İçeriğe geç
Veciz Fetvalar
Cuma Namazı

Soru

Cuma namazından sonra zühr-i âhir namazı kılmak gerekir mi?

Cevap

Görüntülenme:17
CEVAP: Zühr kelimesi lügatte, güneşin zeval vakti ve öğle, zühr-i âhir ise son öğle manasına gelmekle birlikte, fıkıh terimince de Cuma namazından sonra kılınan ve Cuma kabul olmadığı takdirde o günün öğle namazının yerini tuttuğu kabul edilen dört rekatlı namazdır.

 

İslamın ilk yıllarında Cuma namazının arkasından kılınan bu şekilde bir namazın olmadığını hemen belirtelim.  Çünkü, şehirler küçük, Müslümanların sayısı da az olmakla birlikte sahaber(r.anhüm) hayatta olmalarıyla içtihâdi meseleler, bir sonraki asra göre yoğun değildi.  Ne zaman ki, şehirler büyümüş, Müslümanların feth ettiği yerler çoğalmış, özellikle de bir şehirde cuma namazı kılınan yerlerin adedi artmış, halifelerin veya amirlerin Cuma namazını kıldırmaları gerekip gerekmediği gibi ümmetin arasında zıt fikirlerin çıkması vb. nedenlerle, farz olan Cuma namazından sonra kılınan o günün son öğle namazı kılınmasının önemi ve zorunluluğunun olup olmadığı meselesi ortaya çıkmıştır.  İslamın ilk yıllarında  peygamber(s.a.v.) ve dört halife zamanında bir belde de bir yerde cuma namazı kılınıyordu. Hatta, Halife olan Hz.Ömer (r.anh) bazı valilerine gönderdiği mektupta “namazlarınızı cemaatla mescidlerinizde kılınız.  Cuma günü olduğu zaman da toplanıp bir imamın arkasında Cuma namazını eda ediniz” demiştir(1).

 

Zühr-i âhir namazının kılınışı, Cuma namazının sıhhati şartlarının oluşup oluşmadığıyla ilgili olmasından dolayı ilk önce Cuma namazının sıhhatinin şartlarını kısaca bilmek gerekmektedir. Bunlar, vaktin girmiş olması, Cuma namazını eda edebilecek sayıda  cemaatın bulunması(bu sayı, mezhepler arasında farklıdır), kılınacak yerin şehir veya şehir hükmünde olması ve bir yerde kılınması, camide veya cami hükmünde olan bir yerde kılınması,Cuma namazının kılınması için idarecinin veya onun izin verdiği kimseler tarafından kıldırılması, idareci tarafından genel iznin olması(bu sadece Hanefilerde vardır), hutbe okunmasıdır(2). Yukarıda sayılan Cuma namazının sıhhat şartlarında mezhepler arasında farklı görüşlerin bulunduğu unutulmamalıdır. Fakat bizim buradaki maksadımız, bu farklılıklara temas etmekten öte, zühr-i âhir namazının kılınmasının gerekliliğinin olup olmamasıdır.

 

Zühr-i âhir namazının tâbiun zamanında ele alındığı, bu konuda fetvalar verildiğini görmekteyiz.  Tâbiundan olan İmam-ı Âzam bunun bir örneğidir.  Bir şehirde veya bir yerleşim yerinde birden fazla yerde cuma namazının kılınamayacağı hakkında farklı görüşler vardır.  Esasen bir yerde kılınması şartı, Cuma kelimesinin, toplanma ve bir araya gelme manasına gelmesi itibarıyla, cumanın hedefinde var olan, bir yerde haftada bir müslümanların islami vaaz üzerinde buluşması, birlik ve bütünlüğün pekiştirilmesi ve Müslümanların birbirleriyle tanışma hedefini gütmesinden(3) kaynaklanmakla birlikte, eğer ki bir ihtiyaç yok iken Cuma namazı bir den fazla yerde kılınırsa, bu maksadın oluşmadığı, Müslümanların çeşitli yerlerde birleşmesinin bir fayda hasıl etmeyeceği(4) ve fitneye düşme (5)endişesi de bu konuda önemli etken olmaktadır.

 

İmam-ı Âzam’a göre, bir belde de ancak bir yerde cuma namazı kılınabilir.  Yine ona atfedilen ikinci görüşüne göre, bir çok yerde kılınmasının câiz olmasıdır(6). İmam Muhammed’e göre, bir belde de Cuma namazı birden fazla camide kılınabilir.  İmam Ebu Yusuf da, eğer şehrin ortasından bir nehir geçiyor veya şehir büyük olupta yaşlı ve zayıf kişilerin Cuma namazının eda edildiği yere gitmelerinde zorluk oluyorsa, o belde de ancak iki yerde Cuma namazı kılınabilir.  Böyle bir özür yoksa, bir yerde Cuma namazı kılınabilir(7). 

