İçeriğe geç
Veciz Fetvalar
Muhtelif Konular

Kur’an’da “Gafur” ismi önce ve sonrasında da “Rahim” isimleri beraber geldiği halde, Sebe suresinin ikinci ayetinin sonunda “Rahim” ismi önce, “Gafur” ismi sonra gelmesinin hikmetlerinden biri ne olabilir?

YazıAlıntıGörüntülenme:5

CEVAP: Gafûr isminin, Kur’ân-ı Kerîm’in doksan bir yerinde çoğunlukla diğer isimlerle birlikte kullanıldığını ifade etmiştik. Kur’ân’ın sadece iki yerinde tek başına kullanılan bu isim, yetmiş iki yerde Rahîm, altı yerde Halîm, dört yerde Afûv, üç yerde Şekûr, iki yerde Azîz ve birer yerde de Vedûd ve Rab isimleriyle birlikte kullanılmıştır. Gafûr ismi hem mekkî, hem de medenî âyetlerde bazen marife, bazen de nekra formunda gelmiştir.

Gafûr ve Rahîm: Müfessirler bu iki ismin, “Gafûr-Rahîm” şeklinde sıralanışında bir münâsebet olduğuna dikkat çekerek şöyle demişlerdir: Çirkin olan şeyin izalesi, güzellikle donatmadan önce olmalıdır. Bu yüzden, çirkin olan günahları temizlemek anlamında mağfirete delâlet eden Gafûr ismi önce, nimetlerle donatma anlamına gelen ve rahmete delâlet eden Rahîm ismi ise sonra gelmiştir. Zerkeşî (v. 805/1403) ise bu sıralama hakkında şunları söylemektedir: “Mağfiret, selâmettir; rahmet ise zahmetsiz kazançtır. Kazançtan önce selâmet, arzu edilen (matlub) bir durumdur.” Bu bakımdan, mağfirete delâlet eden Gafûr ismi, kullara kazançlar vermesine delâlet eden Rahîm isminden önce gelmiştir. Âyetlerin sonlarında gelen her bir esmâ-i hüsnânın, zikredildiği bağlamla sıkı münâsebetini Gafûr-Rahîm isimlerinin birlikte geçtiği âyetlerde de görmekteyiz.  Buna örnek olarak şu âyetleri zikredebiliriz:

Rabbimiz! İçlerinden onlara bir peygamber gönder; onlara âyetlerini okusun, kitabı ve hikmeti öğretsin ve onları her kötülükten arındırsın. Şüphesiz, sen mutlak güç sâhibisin, hüküm ve hikmet sâhibisin.(Bakara, 129)

  Rabbim! Çünkü o putlar insanlardan birçoğunu saptırdılar. Artık kim bana uyarsa, o bendendir. Kim de bana karşı gelirse, şüphesiz sen çok bağışlayan, çok merhamet edensin.(İbrahim-36)

Bu iki âyetin sonları gösteriyor ki, her bir isim, zikredildiği yere münâsiptir. Hz. İbrahim’in talep ettiği vasıfları haiz bir peygamberin gönderilmesi ancak benzersiz, güçlü, hükümran ve izzetli birinin gücüyle mümkünken; risâlet görevinin, yaratılanlar içinde en şerefli ve değerli birisine verilmesi de ancak hikmet ile mümkündür. Dolayısıyla birinci âyetin sonunda Azîz ve Hakîm isimleri zikredilmiştir. İkinci âyette de, Allah’ın af ve merhametini celbetmekten söz edildiği için Gafûr ve Rahîm isimleri getirilmiştir.

Rahîm ve Gafûr: Sadece Sebe’ sûresinin 2. âyetinde, Rahîm ismi Gafûr isminden önce gelir. Bu iki ismin “Gafûr-Rahîm” şeklindeki sıralanışında bir münâsebet olduğu gibi, “Rahîm-Gafûr” şeklindeki sıralanışında da özel anlam taşıyan bir münâsebet olduğunu düşünüyoruz. Nitekim Zerkeşî bu sıralama hakkında -geçtiği âyetin bağlamını da dikkate alarak- şunları söylemektedir: “Allah’ın insanlar ve diğer bütün mahlûkat için koyduğu düzen muntazamdır. Bu da O’nun rahmetinin bir sonucu olup umumî bir durumdur. Allah’ın mağfireti ise tüm mahlûkat içerisinde sadece insanları ilgilendirdiği için hususîlik arz eder. Bu bağlamda umumun, hususun önüne geçmesi daha beliğdir.” Başka bir ifâdeyle, Allah kullarının acziyetini ve zayıflığını görüp merhamet etmektedir. Kul yanlış yaptığı takdirde mağfiret devreye girer ki bu sonraki bir iştir. Durum bu olduğu için âyette Rahîm ismi Gafûr isminden önce zikredilmiştir. Bu âyette Allah’ın rahmetinin büyüklüğü vurgulanarak yere inen ve göğe çıkan şeylerde Allah’ın insana olan rahmetinin tecellisi ortaya konulmaktadır: Allah, yere gireni, yerden çıkanı; gökten ineni ve oraya yükseleni bilir. O, çok merhamet edicidir, çok bağışlayıcıdır. Bildiğimiz ve müşahede ettiğimiz kadarıyla gökten inen şeyler; kar, yağmur, yıldırım, bereket, melekler ve benzeri şeylerdir. Bütün bunların inmesinde Rahmetin rolü büyüktür. Örneğin; yağmur ve karın hepsi gökten kütleler hâlinde veya toptan inseydi yeryüzünde yaşama imkânımız kalmazdı. Hâlbuki yağmurlar çiseleye çiseleye, karlar sere serpe gökten inmektedir. Bütün bunların bu şekilde gerçekleşmesi Rahîm isminin tecellisi iledir. Bu ismin ardından Gafûr isminin getirilmesi bağlamla uygunluk arz eder. Zira bu geniş rahmete ve şefkate karşılık insanlardan şükür yükselmesi lazımken, onlardan isyanlar ve günahlar göğe yükselmekte ve yine de bu isyankâr ve günahkâr kullarını Allah, Gafûr olduğu için affetmektedir. 

Özet olarak bu âyetten anlaşılıyor ki Allah, kullarına karşı nihâyetsiz merhamet sâhibi ve onların kusurlarını affedendir. Eğer yağmurlar çiseleye çiseleye, karlar sere serpe gökten inmekteyse, O, kendisine isyan içinde bir hayat yaşayan kullarını cezalandırmıyorsa, bu O’nun dünya hayatına karışmayışından, dünyada kullarını serbest bırakışından, onları cezalandırmaktan âciz oluşundan değil, aksine kullarına karşı Rahîm ve Gafûr oluşundandır. Kullarına dönüş imkânı, tövbe fırsatı tanımasındandır. Kullarıyla ilişkisini rahmet esasına bina edişindendir.

 

KUR’ÂN’DA “GAFÛR” İSMİ VE GEÇTİĞİ ÂYETLERLE İLGİSİ∗ MAKALESİNDEN

KISALTILARAK ALINMIŞTIR

Abdulbaki GÜNEŞ Prof.Dr. 

Yüzüncü Yıl Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Tefsir Anabilim Dalı Öğretim Üyesi 

Mehmet ALTIN Yrd.Doç.Dr., 

Bitlis Eren Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi Hadis Anabilim Dalı Öğretim Üyesi

DERGİPARK’DAN ALINTIDIR.

GENİŞ BİR KAYNAKÇA İÇİN BU YAZIYA BAKILMALIDIR.

Muhtelif Konular bölümünden