İçeriğe geç
Veciz Fetvalar
Cuma Namazı

Soru

Yazları bağ evinde, şehire 8-9 km uzaklıkta bir yerde, oturuyorum. Hopörle okunan ezanı işitiyorum. Cuma namazı bana farz olur mu?

Cevap

Görüntülenme:19
Bir kimsenin oturduğu yer ile şehir arasında, ekin tarlaları ve hayvan otlakları gibi aralık bulunsa, ezan seslerini duysa dahi, buralarda ikamet eden kimselere, Cuma namazı farz olmaz.
Bir ok atımlık mesafe, bir mil ve birkaç mil, bir şey değildir. Yani bunlara bakılarak hüküm verilmemiştir. Bunların bir önemi de yoktur.
Bu görüşü Fâkih Ebû Ca’fer, İmam Âzam ve İmam Ebu Yusuf’tan rivayet etmiştir. Şemsü’l Eimme Halvâni’nin tercih ettiği de bu görüştür.
Bazı âlimler şehrin ikamet sınırını açıklarken bu konuda şunları demiştir; “şehrin ikamet sınırları içinde olan kimselere Cuma farzdır. Şehrin sınırları da, misafir niyetiyle yolculuğa çıkan kimsenin, şehirden ayrılıp misafir sayıldığı ve yolculuktan gelip mukim sayıldığı mekandır. Bu da şehre bitişik kabristan veya şehrin kenar mahalleri ve şehre uzaklığı bir ok atımı mesafeden az avlularından ayrıldıktan sonra, artık kişi misafir hükmünü alır. Hatta oturduğu yer şehre yakın olsun, uzak olsun, hüküm değişmez, ezan sesini duysa bile, bu sınırların dışında kalan kimselere, Cuma namazı farz olmaz.”
Bu görüş en sahih görüştür. Bunun hilafına söylenen görüşler, her ne kadar sahih denilse de, amel edilmez.
İmdad adlı kitabın sahibi de şunları söylemektedir; “ bu konuda gelen hadisin, eserin nassıyla ve Ebu Hanife, iki arkadaşı ve tercih ehli muhakkik âlimlerden gelen, ezan sesinin ulaşmasına, bir ok atımı mesafeye ve millere önem verilmediği ve bunlar bir anlam ifade etmedikleri rivayetini, sen biliyorsun. Bu sebeple de,her ne kadar sahih denilse de, bu görüşe muhalefet eden görüşleri almaman gerekir.
Nitekim Bedâi’de gelen “cumaya gitmesi ve ehliyle tekellüfsüz gecelemesi mümkün olan bir kimseye, Cuma namazı vacip olur” sözünden anlaşılan, “sefer niyetiyle bu sınırı aşan kimse, seferi sayılır” manası çıkar ki, bu takdirde de, şayet vacip olsa, misafir üzerine de Cuma namazı vacip olacaktı, bu ise nassın hilafına bir görüştür. (2)
Hâniye adlı kitapta bu konuda şunları söylemektedir; “şehrin etraflarından bir yerde ikamet eden kimse, oturduğu yerle şehrin binaları arasında ekinlerden olan bir aralık varsa, her ne kadar ezan sesi kendisine ulaşsa dahi, o kimseye Cuma namazı farz değildir. Şehirden uzaklığın, bir ok atımı mesafesi veya bir mil olmasının hiçbir önemi yoktur. Bu görüşü Ebu Câfer, imameynden nakl etmiştir. İmam Halvâni’nin tercihi de budur.
Netice olarak, âlimler, şehirliye Cuma namazının farz olacağını bildirmişler, fakat şehirden ayrı, fakat şehre yakın yerlerde yaşayan kimselere, cuma namazının farz olup olmadığı hususunda farklı görüşler belirtmişlerdir. Bazı âlimler şehri geçtikten bir fersah(bu görüş de, fetvâ için tercih olunmuştur.) mesafe içinde kalanlara Cuma namazı farz olur derken, bazı âlimler de, 2 fersah, bazıları, 3 mil mesafe içinde yaşayanlara cuma farz olur görüşündedirler. Bir mil veya iki mil, Ebu Yusuf'tan rivayet olunmuştur.(Tâtârhâniye 1/533) Bazı âlimler de, şehirde minareden okunan en yüksek ezan sesinin işitilip işitilmemesine bakmışlardır. Ezan sesi işitiliyorsa, Cuma farz işitilmiyorsa, farz değil demişlerdir. Bu görüş İmam Muhammed’in görüşü olup, bununla fetvâ verilmiştir. .
Tercih ehli muhakkik âlimler ise, bunlara hiç önem vermemiş ve şehirden ayrılıp misafir sayılacak ve misafir iken, mukim sayılacak mekan sınırını dikkate almışlar, bu sınırın içinde kalanlara Cuma namazı farz, bu sınırın dışında kalanlara ise farz değildir demişlerdir. Üstelik bu görüşü, Fâkih Ebû Ca’fer, İmam Âzam ve İmam Ebu Yusuf’tan ayrıca imameynden de rivayet etmiştir. Şemsü’l Eimme Halvâni’nin tercih ettiği de bu görüştür. Kadıhân’da da bunun gibidir.
İbn-i Âbidin dahi,fıkıh metinlerin zâhirinin bu olduğunu belirtmekte ve Mi’rac adlı kitaptan şu görüşü nakl etmiştir. “bu konuda denilen sözlerin en sahihi, bu görüştür”
Şu da unutulmamalıdır ki, o günlerde(fetvaların verildiği dönem) hopörlör yoktu ve ezan yüksek bir yere çıkılıp öyle okunuyordu. Hopörlör 1924-25 yılları arasında bulunmuştur.
Daha geniş bilgi için kaynaklara bakılabilir.