 

İmam- Âzam’dan rivayet edilen iki görüşün muteberliği(sahihliği) alimlerce farklıdır. 

Bazı alimler, bunlardan Timurtaşî, Tahavî ve Muhtar sahibi, İmam-ı Âzam’dan rivayet edilenin sadece bir yerde Cuma namazının kılınabileceği görüşünü nakl etmişler, hatta Itâbî de ezher görüş olarak kabul etmiştir.  Bedâyi’nin nakl ettiğine göre, Zahirü’l Rivâye’de bir belde de ancak iki yerde Cuma namazının kılınabileceği, ikiden fazla yerde kılınmasının câiz olmadığıdır.  Nehir’de ve Hâvil Kudsî’de de ‘’fetva bunun üzerinedir’’ demişlerdir.(8)

Cevâmiu’l Fıkh adlı kitapta da İmam-ı Âzam’dan iki farklı görüşe dikkat çektikten sonra “İmam-ı Âzam’dan ezher(en açık) görüşe göre, iki yerde Cuma namazının câiz olmadığıdır. Eğer iki yerde namazı kılsalar, namaza önce başlayanların cuması sahih olur.  Kimin önce başladığı bilinmez ise veya her ikiside birlikte başlasa, namazları fasid olur” denilmiştir(9). 

 

 

Yukarıdaki alimlerin görüşlerine Reddi’l Muhtar’ın hâşiyesinde yer veren Merhum İbn-i Âbidin ” O halde bu(cumanın bir yerde kılınması), mezhepte itimat olunan bir görüştür.  Zayıf bir görüş değildir.  Bu sebeble Şerhü’l Meniyye’de “evlâ olan ihtiyatlı davranmaktır(ihtiyattan maksad, cumadan sonra zühr-i âhir namazı kılmayı kastetmektedir).  Çünkü, Cuma namazının  bir şehir veya belde de birden fazla yerde kılınması ve kılınmaması konusunda, alimlerin arasındaki ihtilaf, basit ve zayıf değil, aksine kuvvetli bir ihtilaf olduğu gibi, zaruriyetten dolayı birden fazla yerde kılınmasının sahih olduğu fetvâsı da, takva yönünden ihtiyatın meşruluğunu da men etmez” denilmektedir. Şayet bu görüş zayıf bile olsa, ihtilaftan çıkmak evladır ki, hele hele imamlar arasında böyle zıt görüşler varken nasıl cumadan sonra zühr-i âhir namazı kılınmasın? 

Hadis de “Şüphelerden sakınan dinini ve ırzını korumuştur” buyurulmaktadır.  Bu sebeble, bazı âlimler bu konuda fetvâ olmadığı halde hayatı boyunca kılmış olduğu namazı tekrar kazasını yapan kimselere bunun  mekruh olmadığını, çünkü o kimse ihtiyatı aldığını söylemişlerdir.  Gunye’de “eğer namazında müçtehid imamların ihtilaf ettiği bir meseleden dolayı bunu yapmışsa en güzelini yapmıştır” denilmektedir.  Yine Gunye’de bildirildiğine göre Merve halkı kendi beldelerinde iki yerde Cuma namazı kılmaya başladıklarında, imamların câizliği hakkındaki ihtilafların olması sebebiyle, ihtiyaten cumadan sonra dört rekat zühr-i âhir namazını kılmayı imamları emretmiştir.    Maksıdi’nin Fetih’ten nakl ettiğine göre “Cumanın iki rekat farzından sonra, eğer ki kılmış olduğu yerin şehir olmasında veya birden fazla yerde kılınmasında tereddüd ediyorsa, en son vaktine yetiştiğim öğle namazına niyet ederek dört rekat namaz kılması gereklidir” denilmektedir(10). 

 

İmam-ı Ebu Yusuf’a göre, ne peygamber(s.a.v.) ve nede sahabeler zamanında, o kadar yerler feth edildiği halde bir belde de birden fazla yerde Cuma namazı kılmadıkları gibi, kılınabileceğini de söylememişlerdir.Eğer ki, Cuma namazı bir çok yerde kılınsa, o zaman cemaat az olacak ki, bu sözde cemaatın az olmasına sebeb olacağı için câiz olmaz(11).                               

