Soru
Evimizde gümüşten kaplar var. Bunlardan yemek yapmak ve yemek câiz midir?
Cevap
Görüntülenme:12
Altından ve gümüşten yapılmış kaplardan yemek, içmek, yağlanmak ve koku sürünmek, erkek, kadın ve çocuklara mekruhtur.
Bu durum mesela altından bir yağdanlık var. Eğer yağı kaptan başına ve bedenine dökerse, mekruhtur. Fakat elini o kabın içine sokar, ondan yağ çıkarır ve elindeki yağı da bedenine sürerse, bu takdirde bunda bir sakınca yoktur.
Altın veya gümüş kaptan yiyeceği alıp, ekmeğinin üzerine koyar veya buna benzer şeyler yaparsa, bunda da bir sakınca yoktur.
Gümüş bir yağdanlık kullanmak mekruhtur. Bu nedenle böyle bir kabın içinden yağı avuç içine dökerek sonrada bu yağı saçı ve sakalına sürmesi d e mekruhtur.
Böyle kaplardan bir kimsenin elini sokarak içinden aldığı şeyleri kullanmasında bir sakınca yoktur. Fakat bunların içindekilere elini girdirmeden, başına dökerek kullanması mekruhtur.
Bu durum mesela altından bir yağdanlık var. Eğer yağı kaptan başına ve bedenine dökerse, mekruhtur. Fakat elini o kabın içine sokar, ondan yağ çıkarır ve elindeki yağı da bedenine sürerse, bu takdirde bunda bir sakınca yoktur.
Altın veya gümüş kaptan yiyeceği alıp, ekmeğinin üzerine koyar veya buna benzer şeyler yaparsa, bunda da bir sakınca yoktur.
Gümüş bir yağdanlık kullanmak mekruhtur. Bu nedenle böyle bir kabın içinden yağı avuç içine dökerek sonrada bu yağı saçı ve sakalına sürmesi d e mekruhtur.
Böyle kaplardan bir kimsenin elini sokarak içinden aldığı şeyleri kullanmasında bir sakınca yoktur. Fakat bunların içindekilere elini girdirmeden, başına dökerek kullanması mekruhtur.
Kaynaklar
يُكْرَهُ الْأَكْلُ وَالشُّرْبُ وَالْأَدْهَانُ وَالتَّطَيُّبُ فِي آنِيَةِ الذَّهَبِ وَالْفِضَّةِ لِلرِّجَالِ وَالصِّبْيَانِ وَالنِّسَاءِ كَذَا فِي السِّرَاجِيَّةِ.
وَهَذَا إذَا كَانَ يَصُبُّ الدُّهْنَ مِنْ الْآنِيَةِ عَلَى رَأْسِهِ أَوْ بَدَنِهِ أَمَّا إذَا أَدْخَلَ يَدَهُ فِي إنَاءٍ وَأَخْرَجَ مِنْهَا الدُّهْنَ، ثُمَّ اسْتَعْمَلَهُ فَلَا بَأْسَ بِهِ، وَكَذَلِكَ إذَا أَخَذَ الطَّعَامَ مِنْ الْقَصْعَةِ وَوَضَعَهُ عَلَى خُبْزٍ أَوْ مَا أَشْبَهَ ذَلِكَ، ثُمَّ أَكَلَ لَا بَأْسَ بِهِ، كَذَا فِي الْمُحِيطِ.
وَيُكْرَهُ أَنْ يَدْهُنَ رَأْسَهُ بِمَدْهَنٍ فِضَّةٍ، وَكَذَا إنْ صَبَّ الدُّهْنَ عَلَى رَاحَتِهِ، ثُمَّ يَمَسُّهُ عَلَى رَأْسِهِ أَوْ لِحْيَتِهِ
ثُمَّ الَّذِي اتَّخَذَ مِنْ الْفِضَّةِ مِنْ الْأَوَانِي كُلُّ مَا أَدْخَلَ يَدَهُ فِيهِ وَأَخْرَجَ، ثُمَّ اسْتَعْمَلَ لَا بَأْسَ وَكُلُّ مَا يَصُبُّ مِنْ الْآنِيَةِ مِثْلُ الْأُشْنَانِ وَالدُّهْنِ وَالْغَالِيَةِ وَنَحْوِهِ فَكَانَ مَكْرُوهًا، كَذَا فِي الْحَاوِي لِلْفَتَاوَى
الشاملة الهندية 5\334
وَهَذَا إذَا كَانَ يَصُبُّ الدُّهْنَ مِنْ الْآنِيَةِ عَلَى رَأْسِهِ أَوْ بَدَنِهِ أَمَّا إذَا أَدْخَلَ يَدَهُ فِي إنَاءٍ وَأَخْرَجَ مِنْهَا الدُّهْنَ، ثُمَّ اسْتَعْمَلَهُ فَلَا بَأْسَ بِهِ، وَكَذَلِكَ إذَا أَخَذَ الطَّعَامَ مِنْ الْقَصْعَةِ وَوَضَعَهُ عَلَى خُبْزٍ أَوْ مَا أَشْبَهَ ذَلِكَ، ثُمَّ أَكَلَ لَا بَأْسَ بِهِ، كَذَا فِي الْمُحِيطِ.
وَيُكْرَهُ أَنْ يَدْهُنَ رَأْسَهُ بِمَدْهَنٍ فِضَّةٍ، وَكَذَا إنْ صَبَّ الدُّهْنَ عَلَى رَاحَتِهِ، ثُمَّ يَمَسُّهُ عَلَى رَأْسِهِ أَوْ لِحْيَتِهِ
ثُمَّ الَّذِي اتَّخَذَ مِنْ الْفِضَّةِ مِنْ الْأَوَانِي كُلُّ مَا أَدْخَلَ يَدَهُ فِيهِ وَأَخْرَجَ، ثُمَّ اسْتَعْمَلَ لَا بَأْسَ وَكُلُّ مَا يَصُبُّ مِنْ الْآنِيَةِ مِثْلُ الْأُشْنَانِ وَالدُّهْنِ وَالْغَالِيَةِ وَنَحْوِهِ فَكَانَ مَكْرُوهًا، كَذَا فِي الْحَاوِي لِلْفَتَاوَى
الشاملة الهندية 5\334