Kaynaklar

وَمَنْ كَانَ مُقِيمًا بِمَوْضِعٍ بَيْنَهُ وَبَيْنَ الْمِصْرِ فُرْجَةٌ مِنْ الْمَزَارِعِ وَالْمَرَاعِي نَحْوُ الْقَلَعِ بِبُخَارَى لَا جُمُعَةَ عَلَى أَهْلِ ذَلِكَ الْمَوْضِعِ وَإِنْ كَانَ النِّدَاءُ يَبْلُغُهُمْ وَالْغَلْوَةُ وَالْمِيلُ وَالْأَمْيَالُ لَيْسَ بِشَيْءٍ هَكَذَا فِي الْخُلَاصَةِ
هَكَذَا رَوَى الْفَقِيهُ أَبُو جَعْفَرٍ عَنْ أَبِي حَنِيفَةَ وَأَبِي يُوسُفَ - رَحِمَهُمَا اللَّهُ تَعَالَى - وَهُوَ اخْتِيَارُ شَمْسِ الْأَئِمَّةِ الْحَلْوَانِيِّ، كَذَا فِي فَتَاوَى قَاضِي خَانْ
الشاملة الهندية 1\145
(هو داخل في حد الاقامة بها) اى بالمصر : و هو المكان الذي من فارقه بنية السفر يصير مسافرا و من وصل اليه يصير مقيما (في الاصح) كربض المصر و فنائه الذي لم ينفصل عنه بغلوة كما تقدم , و لا يجب على من كان خارجه . و لو سمع النداء من المصر سواء كان سواده قريبا من المصر او بعيدا على الاصح فلا يعمل بما قيل بخلافه و ان صحح
قال في الشرح: تنبيه , قد علمت بنص الحديث و الاثر و الرواية عن ائمتنا ابيي حنيفة و صاحبيه و اختيار المحققين من اهل الترجيه انه لا عبرة ببلوغ النداء و لا بالغلوة و الاميال , و انه ليسس بشئ , فلا عليك من مخالفة غيره و ان ذكر تصحيحه ...فمنه ما في البدائع انه ان امكن ان يحضر الجمعة و يبيت باهله من غير تكلف يجب عليه اى لان من تجاوز هذا الحد بنية السفر كان مسافرا فلو وجبت ثمة لوجبت على المسافر و هو خلاف النص
حاشية طحطاوي على مراقى الفلاح شرح نور الايضاح 412 (2)
(وَشُرِطَ لِافْتِرَاضِهَا) تِسْعَةٌ تَخْتَصُّ بِهَا (إقَامَةٌ بِمِصْرٍ) وَأَمَّا الْمُنْفَصِلُ عَنْهُ فَإِنْ كَانَ يَسْمَعُ النِّدَاءَ تَجِبُ عَلَيْهِ عِنْدَ مُحَمَّدٍ وَبِهِ يُفْتَى كَذَا فِي الْمُلْتَقَى، وَقَدَّمْنَا عَنْ الْوَلْوَالِجيَّةِ تَقْدِيرُهُ بِفَرْسَخٍ وَرَجَّحَ فِي الْبَحْرِ اعْتِبَارَ عَوْدِهِ لِبَيْتِهِ بِلَا كُلْفَةٍ