 

 

 

Bazı alimler  fetvânın” bir belde de birden fazla yerde Cuma namazının kılınabileceği üzerinedir” demişlerdir.  Bu görüşü savunan âlimlere göre, İmam-ı Âzam ve İmam-ı Muhammed’in görüşleri de bu şekilde olduğunu ve sahih(esah) olanında bu olduğunu söylemişlerdir.  Sebeb olarakta, büyük şehirlerde insanların bir yerde toplanmalarının onlar üzerine zor geleceği gösterilmektedir(12).  Bu konuda ki, İmam- Âzam ve İmam-ı Muhammed’in delili, peygamber(s.a.v.)’in şu hadisidir:”Cuma ve bayram namazı ancak şehirde kılınır”.(13) Hadisde mutlak olarak şehir zikr edilmiştir(14).  Eğer bir belde de sadece bir yerde Cuma namazının kılınması şart olsaydı şârî açıklardı, oysa bir hadis dahi yoktur.

 

Tahâvî’ye göre de, eğer ihtiyaç varsa birkaç yerde Cuma namazı kılınabilir.  Bu görüşte olan âlimler ihtiyaç kelimesini, bir mekanda insanların toplanmasının güç ve zor olması, şehrin büyük olması ve insanların kalabalık olmasıyla camiinin dar gelmesi(15) ve namaza geleceklerin çoğuna mesafenin uzak olmasıyla açıklamışlardır.

 

Dikkat edilirse Hanefi cephesinde dört görüş kendisini göstermektedir. Cumanın bir şehir veya belde de sadece bir yerde kılınabileceği, ihtiyaç dahilinde iki yerde kılınabileceği, ihtiyaç sebebiyle ikiden daha fazla yerde kılınabileceği, ister ihtiyaç olsun ister olmasın bir çok yerde kılınabileceğidir(16).  Her görüş içinde fetvâ verildiğini görmekteyiz.  Kişinin kabrinde ilk sualinin  namaz gibi ehemmiyetli amel olması(17) hesabıyla, alimler ihtiyatlı davranmaya teşvik etmişler ve imamlar arasındaki ihtilaflı meselelerde, ihtilafı gözetmenin müstehap olduğunu, dolayısıyla cumadan sonra zühr-i âhir namazı kılmanın bir zararı olmadığı, Cuma sahih olursa o namazın nafile olacağını, Cuma sahih olmaz ise o günün öğle namazı yerine geçeceğini söylemişlerdir.  Mezhep içindeki bu kadar bir ihtilaflı mesele, kişiyi ister istemez ihtiyatlı davranmaya sevk etmeli ve cumanın kılındığı yer küçük olup sadece bir yerde Cuma namazı kılınıyorsa zühr-i âhir namazı kılmamalı-bu durumda alimlerin ittifakıyla kılmak haramdır(18)- eğer kılınan yerde iki veya daha fazla yerde Cuma namazı kılınıyorsa zühr-i âhir namazını kılıp, bu ihtilaflı konuda ihtiyatlı davranmak, her halde en güvenilir yol olmalıdır. Günümüzde yüzbinlerce insanı toplayan mekanların yapıldığı göz önünde bulundurulmalı, bir de kimi camiler cuma namazında hınca hınç doluyken kimi camilerde ancak yarısı dolmakta ve ihtiyaç için verilen bu fetvanın ne derece geçerli olduğu düşünülmelidir.  İşte, zühr-i âhir namazının günümüzde kılınması gerekliliğinin bir boyutunuda, camilerin doluluk ve ihtiyacı karşılama oranlarıyla anlamalı. 

 

Muğnî’de nakl edildiğine göre, Basra halkına Cuma namazında büyük camileri kendilerine yeterli gelmeyince Atâ’nın onlara birden fazla yerde cumanın kılınmasına ihtiyaçtan dolayı fetva vermiştir.  Birden fazla yerde kılınmasının peygamber(s.a.v.) ve halifeler(r.anhüm) zamanında yoktu.  Çünkü, ihtiyaç duyulmamıştır.  Hükümlerin isbatı, delilsiz hüküm vermekle câiz olmaz.  Eğer ihtiyaç olmadan bir belde de iki yerde Cuma kılınırsa, imamın kıldırdığı sahih diğeri batıldır(19).

 

Şâfîlere göre, bir şehirde birden fazla yerde Cuma namazı kılınamaz. Eğer ki, mescit veya cami cemaate dar gelmesi gibi bir ihtiyaçtan dolayı Cuma, birden fazla yerde kılınması câizdir. Bu halde ihtiyat olarak cumadan sonra zühr-i âhir namazı kılmak sünnettir.  Yukarıda belirtilen ihtiyaç yokken Cuma namazı birden fazla yerde kılınırsa, kılınan cumalardan hangisi önce ise o sahih, diğerleri batıldır(20).                               

