمُسَافِرُ مِنْ اللُّصُوصِ أَوْ قُطَّاعِ الطَّرِيقِ جَازَ لَهُ أَنْ يُؤَخِّرَ الْوَقْتِيَّةَ لِأَنَّهُ بِعُذْرٍ بَحْرٌ عَنْ الْوَلْوَالِجيَّةِ
قُلْت: هَذَا حَيْثُ لَمْ يُمْكِنْهُ فِعْلُهَا أَصْلًا، أَمَّا لَوْ كَانَ رَاكِبًا فَيُصَلِّي عَلَى الدَّابَّةِ وَلَوْ هَارِبًا، وَكَذَا لَوْ كَانَ يُمْكِنُهُ صَلَاتُهَا قَاعِدًا أَوْ إلَى غَيْرِ الْقِبْلَةِ وَكَانَ بِحَيْثُ لَوْ قَامَ أَوْ اسْتَقْبَلَ يَرَاهُ الْعَدُوُّ يُصَلِّي بِمَا قَدَرَ كَمَا صَرَّحُوا بِهِ ابن عابدين 2\62