(قَوْلُهُ يَسْمَعُ النِّدَاءَ) أَيْ مِنْ الْمَنَابِرِ بِأَعْلَى صَوْتٍ كَمَا فِي الْقُهُسْتَانِيِّ (قَوْلُهُ وَقَدَّمْنَا إلَخْ) فِيهِ أَنَّ مَا مَرَّ عَنْ الْوَلْوَالِجيَّةِ فِي حَدِّ الْفِنَاءِ الَّذِي تَصِحُّ إقَامَةُ الْجُمُعَةِ فِيهِ وَالْكَلَامُ هُنَا فِي حَدِّ الْمَكَانِ الَّذِي مَنْ كَانَ فِيهِ يَلْزَمُهُ الْحُضُورُ إلَى الْمِصْرِ لِيُصَلِّيَهَا فِيهِ نَعَمْ فِي التَّتَارْخَانِيَّة عَنْ الذَّخِيرَةِ أَنَّ مَنْ بَيْنَهُ وَبَيْنَ الْمِصْرِ فَرْسَخٌ يَلْزَمُهُ حُضُورُ الْجُمُعَةِ، وَهُوَ الْمُخْتَارُ لِلْفَتْوَى (قَوْلُهُ وَرَجَّحَ فِي الْبَحْرِ إلَخْ) هُوَ مَا اسْتَحْسَنَهُ فِي الْبَدَائِعِ وَصَحَّحَ فِي مَوَاهِبِ الرَّحْمَنِ قَوْلَ أَبِي يُوسُفَ بِوُجُوبِهَا عَلَى مَنْ كَانَ دَاخِلَ حَدِّ الْإِقَامَةِ أَيْ الَّذِي مَنْ فَارَقَهُ يَصِيرُ مُسَافِرًا وَإِذَا وَصَلَ إلَيْهِ يَصِيرُ مُقِيمًا، وَعَلَّلَهُ فِي شَرْحِهِ الْمُسَمَّى بِالْبُرْهَانِ بِأَنَّ وُجُوبَهَا مُخْتَصٌّ بِأَهْلِ الْمِصْرِ وَالْخَارِجُ عَنْ هَذَا الْحَدِّ لَيْسَ أَهْلَهُ. اهـ.
قُلْت: وَهُوَ ظَاهِرُ الْمُتُونِ. وَفِي الْمِعْرَاجِ أَنَّهُ أَصَحُّ مَا قِيلَ. وَفِي الْخَانِيَّةِ الْمُقِيمُ فِي مَوْضِعٍ مِنْ أَطْرَافِ الْمِصْرِ إنْ كَانَ بَيْنَهُ وَبَيْنَ عُمْرَانِ الْمِصْرِ فُرْجَةٌ مِنْ مَزَارِعَ لَا جُمُعَةَ عَلَيْهِ وَإِنْ بَلَغَهُ النِّدَاءُ وَتَقْدِيرُ الْبُعْدِ بِغَلْوَةٍ أَوْ مَيْلٍ لَيْسَ بِشَيْءٍ هَكَذَا رَوَاهُ أَبُو جَعْفَرٍ عَنْ الْإِمَامَيْنِ وَهُوَ اخْتِيَارُ الْحَلْوَانِيِّ وَفِي التَّتَارْخَانِيَّة ثُمَّ ظَاهِرُ رِوَايَةِ أَصْحَابِنَا لَا تَجِبُ إلَّا عَلَى مَنْ يَسْكُنُ الْمِصْرَ أَوْ مَا يَتَّصِلُ بِهِ فَلَا تَجِبُ عَلَى أَهْلِ السَّوَادِ وَلَوْ قَرِيبًا وَهَذَا أَصَحُّ مَا قِيلَ فِيهِ اهـ وَبِهِ جَزَمَ فِي التَّجْنِيسِ. قَالَ فِي الْإِمْدَادِ: تَنْبِيهٌ قَدْ عَلِمْت بِنَصِّ الْحَدِيثِ وَالْأَثَرِ وَالرِّوَايَاتِ عَنْ أَئِمَّتِنَا الثَّلَاثَةِ وَاخْتِيَارِ الْمُحَقِّقِينَ مِنْ أَهْلِ التَّرْجِيحِ أَنَّهُ لَا عِبْرَةَ بِبُلُوغِ النِّدَاءِ وَلَا بِالْغَلْوَةِ وَالْأَمْيَالِ فَلَا عَلَيْك مِنْ مُخَالَفَةِ غَيْرِهِ وَإِنْ صَحَّحَ اهـ.
ابن عابدين 2\153

Cuma Namazı konusunda diğer sorular