Şâfî alimi olan Sübki’nin beyanını göre, ekser alimin görüşü cumanın bir belde de bir yerde kılınmasıdır(21)

 

Mâlikiler göre, bir belde de ihtiyaç olmadıkça bir yerde cuma namazı kılınır.  Birden fazla yerde kılınırsa en eski camide kılınan Cuma sahihtir.  Eskiden maksad, o belde de cumanın ilk kılındığı yerdir. İhtiyaç varsa, birkaç yerde kılınabilir(22).     

 

Hanbeliler göre, ihtiyaç olmaksızın bir belde de sadece bir yerde Cuma kılınabilir.  Birden fazla yerde kılınırsa, amirin izin verdiği camide Cuma sahih olur.  İhtiyaç var ise amir ister izin versin ister vermesin Cuma birkaç yerde kılınabilir(23).

 

İhtiyaçtan maksad, şehrin büyük olup birkaç camiye ihtiyaç olması, o belde insanları arasında düşmanlık olması ve fitnenin çıkmasından korkulması veya şehir çok geniş olup etrafı birbirine çok uzak olma durumlarıyla açıklanmaktadır. 

 

Eğer ki, ihtiyaç iki yerde Cuma namazı kılınmakla giderilebilirse, üçüncü yerde kılmak câiz olmadığı gibi üçüncü yerde ihtiyaç tamamlanırsa dördüncü yerde kılmak câiz değildir.

Zühr-i âhir namazı, bir şehir de ihtiyaç olmadan birkaç yerde Cuma namazı kılınırsa vacip,  yalnız ihtiyaç olan yerlerde kılınırsa müstehap, birkaç yerde Cuma namazı kılınması ihtiyaçtan dolayı mı yoksa ihtiyaçtan dolayı değil mi bilinmez ise yine müstehap, bir belde de sadece bir yerde Cuma namazı kılınırsa o takdirde zühr-i âhir namazı kılmak haram olur(24).

 

 

Şu halde günümüzde bir belde de veya şehirde ihtiyaç miktarı cami tayin edilebiliniyor mu?  Bu durum bile bize ihtiyatlı davranıp, zühr-i âhir namazı kılmanın ne kadar ehemmiyetli olduğunun altını çizmeye yeterli olduğunu göstermektedir.

 

 

Zühr-i âhir namazını, üzerinde kaza namazı olan kimse aynı farz gibi kılar. Çünkü, eğer Cuma namazı sahih olmuşsa o namaz, her halukarda farz namazı yerine geçer.  Üzerinde kaza namazı olmayan ise sünnet gibi, yani son iki rekatta fatihadan sonra zammı sûre okur ve Cuma sahih olmuşsa, nafile yerine geçer.  Çünkü, nafile namazların da üçüncü ve dördüncü rekatte zammı sure okunması, o namaza bir zarar vermediği gibi, anılan rekatlerde zammı sure okumak vaciptir(25)

 

Fakat zühr-i âhir namazını kılan kimse, kılmayana, niçin kılmıyorsun diye azarlamamalı ve karışmamalıdır. Kılmayan kimse de, kılanı kınamamalı ve yaptığı işi çirkin görmemelidir.

Kaynaklar

1-El-Mizânü’l Kübra s:140
2-Geniş bilgi için bkz, Dürrü’l Muhtar c:2 s:136 vd. Fethü’l Kadîr c:2 s:49 vd.
3-Yeseluneke fid dini vel hayat c:1 s:86,
4- Mezâhibü’l Erbaa c:1 s:385
5-El-Mizânü’l Kübrâ a.g.e.
6-El-Binâye c:2 s:846
7-Mebsut c:2 s:121
8-Kenz-Babü’l Cuma
9-El-Binâye a.g.e.
10-İbn- Âbidin Hâşiyet-ü Reddü’l Muhtar alâ Dürrü’l Muhtâr Şerh-i Tenvîrü’l Ebsâr c:2 s:145-146
11-Mebsut 2/121
12-Bahr 2/154, Dürrü’l Muhtâr 2/145
13-Mebsut 2/120
14-Bahr 2/154
15-El-Mizânü’l Kübrâ a.g.e
16-İbn-i Âbidin a.g.e. 2/145
17-İbn-i Âbidin a.g.e. 1/350
18-El-Fıkhi’l İslam Vehbe Züheyli 2/310
19-Muğnî 3/66
20-Mez3ahibü’l Erbaa 1/385, Vehbe Züheyli a.g.e. 2/310
21-İbn-i Âbidin a.g.e. 1/45
22-Vehbe Züheyli a.g.e.
23-Mezâhibü’l Ebaa a.g.e.
24-Vehbe Züheyli 2/279-80-81
25-İbn-i Âbidin a.g.e. 2/146-147

Cuma Namazı konusunda diğer sorular